YAZARLAR

Bak postacı geliyor diye başlayan okul şarkılarını bilirsiniz. Postacılar uzun yıllar öncesinde kapımızı çalan, bizlere sevinçli ve kederli birçok haber getiren, mahallemizin dostu olan insanlardı.

Yıllarca aranan ve aranılanlar, sevenler ve sevilenler arasında kurulan gönül köprüleri üzerinden nice mektup, nice telgraf taşıdılar.

“Çal postacı kapımı geçip geçip gitme gel / Başka başka sokaklar seçip seçip gitme gel” diye şiirlere konu ettik onları.

Onlar postanelerin güler yüzlü insanlarıydı, yardımseverdiler, içtendiler, PTT’nin gülen yüzleriydiler.

Şimdi ne o postaneler kaldı, ne de o postacılar!…

Posta İşletmesi oldular, yani “Perişan İşletme”

Bayram sonrasında fatura yatırmak için ya da emekli maaşınızı almak için postanelere uğradınız mı?

Tavsiye ederim bir uğrayın!..

Uğrayın ki, postanelerin acıklı, bakımsız ve içi viraneye dönmüş hallerine şahit olun!…

Postane yöneticileri sanırım geçmiş bayramınız mübarek olsun ziyaretlerinden ve iadeyi ziyaretlerden vakit bulup şubeleri ne alemde diye bakamıyorlar!..

Merak etmesinler, onların yerine vatandaş olarak, fatura yatırmaya gittiğimizde bizler baktık, yok artık dediğimiz görüntülere ve olaylara da bu şekilde şahit olduk zaten!…

Bakanı-çekeni olmayan postanelerde, postaneye gelenleri karşılayan bir görüntü kirliği mevcut.

Postane yetkilileri gelemedikleri için;

Postane içerisinde bayram öncesinden kaldığı her halinden belli olan dolup-taşmış çöp kovalarının ne hikmetse boşaltılmadığını göremediler!

Postanenin hizmet verilen alanının kağıtlar, kağıt kırpıntıları ve sıra fişleri tarafından işgal edildiğini de maalesef göremediler!

Havalandırma yapılması sanırım unutulmuş postane içerisinde kapıdan girer girmez hoş geldiniz diyerek, ziyaretçileri karşılayan kara sinekleri de göremediler!…

Sıra fişi veren makinelerin çalışmadığı, insanların uzun kuyruklarda, az personelle hantal bir şekilde çalıştırılan ve ağır işleyen mekanizma dolayısıyla sıralara kaynak yapmak isteyen açıkgözlerin çıkardığı çıngarları da göremediler!

Amma velakin bizler vatandaş olarak hem gördük, hem şahit olduk, hem de paylaşalım istedik.

Eleman sayısı düşürülen postanelerimiz tam bir perişan işletme görünümünde.

Bu postaneleri temizlettiğiniz birileri var mı, ya da kime temizletiyorsunuz?

Vatandaş olarak bilelim de takdir hislerimizi kendilerine sunalım!…

Eğer bu işletmeleri temizleyen bir temizleme şirketi varsa, nerede bu şirket?

Yoksa onlar da bayram sonrası geçmiş bayramınız mübarek olsun turlarına mı çıktılar?

Yok personel tarafından temizleniyorsa, beş kişinin yapacağı iş, iki kişiye verilmiş, çabalama kaptan ben gidemem modunda insanlara hizmet vermeye çalışan iki personel, ne iş yapsın, kime baksın o postanede?

*/*/*/*/*

Sıraya girmeyi, sıraya riayet etmeyi, sıramızı beklemeyi, sırada olan insanlara saygı göstermeyi bir türlü öğrenemedik.

Hele sıra numarası da verilmiyorsa, kaynak yapan insanlara resmen gün doğuyor sevgili okurlar.

Sonra senin sıran, benim sıram, arkamda şu vardı, bu vardı, sabahtan beri burada bekliyordum, az yoruldum karşıya oturdum, arkamda ki şahit, valla, billa şu gözlüklü abi de biliyor burada durduğumu…Laflar, itişmeler, küfürleşmeler sonrasında olaylar, olaylar.

Sıra numarası veren makine neden çalışmaz?

Neden çalıştırılmaz?

Arızası varsa neden bayram öncesinde tamir ettirilmez?

Bu soruların cevabını ne bilsin oradaki görevliler.!

Böyle olunca da, kuyruğa, pardon sıraya giriyorsunuz.

Sıra bekleyen insanlardan duyarlı olanları, önce böyle pis ve berbat bir görüntü içerisinde nasıl hizmet verilebildiğini ve neden insanların böyle bir yerde hizmet almak zorunda bırakıldığını sorguladılar.

Sonra da, cep telefonları ile perişan işletmenin, perişan halini çektiler.

Şimdi meraktan soracaksınız, bu postane nerede diye!..

Postane yetkilileri de haliyle öğrenmek isteyecekler, bizi zor durumda bırakan bu postane, hangi postane diye!…

Çünkü onlara bir günah keçisi lazım olacak!…

Herkes kendi kapısının önünü süpürse sokaklar tertemiz olur denmiş, denmiş de postaneler için böyle bir söz şimdiye kadar söylenmemiş ya da duyulmamış demek ki…

Postane içinde sırada bekleyen vatandaşın neler söylediğini de aktaralım ki, vatandaşımızın hassasiyeti ortaya çıksın;

Burayı kim temizliyor?

Bu teşkilatın yöneticileri ne yapıyor bunlar diye, hiç bakmıyor mu?

Madem buradan ekmek yiyorlar, burayı açmadan yarım saat önce gelin, temizleyin!..

Vatandaşın çocuğu işsiz gezsin, bunlar burada…tövbe tövbe!…

Şu pisliğe bakın, bu nasıl bir hizmet vermek?

Biz böyle bir görüntüyü hak ediyor muyuz?

Durum böyle sevgili okurlar. Çöpleri atılamayan, bir paspas bile çekilemeyen, havalandırılmadığı için değişik bir kokuyla sizi karşılayan bir postane manzarasına üzülerek şahit olanlardanım.

Onlarla büyüdüğümüz, sevdiklerimize ulaştığımız, mektuplar gönderdiğimiz, içimizi ısıtan postanelerimiz bu halde olmamalı diye düşünüyorum.

> Yeni Meram >Yazarlar > Postane mi, çöphane mi?
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.