YAZARLAR

Yazı başlığıma bakıp da birilerine ya da bir şeylere laf vurmak için klavye başına geçtiğimi düşünmeyin sevgili okurlar. Neden kendimizi oscarlık oyunculara benzettiğimi alt satırlarda okuyacaksınız. Bildiğiniz gibi; istesek de istemesek de, sevsek de sevmesek de, apırsak da köpürsekte tüm dünya insanları olarak koronayla yatıp koronayla kalkıyoruz. Keza bu gerçeği düşünmeden yaşamak neredeyse imkânsız. Çünkü yeni hayat düzenlerimizi bu şekilde inşa etmiş bulunmaktayız. Evet, bu durum sevimsiz bir mecburiyetten doğan kaçınılmaz gerçek!. Ancak gelinen noktada yeni düzenimize adapte olmaktan başka çaremiz yok. Çünkü ucunda hastalık var ve hatta belki de ölüm var. Covid19’lu yaşama alıştık, alışıyoruz. Yeni düzenin getirdiği gereklilikle birlikte, kimi zaman sağlığımızı düşündüğümüz için önlemler almayı elden bırakmıyoruz, kimi zamansa dünya yöneticilerinin halk sağlığını düşünmesi sonucu getirdikleri yasak ve kısıtlamalarla yeni hayatlarımıza ayak uydurmaya çabalıyoruz. Kim bilir ne zamana kadar bu şekilde yaşamak zorunda kalacağız. Yeni düzenlerimize daha ne kadar katlanmak zorunda kalacağız? Şu an bu soruların cevapları hâlâ muamma.
Belki asla! Belki de bir kaç seneye kadar. Tek dileğimiz, bu virüsle savaşabilecek olan aşının bulunması için emek verenlerin bir an önce çare bularak, hayata geçirilebilmesi için olanak sağlamaları. Değişen yaşam koşullarımızda pek çok şeyi halen yadırgar durumdayız. Ve bunda çok da haklıyız. Zira insanlık tarihinde alışılagelmişin dışında olarak, maskelerle yaşamak zorundayız. Bir restorana bir kafeye veya bir alışveriş merkezine gittiğimizde bile mümkün olduğunca hiç bir yere dokunmadan ve mümkünse topluluk olmayan kısımlarda bulunarak vakit geçirmek zorundayız. Birbirimize değmeden, dokunmadan yaşamak ve hele pek çoğumuzun sevdiği özelliği olan sarılmalara, kucaklaşmalara veda ederek yaşamak zorundayız. Ne kadar süreceği belli olmayan bir döngünün tam ortasında alışmaya yüz tutmuş gibi olan bu davranış şekillerimizle sanki her birimiz iyi bir oyun sergiliyormuşuz havasındayız; hayata karşı ve hayatın içinde. İnsanlık tarihinin en büyük oyunu!. Bizi kalıplarımızdan çıkartıp, bize; “buyurun bakalım yeni yüzyılın senaryosu bu, sahne sizin!” der gibi hayat. Bu salgında benim gibi bağışıklık sistemi kuvvetli olmayanlar ise çok daha dikkatli olmak zorunda. Uzmanların başlangıçtan bu güne kadar, özellikle belli kriterlerdeki kişiler için yaptığı uyarılara dahil olanlardan biri de benim. Ekstra dikkat etmek zorunda olan biri olarak, bir mecburiyet sonucu aylar sonra ilk defa çıktığım insan kalabalığında oscarlık oynadığımızı fark ettim! Sanki her bir ferdin eline senaryo kâğıdı tutuşturulmuş ve herkes rollerini layıkıyla oynuyor gibiydi! Maskeli insanlarla dolu caddeler. Mesafeyi korumak adına bir adım daha geri giden satış elemanları ve personel. Normal zamanda, yaz sıcağında klimadan randıman alabilmek adına kapatılan giriş kapılarının bu kez, teması ortadan kaldırmak için sonuna kadar açık tutulan kapıları. Ve hatta manuel olarak aç-kapa yerine, otomatik olarak yeniden yapılan giriş ve çıkış kapıları. Benim gibi maske haricinde eldiven de kullanmayı tercih edenlerin verdiği robotik görüntü! Ve hatta yürüyüş yollarındaki kaldırımlarda mesafeyi korumak adına insanların yan yana geçerken, “önce bir diğeri geçsin” düşüncesiyle kenara çekilip mesafeyi koruması. Diyeceğim o ki; koronalı yaşamın getirdikleri say say bitmez. Bugün caddede yürürken bir an, “rolüne iyi çalışan aktör ve aktristler gibiyiz hepimiz” diye düşündüm. Zalim bir senaristin elinde, onun bize daha fazla zarar vermeden, canımızı yakmadan gelip geçmesini usulca bekler gibiyiz! Bu dönemi sağ sağlim atlattığımızda dünya insanları olarak oscar ödülünü hak edeceğimizi düşünüyorum. Evet, bu ödül kesinlikle kurallara riayet ederek yaşayan milyarca insana verilmeli bu kez. Dünya denen bu dev sahnede, sahnelenen oyunun konusu her ne kadar tatsız tuzsuz olsa da bunu başaracağımızı biliyorum.
Sahneyi kapatırken milyarlarca insan olarak ödülümüzü alacağımızı da biliyorum. Buna inancım sonsuz. Aynı umudu sizin de taşımanız dileğimle, tedbiri elden bırakmayın sevgili dostlar. Unutmayın ki sahnedeki oyunculardan biri de sizsiniz!
Esen kalın.

> Yeni Meram >Yazarlar > Oscar’lık Oynuyoruz!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.