YAZARLAR

“ŞİMŞEKLER çakıyor karanlık dağların arkasında.Yıldızlar yine kaybolup gitti, küstü bu haysiyetsiz dünyanın kalleş simasına… Sağanak yağmur gökleri delercesine yağıyor, o da ağlıyor can veren şehitlerinin ardından yas tutarcasına…”

“ART ARDA dizili ay yıldızlı bayraklara bürünmüş, hayatının baharında soldurulmuş, kefenlerine kan bulaştırılmış cennet bekçileri uğurlanıyor analarının feryatlarıyla mekanların en yücesine…
Hain pusularla söndürülen yaşamlara her geçen gün yenileri ekleniyor. Namertçe arkadan uzanıyor katillerin eli gencecik bedenlere… Kıydıkları canların hesabı bu dünyada sorulmasa bile mahşerde yakalarına yapışacak… Koskoca bir millet var bu topraklar üzerinde…”

***

VATANSEVER TELEVİZYONLAR!

Kolbastı…

Yemek pişirme sanatı!

Motosiklet ve at yarışları…

Futbol, basketbol, voleybol, tenis maçları…

Koza ve ipek teknolojisi…

Evlendirme programları…

Örgü, biçki-dikiş dersleri…

Türk filmleri…

Yemek yeme alışkanlığının çareleri…

Yerli yabancı çizgi filmler…

FACHİON …

Zayıflamak için neler yenmeli…

Deri dökülmeleri…

Bitkisel saç bakımları…

Sağlığınız…

Turizmimiz…

Cildi gerdirme işleri…

Ayşekadın fasulye ayıklama, zeytinyağlı dolma yapma ve balık kızartmalar…

Rock müzikle kendinden geçenler…

Hangır-şangır…

Paldır-küldür…

Vur patlasın, çal oynasın!

Ne zaman yaşanıyor bunlar?

24 şehit verdiğimiz gün….

TV’lerin proğramları genelde bunlardı.

Ama öte yandan sadece birkaçında; kahramanlık filmleri gösteriliyor, şehitler için dualar ediliyor, bazı proğramların içeriği değiştiriliyordu.

Hatta “Mavi Karadeniz” adlı kanal, tepki için yayınına bir gün süreyle ara veriyordu.

Eee, adamlar tam 3 gün katırlarla Kekliktepe’nin karşısına ağır silahlar getiriyorsa ve bizim haberimiz olmuyorsa ‘suçluları kim’ sormazlar mı adama?

Ve alçaklığın, namussuzluğun, şerefsizliğin, haysiyetsizliğin zirve yaptığı bebek katillerini bu düşünce ile durdurmak mümkün mü?

Dünlerde, “Güzel şeyler olacak” demişti sayın Cumhurbaşkanımız… Bugün, “Cezalarını misliyle ödeyecekler” diyor.

Ne oldu, ne değişti de böyle söylüyor?

“Şöyle yapacağız, böyle yapacağız”la olmuyor.

Tarihimizde 48 isyan nasıl bastırılmışsa öyle.

Aynısını yapacaksınız, aynısını yapacağız.

Başka hiç çaresi yok.

“Şimdilik” bırakacağız Filistin’i, Hamas’ı, Libya’yı, Somali’yi, Gazze’yi, Suriye’yi…

Şöyle diyeceğiz: “Önce can, sonra canan.”

Ötesi teferruat. Çünkü, söz konusu olan bu vatan.

***

MEHMET AKİF ERSOY’dan…

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a’mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaz-ı beşer.
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler,
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!

> Yeni Meram >Yazarlar > Ötesi teferruat
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.