YAZARLAR

■ Sabreden belâdan kurtulur.

***

Bir özdeyiş var; “Sabrın sonu selamettir” ya da “sabreden derviş muradına ermiş”

Yunus, sabrın sürekliliğine vurgu yapar;

■ Sabır saadeti ebedi kalır, sabır kimde ise o nasip alır.

Hz. Mevlana değişik pencereden bakar;

■ Sabır ağrıları dindiren, acı bir ot gibidir.
Hem can yakar, hem tedavi eder.
■ Tesbihlerin ruhu sabırdır.
Sabır, başlı başına bir tesbihtir.

.
■ Tanrı yüz binlerce kimya yarattı ama insan sabır gibi bir kimya görmedi
. Sabret, zira sabırla güçlük ortadan kalkar.
■ Sabır, ferahlığın anahtarıdır
■ Tanrı, kendi eserine bakanın yanında var, zatına bakanın yanında ise yoktur.
■ Tanrı’dan başkasına kavuşmak ona gitmekle olur. Halbuki Tanrı’ya sabır ile ulaşılabilir. Mevlana’ya göre sabır, kişi için bir ibadet, Tanrı’yı düşünme ve anmadır. Tanrı’ya ancak sabırla ulaşılabilir. Sabır aynı zamanda insan için bir ilaç ve huzura kavuşma yoludur.
■ Sabrın en büyüğü, Allah’ın emir ve yasaklarına karşı sabretmektir.

■ Mevla’nın her şeydeki sırrı sabırdır
Acıya sabredersin adı metanet olur, insanlara sabredersin adı hoşgörü olur,
dileğe sabredersin adı dua olur, duygulara sabredersin adı gözyaşı olur,
özleme sabredersin adı hasret olur, sevgiye sabredersin adı aşk olur.

■ Acele şeytan hilesidir; sabır ve tedbir Allah’ın lütfu.
■ Maksada sabırla erişilir, aceleyle değil! Sabret, doğrusunu Allah daha iyi bilir.

■ Sabır, kurtuluşun anahtarıdır.

■ Çıkacağım merdivene sabırı merdiven yaparım.

***

■ Sabretmek, öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir.

r? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.

Ne yazıyor Kâbusname’de:
“Sabır ikinci akıldır…”

■ Sabır acıdır ama tatlı bir meyvesi vardır.

Hz. Ahmed Rıfai’ye, “Salih, iyi bir kul nasıl olur?” diye sorulunca, yanıt verdi;

■ Salih Müslüman’lar, Allahü Teâlâ’nın hükmüne boyun eğerler, gelen şiddet ve belâlara sabrederler, aza kanâat ederler. Allahü Teâlâ’dan başkasından korkmazlar ve kimseden bir şey beklemezler. Ancak Allahü Teâlâ’dan isterler. İnsana, yüksek makamları veren, aşağı düşüren aziz ve zelil edenin Allahü Teâlâ olduğunu bilirler. Salih Müslüman’lar, Peygamber efendimizin sünnetine tam uyarlar. Onların korkusu, son nefes içindir. Onlar, az konuşur, öfkelerini tutar, şehvetlerini yenerler. Nefislerinin isteklerini yapmaz, Yaradan’ı unutturacak bütün engelleri ortadan kaldırarak, Onunla beraber olmaya bakarlar. Böylece nefislerini alçaltıp, ruhlarını yükseltirler.

Nefse, kaza ve kadere rıza göstermek kadar zor gelen bir şey yoktur. Çünkü kadere razı olmak, Allahü Teâlâ’nın hükmüne boyun eğmek, nefsin isteklerine zıttır. Nefis bunları istemez. Saadete kavuşmak, nefsin rızasını terk edip, Allahü Teâlâ’nın rızasına koşmakla mümkündür. Kavuşanlara müjdeler olsun.

Bir Damla:

■ Bir kimse benim kazâma râzı olmaz ve benim tarafımdan gelen belâlara sabretmez, verdiğim nimetlerime şükretmez, ihsan ettiğim dünya nimetlerine kanâat etmezse, başka bir Rab arasın. Ey Âdemoğlu! Bir kimse benim belâma sabrederse, benden razı olmuş olur, yani yüceliğimi onaylamış olur.

> Yeni Meram >Yazarlar > SABRIN SONU SELAMETTİR!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.