YAZARLAR

Âlimin ölümü, âlemin ölümü gibidir.

Ölüm, Yaradılmışın, Yaradan’a kavuşmasıdır; Şeb’i Arus’dur.

***

Bugün düğün gecesi, Şeb’i Arus’tur.

Hz. Mevlana, ölümü bir düğün gecesine benzetir. O gece sevgiliye kavuşulacaktır. Bu nedenle damatlık, gelinlik

giyilmeli, hazırlanmalı, güzelce yıkanmalı ve hoş kokularla sevgili beklenilmelidir.

Azrail; nikah memuru, kabir; gelin arabası, münker ve nekir nikah tanığıdır.

Hz. Mevlana Mesnevi’sinde der ki;

Ölüm günümde tabutum yürüyüp gitmeye başladı mı, bende bu cihanın gamı var, dünyadan ayrıldığıma tasalanıyorum sanma; bu tür kuşkuya düşme! Bana ağlama, yazık deme! Şeytanın tuzağına düşersem işte o zaman hayıflanmamın sırasıdır. Cenazemi görünce ayrılık deme. O dem benim buluşma ve görüşme zamanımdır. Beni kabre indirip bırakınca sakın elveda deme; zira mezar cennetler topluluğunun perdesidir. Batmayı gördün ya, dogmayı da seyret. Güneşe ve aya batmadan ne ziyan geliyor? Belki Sana batmak görünür ama o, doğmaktır. Mezar hapis gibi görünür o, canın kurtuluşudur.”

Hz. Mevlana adım adım hakka yürümeye yaklaşmaktadır. Sevenlerini ayrılık ateşidir, sarmış giderek yayılmakta, şiddetlenmekte;

buna koşut, ev içinde bir telâştır başlar. Onu sevenler yanına daha yaklaşıp sorarlar;

– Efendim, siz vefat ederseniz kime tâbi olalım?
Hz. Mevlana yanıt verir;
– Hüsameddin Çelebiye tâbi olun. Vekilim Odur!

Yeniden sorarlar;
– Cenaze namazını kim kıldırsın?
Sadreddin-i Konevi’yi işaret eder. O anda “zelzele” olur ve ev halkı korkuya kapılır.
Hz. Mevlana, konuşur;
– Yerin karnı acıktı, yağlı lokma ister.
Ölümü iyice yaklaşır; Hz. Mevlana’nın yanında sadece Hüsameddin Çelebi vardır.
İçeriye bir delikanlı girer. Hz. Mevlana Onu görünce yatağından fırlar ve ayakta saygıyla karşılar. Hüsameddin Çelebiye der ki;
– Döşeğimi kaldır!
Hüsameddin Çelebi; “peki efendim! der ve emri yerine getirir. Bu gelen yiğit kimdir? Bunu çok merak eder. Saygıyla yanına yaklaşıp sorar;
– Siz kimsiniz efendim?
– Ben Azrailim. Geldim ki, Mevlana’yı Hak Teâlâ’ya davet edeyim.
Hz. Mevlana bunu işitir; ölüm meleğine dönerek ricada bulunur;
– Ey Azrail! Çabuk ol, beni Rabbime çabuk kavuştur!
Cemaziyel-ahir günlerden pazardır;
İkindi ezanları okunurken, Odada, “Kelime-i şehadet” yankılanır. Hz. Mevlana dünyadan ayrılır ve Rabbine varır. Gaslini yaparken, gaibten seslenir;
– Âşık maşukuna kavuşmuştur! Bugün, Onun bayramıdır. Artık Ona korku ve hüzün yoktur!

Aşık maşukuna kavuşmuştur ve bu da Şeb’i Arustır. Yüce Mevlana diyor ki;

“Ölümden sonra, hayata giden bir yol bulunur.”

Yolu bulanlardan en başında gelenlerden biri de kuşkusuz Hz Mevlana’dır.

Hakka yürüyüşünden bu yana onca yıl geçmesine karşın, Hz. Mevlana şiirleriyle, öyküleriyle, özdeyişleriyle, mesajlarıyla, yaşam biçimi ve dünya görüşüyle taptaze, dipdiri yaşıyor.

Hz. Mevlana’yı anlatmaya ne kalem, ne kâğıt ne de diller yeter. Ney derinden inler, tambur çalar, duygular tümden şaha kalkar.

Şeb’i Arus’un, düğün geceniz kutlu olsun!

BİR DAMLA:

Cenazemi gördüğünde “ayrılık” diye feryat etme!
Neden güneşin ve ayın batışından şikâyetçisin?
Mademki mezara indirilişimi seyrettin, çıkışımı da gör.
Hangi tohum yere döküldü de çıkmadı gitti?

> Yeni Meram >Yazarlar > ŞEB’İ ARUS DÜĞÜN GECESİ
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.