YAZARLAR

Resimdeki gözyaşları vicdanları titretmiyor!-Ümit Sürmeli-Yeni Meram Gazetesi

Merhamet ne yazık ki parayla satın alınamıyor! Merhamet yüreklere kazılıp, uhu ile bir daha çıkmamak üzere yapıştırılamıyor. Merhamet okumakla öğrenilmiyor. Merhamet yazmakla da öğretilemiyor. Merhamet dindarlıkla eşdeğer olmuyor.

Merhamet; önce ailede, sonra okulda, daha sonra da çevrede kazanılan, yaşanan, yaşatılan, sosyalleşirken doğru insanlarla, doğru arkadaşlarla, doğru komşularla bir arada olurken kazanılıyor.

Merhametli insan önce kendi için yaşamamayı öğrenerek büyürse hem doğaya, hem hayvana, hem de insana elini, gönlünü, vicdanını, yüreğini, emeğini hiç düşünmeden vermeyi öğreniyor.

Ama hayvanlara da bu dünyada yaşama hakkını, yüreğinin derinliklerinde duyma duygusunu ise Yüce Tanrı ancak ‘GÖNÜL KAPISI AÇIK’ insanlara sunuyor.

Taş yürekliler, vicdan yoksunları, kendi egosunu tatmin peşinde koşanlar, aşağılık kompleksi içinde kıvrananlar bu özel duygudan yoksun oluyorlar.

Sayın Uğur İbrahim Altay; yukarıdaki resmi gördünüz.

İşte bu resimdeki gibi gece trafik kazası geçiren kedi ile aynı durumdaki köpek acil yardım aracının şoförünü uyandıramadığımız için, fakülteye yetiştirilemedikleri için yolun kenarında öldüler.

Yüreğiniz burkuldu mu?

Bu iki cana yetişmeyen ve bu canların her defasında canlarını yakanlara, ‘görevlerini yapmayanlara’ nasıl bir yaptırım uyguladığınızı tüm doğayı ve Yüce Tanrı’yı sevenler adına soruyorum?

Sayın Uğur İbrahim Altay, yukarıda resmini gördüğünüz sessiz can, yapığı hizmetten çıkar beklemeyen, sadece içindeki yüce duyguyla davranan vatandaşın, hem Gonca Hanım’ın hem de benim yönlendirdiğim, veteriner teknikeri olmayan, acil müdahalesi olmayan, sadece araç sürücüsü olan, o araca bindirmesi ve uzun bir süre kan kaybetmesi nedeniyle hemen fakülteye yetiştirtmesi sayesinde şimdilik yaşatabildik.

Eğer  bu duyarlı ve bilinçli vatandaş; Çevre Koruma Daire Başkanlığınızın, sayın genel sekreter Haşmet Okur gibi az bulunur bir bürokratın emekli olmasını fırsat bilerek, yaralı hayvanların tüm uyarılarımıza ve vicdanınıza seslenmelerimize aldırmayarak, önce Konya turuna çıkarılıp, gece nöbetçisi veteriner hekiminizin evine götürülüp, sonra da bu vaziyette 38-40 km. uzaktaki barınağa  atılacağını bildiği için araca binerek, doğrudan fakülteye yetiştirmeseydi, resimde gördüğünüz bu kadife gözlümüzü de kaybedecektik.

Bu uygulamayı neden durdurmuyorsunuz?

Kendi yakınınız trafik kazası geçirirse, önce sağlık ocağına mı yoksa en yakın tam teşekküllü hastaneye mi götürürsünüz?

Bu uygulamada nasıl bir kaybınız olabilir?

Neden bu can fakültede henüz iyileşmeden, Çevre Koruma Daire Başkanlığınızın görevlendirdiği veteriner, ertesi gün cerrahlardan bilgi almadan, yaralı köpeği ısrarla almak için araç gönderiyor?

Selçuk Üniversitesi tam tedaviye başlayacakken, başhekiminiz, kırıklar içindeki resmini gördüğünüz canı, Selçuk Üniversitesi ile arası yaklaşık 70 km olan sahipsiz, kontrolsüz barınağınıza kırıklar içinde götürdü.

Masumların, suçsuzların haklarının vebali, ne affedilir, ne de ödenir!

Bu nasıl bir duyarsızlıktır ki hayvanın durumu sorulmuyor. Fakültedeki hayvanların hocalardan taburcu raporu istenmiyor ve henüz iyileşmeyen, köpekler, kediler, travmayı atlatamayan, kan kaybetmiş ve durumu kritik bir köpek fakülte ile arası en az 60-70 km olan, cerrahsız, yetersiz dedikleri dahiliyecisiz, doğumcusuz ve acilsiz barınağa götürme ısrarı içinde oluyorlar?

Sayın Uğur İbrahim Altay günaha giriliyor.

Bu canların kaç tanesi barınakta can verdi?

Bu benim bildiklerim. Benim bilgim dışında olan olaylar mutlaka var ve hepsinin vebali nasıl kaldırılacak?

Sayın Uğur İbrahim Altay; cerrahi bölümden nöbetçi cerrah bayanın bana çektiği mesajı aynen yazıyorum. İsmini de sadece size söylerim. Öylesine kindarlar ki kim bilir neler düşünürler?

‘Tarih. 20 Temmuz 2018. Ümit Hanım sizin vasıtanızla gelen köpeklere sevk vermeyeceklermiş.’ Kendisini aradım ve bana:

-Kusura bakmayın bu kadar işimizin arasında belediyenin size olan düşmanlığı ile uğraşamayız cevabını verdi.

Çevre Koruma Daire Başkanlığınızı aradım, kararı geri aldırdı. Sayın Ali Özer’e teşekkür ederim.

Beni mi tedavi ettirdiklerini sanıyorlar?

Bana mı tedavi parası ödediklerini sanıyorlar?

Beni mi cezalandırıyorlar?

Hayvanları mı?

Bu kişi ile uğraşmaktan 2 yıldır dernek olarak bıktığımızı zannetmeyin.

HAMLET ‘İSİMLİ OYUNDA KURU KAFANIN SÖYLEDİĞİ GİBİ:

-Bu kafa 24 senedir kimlerle boğuştu, kimleri gördü. Bu da geçer, bu da diğerleri gibi gidecek ama ne bu dernek bıkacak, ne beni çiğneyerek bu canları yok edebilecekler ne de Tanrı sevgisi yüreklerine işlemiş doğaseverleri tüketemeyecekler. Sayın Uğur İbrahim Altay, yanınızda Sayın Sami Akıncılar gibi sorun yaratmayan, yufka yürekli, kendisine bu diplomayı kazandıran hocalarına saygılı, mesleğinin hakkını veren, aldığı parayı, badem gözlülerimizin canını yakmadığı için son kuruşuna kadar helal eden bir veteriner hekim yok!

Çok yoracaklar ve çok üzecekler, çok yanıltacaklar ve şaşırtacaklar!

KOLAY GELSİN!

> Yeni Meram >Yazarlar > Resimdeki gözyaşları vicdanları titretmiyor!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.