YAZARLAR

Köşe yazımı okuduğunuzda neden böyle bir başlık attığım hakkında fikir sahibi olacak ve inanıyorum ki yazının sonuna geldiğinizde sizler de benimle aynı tepkiyi vereceksiniz; şaka gibi!

Malumunuz, koronanın şiddetinin arttığı günlerden geçiyoruz ki şahsen ben şiddetini yitirdiğini hiçbir zaman düşünmedim. Bu yılın mart-nisan ve mayıs aylarındaki değerler neyse, aynı değerlerin ve hatta fazlasının haziran, temmuz ve ağustos aylarında da devam ettiğini düşündüm. Ancak tabi ki ekonomik sebeplerden dolayı turizm getirisine ihtiyaç olduğu gerekçesiyle fazlaca gözlerimize sokulmasının istenmediğini düşündüm! Nitekim bu düşüncemde ne kadar haklı olduğumu geçtiğimiz yaklaşık üç aylık süreç açık ve net gösterdi. Bu gerekçeyle hiçbir tatil beldesine gitmedim, kalabalıklar içine karışmadım ve maskemi “para cezası veya yasak” olduğu için değil, kendi can güvenliğim için taktım.
Hatta koskoca yaz ben bunları yaparken, fellik fellik “o tatil yöresi senin, bu tatil yöresi benim” deyip gezerek, söz açıldığında da “biz de bir yere gitmedik, gitmiyoruz ve kurallara riayet etmeye devam ediyoruz” diyen bazı eş dost ve ahbabın da bu sözcüklerini hayretler içinde dinlemekle yetindim! Zira onların bu söylemlerinin koca bir yalan olup, mesela sadece bir tanıdığımın iki ay içinde gezmedik ne Bodrum ne İzmir ne Antalya bırakmadığını da sosyal medya hesabından gayet iyi biliyorum!
Buna rağmen “biz de gezmedik” diyenlere verdiğim tek cevabım, zihnimden geçirdiğim; “aklımla dalga geçme!” sözleri olurken, kendimi ve ailemi korumak adına bu süreçte mutlak suretle onlardan uzak durmam gerektiği kanısına vardım. Nihayetinde korona ile geçen ayların ardından vardığım kanı şu oldu; insanoğlu başına ne gelirse gelsin asla iflah olmuyor! Sonlarının belki de ölümle biteceği bir salgın ortamında bile insanların hâlâ alışkın oldukları yaşamdan vazgeçmiyor olmaları ister istemez beni bu düşünceye götürdü. Düşünün ki yaz tatili, deniz, kum, güneş, düğün-dernek, bayram-seyran bile ölümün yanında vız geliyor biz insanlara! İnsanoğlunun akıl tutulmasının ve saçmalığının boyutu bununla da bitmiyor! Zaten bunlar sizin de güncel hayatın içinde tanık olduğunuz ve belki de bu satırları okuyanlarınız arasında bu şekilde durmadan gezip, sonra da ” e ben hiç gezmiyorum ki” diyenleriniz olduğunu ve içten içe bana bu satırlarım için kızdığınızı hisseder gibiyim. Onların kızmalarını umursamadan, yazı başlığımın yani, günlük hayatta kolay kolay rastlayamayacağınız diğer akıl tutulması örneklere geçiyorum hemen.
Ülkemin pek saygıdeğer insanlarının hastanelerin acil servislerine neden gittiğine dair bazı örnekler;
*Bir hasta doktordan “maske takamaz” raporu istiyor. Gerekçesi ise; hepsine de alerjisi varmış!
*Bir hasta mide bulantısı, kramp ve baş dönmesi şikayetiyle gidiyor. Doktor bunun neden kaynaklı olabileceği araştırmasını yaparken, hastanın 9 kase sütlü tatlı yediği ortaya çıkıyor!
*Bir hasta evcil hayvanına antibiyotik yazdırmak için acil servise gidiyor.
*Bir hasta on gündür saçları yolunuyormuş hissine kapıldığı için servise gidiyor.
*Tırnaklarına parlatıcı süren bir hasta tırnaklarında kızarma belirtisi olunca acil servisin yolunu tutuyor.
*Bir hasta başının ağrıdığı ama tam olarak da ağrıya benzemediği hissiyle gidiyor.
*Bir hasta Allah tarafından çarpıldığı zannıyla gidiyor.

İnanın bu örneklerin çok daha fazlasını okuduğum anda bu kez akıl tutulması yaşayan ben oldum!
Her biri şaka gibiydi! Hatta ilk okuduğum anda bunların bir hayal ürünü olarak, mizansen amaçlı yazıldığını düşündüm. Ancak ne mizansendi ne komedi ne de şakaydı! Hepsi ve çok daha fazlası gerçek olamayacak kadar gerçekti! Üstelik pandemi döneminde hastanelerin acil servislerinin böylesine saçmalıklar için meşgul ediliyor olması ne üzücü.
“Allah insanımıza akıl ve fikir versin” diyorum.
Esen kalın.

> Yeni Meram >Yazarlar > ŞAKA GİBİ!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.