YAZARLAR

Reklam panolarının yarattığı kirliliği Belediye Başkanlarımız nasıl görmüyorlar?

Her kavşak, boş bırakılan her köşe, kaldırımların her tarafı reklam tabloları ile dolu.

Görüntü kirliliği içindeki bu şehre parklar yapsanız ne olur?

Yaptığınız parklarda güzel heykeller, resimler, sanat eserleri yer almıyor.

Kanepelerde oturan, asık suratlı, birbirine ‘İyi günler, hayırlı sabahlar, iyi akşamlar, günaydın ‘ diye selam vermeyen içi, ruhu kararmış insan görüntülerinden başka bir şey bulamazsınız.

El ele tutuşmuş gençlere bile muhabbetle bakmayan, bakamayan bu insan topluluğu birde tabela kirliliği ile iyice köreliyor.

İstanbul Moda’da çok şık yürüyüş yolu ve bu yolun iki yanında kanepeler var.

Kanepeler kitap şeklinde. Kitabın açılmış bir sayfasına oturuyorsunuz ama oturmadan o kanepeye ait şairin şiirine okuma arzunuzu yenemiyorsunuz.

Cahit Sıtkı Tarancı, Atilla İlhan, Ümit Yaşar Oğuzcan, Orhan Veli ve daha nicelerinin en meşhur, benim yaşımdakilerin ezbere bildikleri dizelerini ve karşı kanepedekileri okumaya başlıyorsunuz.

O anda düşündüm! Neden bu tür yenilikler, çağdaş atılımlar bizim başkanlarca düşünülmez?

Sonra dedim ki…. Düşünseler de akıllarında iki şair var. İyi ki ‘İstiklal Marşımızı’ yazmış Mehmet Akif Ersoy, diğeri de Necip Fazıl.

Mehmet Emin Yurdakullar, Tevfik Fikretler, Namık Kemaller, Fazıl Hüsnü Dağlarcalar, Yunus Emreler hiç akla gelmez.

Oysa Moda’ da yapılan bu uygulama aynı zamanda bir kültür hizmetidir.

Ben de neler düşlüyorum!

Türk kelimesi silinmek istenirken Anayasa’dan,

Türk Sanat Müziği tüm TV kanallarınca yok edilip kültür yozlaşması için çalışılırken,

Türk Halk Müziği’nin, Anadolu Türkülerimizin, ezgilerimizin, uzun havalarımızın, saz şairlerimizin eserleri özellikle Türk Milleti’nin tüm ortak değerleri yok edilip kimliksizliğe itilirken bir ulus, ben de neler düşlüyorum, neler bekliyorum!

Belediye Başkanlarımız herhalde kendilerini İngiltere’de veya ünlü stratejik dostumuz ABD’de yürüyormuş gibi düşünüyorlar ki bu kadar dil kirliliğine, bu kadar kendi diline ihanete ve de bu kadar yabancılaşan, kendi özünden uzaklaşan tabela kirliliğine izin veriyorlar.

Onlara sormak istiyorum.

Çok sık gittikleri yurt dışı gezilerde bu kadar dil ve tabela kirliliği, bu kadar başka dillere özenti var mı?

Tabelalardan, Türkçe dışında yazılan tüm tabelalardan iki üç misli vergi alarak bu işi çözerler.

Ama yeter ki içlerinde birazcık Türk Diline, Türk Kültürüne, Türk insanı olma onuruna saygı olsun. Çözülemeyecek bir sorun değil, çok alkış alacak bir çözüm.

Konya tabelalar, kocaman her yeri dolduran bez afişler ile böyle kirli bir şehir olmamalı.

> Yeni Meram >Yazarlar > REKLAM, DİL VE TABELA KİRLİLİĞİ
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.