YAZARLAR

Henry Thoreau’nın “heykele” vurgu yaptığı çok beğendiğim bir özdeyişi var;
■ Sorun sizin taşa yaptığınız değil, taşın size yaptığıdır.
Ne zaman, sanat ve sanatçıyla ilgili bir tartışma açılsa bu özdeyişi anımsarım. Her zaman yineleriz, gündem değiştirmede usta toplumuz, biri bitmeden birini ekleriz.
Kars’taki İnsanlık Anıtı’nı tartışıyoruz. Başbakan Kars gezisinde Cumhuriyet Meydanı’ndaki konuşmasında söz konusu anıta yönelik dedi ki;
“Burada bir ucube anıt var ve bu yıkılmalıdır.”
Her tartışmada olduğu gibi, Başbakana katılanlar da var, karşı çıkanlar da. Bir de tartışmanın kara mizaha dönüşen yönü var, bunun aktörü de Kültür Bakanı;
“Başbakan ucube demedi!”
Başbakan’ın hakkını verelim; dobra kişidir. Dediyse “dedim” der; geri dönüş yapmaz. Nitekim yurt dışı gezisinden dönerken açık konuştu;
“ Anıt’a ucube dedim!”
Gerçek bu olunca Kültür Bakanı Ertuğrul Günay da kendi koltuğunu tartışmalı hale getirdi.
***
Heykel, resimden daha da eski bir sanattır. Kilden yapılmış küçük figürler, totem direkleri, şeytan maskeleri, Easter Adasında bulunmuş garip oymalar, Maya Kızılderililerin yapmış oldukları şeyler, heykel sanatının önemli bir yer tuttuğunu belirtmektedir.
Yeryüzünde en eski heykel, yaklaşık M.Ö.40.000 yıllarından kaldığı sanılan mamut dişinden yontulmuş kadın başıdır. Bu heykel, Fransa’da Garonne ırmağı yatağında 1894’de bulunmuştur. Daha sonra 1922’de meydana çıkarılan 15 santim boyundaki kadın heykeli “Lespugue Venüsü” diye tanımlanmıştır.
Eski Mısırlılar heykel konusunda da çok ustaydılar. Firavunların ve soylu kişilerin granitten, kireç taşından heykellerini yontuyorlardı. Güzellik tutkunu, atletizme önem veren Eski Yunanlılar da, Phidias ve Praxiteles gibi dev heykel ustaları yetiştirmişler, bunlar kadın ve erkek vücudunun kusursuz örneklerini ölümsüzleştirmişlerdi.
Birçok alanlarda Yunanlıları izleyen ve onları taklit eden Romalılar heykellerini mermerden yaptılar. Eski Yunanlılar, Sümer ve Hitit heykellerindekinden daha
yumuşak malzeme olan mermer ve süngertaşı
kullanıyorlardı. Yontu ve işlenmesinde başarılı oldular. Romalılar heykelcilikte, büste daha çok önem verdiler.
Heykelcilik, ışıklı Rönesans döneminde önem kazandı. Mikelanj “Musa”, “Davut” gibi dev eserler yarattı. Çağdaş heykelciliğin Rodin’le başladığı yadsınamaz. Rodin, yapıtlarıyla kitleye anlam ve ruh kazandırmıştı. Çağdaş heykelciliğin en ustaları İngiliz Henry Moore, İtalyan Alberto Giacometti’dir.
Avrupa dışında heykel, Afrika’da zenci, Amerika’da Toltek ve Aztek sanatı, olarak gözlemlendi. Güney Asya’da Hint ve Çin Hindistan’ı heykelciliği gibi alanlarda özellikler taşıyan örnekler verdi.
Türklerde heykel, eski çağlarda da vardı. Orta Asya’da yaşayan Türkler, ölüleri için “balbal” diye anılan sert taştan, ayrıntıları belirli olmayan yontular dikerlerdi. Daha sonraları, Padişah Abdülaziz heykel sanatını özendirmek amacıyla kendi heykelini yaptırmıştı. Abdülaziz’i at sırtında gösteren bu heykel Beylerbeyi Sarayı’ndaydı. Birkaç kez yer değiştirmiş sonunda Topkapı Saray Müzesi’ne yerleştirilmiştir. Eski adı Sanayi-i Nefise Mektebi’nin ilk heykel öğretmeni Oskan Efendi’dir.

Bir Damla:
Hastasız doktor
Abdülhak Hamid’e sordular;
— Aşk ile sevdiği güzel kadın hakkında neler düşünüyorsunuz?”
Büyük şair dizeyle yanıt verir;
– Aşıkı olmayan dilber, hastası olmayan doktor gibidir.

> Yeni Meram >Yazarlar > SANAT, HEYKEL VE UCUBE!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.