YAZARLAR

SABIRLA KORUK HELVA OLUR!-Erol Sunat-Yeni Meram Gazetesi

Rahmetli Demirel; Benim işçim, benim köylüm, benim memurum, benim emeklim diye sıcacık seslenirdi.
Rahmetli Özal, “ Benim güzel vatandaşım derken insanımızın içi serinlerdi.
Erkin Koray’ın ömrü uzun olsun, “ Fesuphanallah” şarkısında zamanımızdan neredeyse yarım asır önce neler, demişti de şaka gibi gelmişti o genç yaşımızda…
Bu sözler neredeyse günümüzü anlatıyor;
Alemin keyfi yerinde, yine maşallah!
Kader de, bize güler güler inşallah…
Böyle gelmiş, böyle gidecek…
Korkarım Valla…
Yok mu?
Çaresi dostlar…
Fesuphanallah!
Bizim neslin inanın fazla bir sızlanması, neredeyse hiç şikayeti olmadı.
Bu güzel şarkının sözlerinde ifadesini bulduğu gibi, kaderin bize bir gün güleceğini umut ederek, “Kader de, bize güler, güler inşallah” benzeri lafları,
Cümleleri dilimizden hiç düşürmeden geldik bugünlere…

*****
Aradan geçen onlarca yıl bize şunu gösterdi…
Bu işlerin sürekli böyle gelip, böyle gittiğini bizzat yaşayarak gördük!
Çare diye, çıkar yol diye, alternatif diye bir şeyler aramadık mı?
Elbette aradık.
Bize çare şudur diye göstereni,
Neler yapılacağını anlatanı,
Ne zaman yapılacağına dair vaatlerde bulunanları,
Merak etmeyin sizi düşünüyoruz diyenleri,
Sizin yanınızdayız diye, gönlümüzü alanları,
Bizden biri diye,
İçimizden biri diye alkışladık.
İşte böyle bir insanın peşinden gidilir diye düştük peşine yürüdük gittik ardından peşi sıra.
Çare aradığımız dönemlerde, çare kim olur diye, uzun geceler boyu çok düşündü bizim nesil!
Kim ne derse desin, bu yolda, bu uğurda koca, koca ömürler tükettik!
Kimi kardeşimiz,
Kimi can dostumuz,
Kimi can-ciğer arkadaşımız,
Bu dünyadan bir daha geri dönmemek üzere aramızdan ayrıldılar…
Yıllar sonra avutulduğumuzu,
Uyutulduğumuzu,
Ve oyalandığımızı anladığımızda iş işten geçmişti.
Onlarca yıldır, peşinden yürüdüklerimizden, laf söyletmediklerimizden, bir kaçı hariç bizi düşüneni, bizim için üzüleni ve çare arayanı göremedik.
Bizi gerçekten düşünenlerin değerini de, ancak onlar aramızdan ayrıldıklarında anlayabildik.

*****
Gönlümüzden geçeni veremiyoruz diyen gönül almaya çalışanları dinledik. Bu cümleleri sarf edenlerin gönüllerinden geçeni vermeleri nasip olmadı!
Enkaz edebiyatları dinledik. Enkazı kucağımızda bulduk, kucağımıza atıp gittiler, durum bu, çare arıyoruz, çare bulunca bakacağız söylemleri o dönemlerde yankılandı durdu.
Bir dönem kemer sıkma söylemleri revaçtaydı. Kemer mizah dergilerinin, karikatüristlerin gündemi olmuştu. Kemer sıkacağız, her şey çok güzel olacak denmişti.
100 gün, 300 gün gibi süreler, ekonominin derdine derman olacak diye anlatıldığı günlerde yine onlarca yıl öncesine aitti.
Sabır taşı üzerine söylenen söylemleri bilirsiniz!
Hani derler ya, sabır taşı olsa, çaaat!…diye ortasından yarılır, ardından da un-ufak olur parçalanır-dağılır gider derler ya…
Bizim halimiz tam sabır taşına misal gösterilecek bir hal ve ahval!…
Neler görmedik, neler…
Develüasyon…
Enflasyon…
Kur çipası…
Bir türlü görmek nasip olmayan “Revelüasyon”…
Taşın altına elimi koyacağım diyenleri…
Beyaz bir sayfa açanları…
Bu bir milattır diye kürsüleri parçalayanları
Velhasıl bugüne kadar görebildiğimiz hemen her şeyi gördük…
Daha geride görecekleriniz var denilenler varsa da, bilmiyoruz bilemiyoruz!
Lakin biz, sabırla her şey daha iyi olacak, bir şeyler düzelecek diye beklemeye, bizi yöneten yöneticilerimize güvenmeye ve inanmaya devam ediyoruz.
Hem ne demişler, “ Sabırla koruk helva olur, dut yaprağı atlas!”
Olur mu olur!

> Yeni Meram >Yazarlar > SABIRLA KORUK HELVA OLUR!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.