YAZARLAR

■ Rüşveti alan da veren de cehennemliktir.

***
■ Hiç kimsenin dînine, malına, canına, şerefine, nâmûsuna saldırmamalı, herkese ve hükümete olan borçları ödemelidir. Rüşvet almak ve vermek harâmdır. Yalnız zâlimin zulmünden kurtulmak için ve ikrâh edilince vermek rüşvet olmaz. Fakat, bunu almak da harâm olur. Herkes, kendi kusûrlarını görmeli, Allahü teâlâya karşı yaptığı kabâhatleri düşünmelidir. Allahü teâlânın, kendisine cezâ vermekde acele etmediğini, rızkını kesmediğini bilmelidir. Ananın, babanın, hükümetin, ahkâm-ı islâmiyyeye uygun emirlerine itâ’at etmeli, ahkâm-ı islâmiyyeye uygun olmayanlara isyân etmemeli, karşı gelmemeli, fitneye neden olmamalıdır.

***

Osmanlı dönemi bilginlerinden Hakîm Çelebi, İznik’te doğdu.. Emir Ahmed Buhâri dergâhında Mahmûd ve Lâmiî Çelebilerin derslerinde bulunup tasavvufta mutfağında pişti. Bursa’ya yerleşip kendi adını taşıyan tekkede halka İslâmiyet’in emir ve yasaklarını anlattı. Sonra İstanbul’a yerleşti.

Hakim Çelebi 1566’da İstanbul’da hakka yürüdü, Ölümünden önce öğrenicileriyle yaptığı söyleşide şu vasiyette bulundu;

■ Îmanı düzelttikten sonra, fıkıh biliminin öngördüğü ibâdetleri yapmak, yasaklardan da kaçınmak gerektir.

■ Beş vakit namazı, üşenmeden, gevşeklik yapmadan, koşullarına ve usullerine dikkat ederek, kılmalıdır.

■ Toplam miktarı malı ve parası olan, zekât vermelidir.
■ Değerli ömrü, gereksiz mubahlara bile harcamamalıdır. Haram ile geçirmemek, elbette ön koşuldur.
■ Gıybet etmemelidir. Gıybet haramdır.

■ Gıybet, bir Müslüman’ın ya da zimmînin gizli bir kusûrunu, arkasından söylemektir..

■ Müslüman’lar arasında söz taşımamalıdır. Bu iki günâhı işleyenlere çeşitli azaplar yapılacağı bildirilmiştir. Yalan söylemek ve iftira etmek de harâmdır, sakınmak lâzımdır. Cezaları çok ağırdır.
■ Müslüman’ların ayıplarını örtmek, gizli günâhlarını yaymamak ve kusûrlarını affetmek çok sevaptır. Küçüklere, emri altında bulunanlara, yoksullara merhamet etmelidir. Kusurlarını yüzlerine vurmamalıdır. Olur, olmaz nedenlerle o zavallıları incitmemeli, dövmemeli ve sövmemelidir.

Rüşvet alıp verme ezeli bir hastalıktır. Tarihin bütün dönemlerinde rüşvet olgusu hep olmuştur, hep eleştirilmiştir. İslam toplumunda da, rüşvet, kesinlikle yasaklanmasına karşın varlığını hep sürdürmüştür.

Peçevi tarihine göre, İslam tarihindeki ilk rüşvet olayı, ünlü komutan Halid Bin Velid’in Hz.Osman’ın huzuruna girebilmek için bevvaba 2 altın vermesi olayıdır.

Kutadgu Bilig’de devlet işlerinde işlerin nasıl dağıtılacağı ile ilgili olarak; işi ehline, işe yarayana, hareketi doğru ve dürüst olana verilmesi öngörülmektedir;

■ Eğer bey bir işi ehliyetsiz kişiye verirse, ehliyetsizliği başkası değil, kendisi göstermiş olur.

■ Hakkı ortadan kaldırmak ve haksıza yol vermek yoluna düşerek düzenin bozulması rüşvet iledir.

BİR DAMLA:

Rüşvetin önlenemeyeceğini kabul edip, “Bari biraz insaflı olsunlar!” diyenler de vardır.
Sultan Aziz’in Baş Mabeyincisine yazar;
“Rüşvet kaldırılamaz. Hiç olmazsa insaflı olmalıdır ki, sahibine hayır getirsin, verene de yıkım olmasın…”

Sonra bir örnek verir

Kanuni’nin damadı ve sadrazamı, Osmanlı tarihinin en büyük rüşvet yiyicisi Rüstem Paşa, rüşvet almadan hiç kimseyi bir yere tayin etmezmiş. Erzurum beylerbeyi, tayin için 5 bin altın takdim edince, itirazda bulunmuş;

Yooo! Erzurum’un bu miktara tahammülü yoktur, 3 bin altın yeter!

> Yeni Meram >Yazarlar > RÜŞVET ALIP VERMEK HARAMDIR!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.