YAZARLAR

Seçilmişlerin kibiri-Ümit Sürmeli-Yeni Meram Gazetesi

Türkiye Cumhuriyeti, üniter yapı üzerine kuruldu.

Türkiye Cumhuriyeti devleti Türkçe konuşan, Türk Bayrağı altında yaşayan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını kabul eden din, dil, ırk farkı gözetilmeden herkesi vatandaş, yurttaş olarak bağrına basmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ATATÜRK; valileri, kaymakamları, bucak müdürlerini halka hizmet etmek ve halk ile devlet arasında köprü olarak iletişim kurmalarını sağlamak için görevlendirmiştir.

Atananlar doğrudan İçişleri Bakanlığı’na bağlıdırlar.

Atananlar, seçilen belediye başkanlarını, muhtarları denetlerler ve yanlış yaptıklarında gereğini yaparlardı.

Atananlar devlet demekti.

Valiler asla siyasi idarenin kuklası olmazdı.

Valiler belediye başkanlarından korkmaz, siyasi iradeden korkmaz, gerekeni yaparlardı.

Hiç unutmuyorum sanırım Beyşehir’de bir festival vardı ve Ankara’dan başbakan yardımcısı (Koalisyon hükümeti dönemi)  devletin resmi aracı içinde ve önünde de temsil ettiği siyasi partinin motorlu gençleri ve parti bayrakları ile festivale katılmıştı.

Başbakan yardımcısı gelince, Konya Valisi de onu valilik aracı ile karşılayıp, festival boyunca eşlik etmişti.

Tören bitti. Başbakan yardımcısı vali beyi aracına davet ederek, Konya’ya aynı araçta gitmeyi teklif etti.

Konya valisi devletin valisi olduğunu unutmadığı için önündeki partili eskortları ve parti bayraklarını göstererek, kendi aracı ile gitmesinin doğru olacağını belirtti.

Türkiye’de Atatürk ve İsmet İnönü dönemi sonrası din-siyaset-tarikat üçlüsü dönemi başlayana dek bu devlet otoritesi sürmüş, seçilmişlerin kibirli dönemi henüz başlamamıştı.

İlk kez yine bir toplantıda Çevre Haftası etkinliği toplantısında Konya Büyükşehir Belediye Başkanı’nın, Konya Valisi salondan ayrılmadan salonu terk ettiğini görmüş ve içim acımıştı.

Bu düpedüz seçilmişliğin kibiri ve devlet adamlığı eksikliğiydi.

Seçilmiş, belediye başkanı olmuş ve büyük bir kibirle odasını vatandaşa kapatmış.

Onun için önemli olan sanayici, parti il ve ilçe başkanları, büyük iş adamları, ticaret ve sanayi oda başkanları, dışarıdan gelen temsilciler, bakanlar ve vekiller.

Özel kalem ise ikinci belediye başkanıdır. Zaten ona ulaşmak yine cebi kalın, ensesi kalınlara özeldir.

Cumhurbaşkanı yeni bir açıklama yaptı:

-Adam vekil olmuş, bakan olmuş, belediye başkanı olmuş seçilmiş, halka tepeden bakıp, kapısını kapatmış bizimle yola devam edemez dedi.

Acaba Konya’nın görünmez, kapısını vatandaşa kapatmış, eleştiri kabul etmez, hatasını söyletmez, görmez, söylemez, duymaz başkanlarını mı duydu? dedim!

Hayvanların başlarına barınakları yıkılır

Kedilerin başına evleri geçirilir

Belediyenin ne kadar sorunlu, raporlu, istenmeyen çalışanı varsa hayvanlara gönderilir, onlarda acılarını az yem, öteleme, kakalama ile hayvanlardan çıkarırlar.

Yeni yer yapılmadan eski yer satılır, satın alanlar hiç acımadan canların canını yakar ama ah!… ah!… şu kibir var ya şu kibir! Seçilmişliğin kibiri… Umursamaz bile.  Evlerini başlarına geçirdiği canlara rağmen yine de rahat rahat uyku uyur, rahat rahat kapısını güçlülere açar, güçsüzleri dinlemez, duymaz.!

Belediyeler yasası seçilmişlerin kibrini artırdı.

Seçim zamanı, ev ev dolaşılır. Seçim biter vatandaş kapıya gelince:

–           Başkan yok!

–           Başkan il dışında!

–           Başkan izinli!

–           Özel kalem ise asla görünmez, not bırakırsın dönmez. Onlar seçilmiş ve kibir yumağıdır.

Biz neler gördük neler…!

Başkanlık bittiği anda etrafında en çok dönenlerin sır olup, arkasından da yaptıkları dedikoduyu, küçümsemeleri….!

Konya ilinin onlarca işsiz için yatırıma ihtiyacı varken, halkın parasıyla yapılan ve gösteriş olsun diye de törenlerle temeli atılan erkekler lokali, kadınlar lokali, 60 bin kişilik kongre salonları, ilim, bilim kongre merkezleri, küçük esnafı bitiren AVM’ler, eğlence yerlerine getirilen kısıtlamalar, Mevlana Meydanı ve taşlaşmış, sevimsizleşmiş görüntüsü, Hacı Veyis Zade Camii’nin önündeki yeşilliğin, kazınıp taşlaştırılması, Valiliğin karşısındaki taş meydan ve ne yaz ne de kış oturamayan vatandaşlar.

En komiği de bir türlü elindeki cihaza rağmen Mevlana Müzesi’nin kapısını bulamayan zavallı yerli turistler!

Selçuklu ve Meram ilçelerindeki ağaçsız, bahçesiz, biri önde, öteki arkada, kimi 10, kimi 15 katlı düzensiz binalar ve Selçuklu ilçesinin çıplak kaldırımları.

Acaba diyorum, belediye başkanları Akyokuş’tan, Konya’yı izleyerek, ağaçsız ve çıplak şehri görünce kendileri ile övünüyorlar mı?

İyi ki eski belediye başkanlarımız seçilmişliğin kibrine kapılıp, halkın sözüne kulaklarını tıkamamışlar ve kaldırımlara her iki metre de bir boz renkli ithal çamları ekmeyip, çınar, akasya, dut gibi Konya iklimine özel ağaçları ekerek, yeşil ve gölgelikli kaldırımlar bırakmışlar.

Mevlana Müzesi’nin içini de benzeteceklerdi ama neyse ki duyarlı birileri çıktı da engelledi

Bir söz vardır.

Ortaya çıktı iş yapacağım diye ama onu da ağzına yüzüne bulaştırdı. Hayvanlar perişan, çalışanlar perişan, yağmur başlarsa yolları perişan, verdiğimiz proje olmuş delik deşik. Ne diyelim üzülür müsünüz? Gurur mu duyarsınız? Umursamaz mısınız?

Sebep olanları vicdanları ile baş başa bırakıyoruz.

Herkesin hesap vereceği bir ilahi adalet var. Biz de sadece ona güveniyor ve sabırla bekliyoruz.

> Yeni Meram >Yazarlar > Seçilmişlerin kibiri
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.