YAZARLAR

Yıllardır uygarlıkların kurulduğu, yıkıldığı birçok devletin tarihin tozlu sayfalarına gömüldüğü mezarlıktır Ortadoğu ya da başka bir deyişle Mezopotamya. İlk Çağdan bu yana Sümerler, Akadlar, Babiller, Persler sonrasında Müslüman Araplar, Türkler derken son iki yüz yıl boyunca bölgeye çöreklenen batılı emperyalist güçler çeşitli hedeflerini gerçekleştirmek adına bölgeyi adeta kan gölüne çevirdiler. Batılıların bölgeye gelmesinden önce uzun yıllar Osmanlı Devleti ile İran Devleti’nin bölgedeki hesaplaşmasını görmekteydik. Özellikle Osmanlı Devleti, I. Selim ve I. Süleyman dönemlerinde bölgedeki gücünü kanıtlamış ve Safevilere karşı üstünlüğünü belirginleştirmişti. Osmanlı Hanedanlığı ne zaman Avrupa’ya bir sefere çıksa, doğu sınırlarımızda aniden belirlenen İran tehlikesi oluşurdu.
XVII.YY’dan sonraki dönemlerde İran ile doğrudan bir mücadele içerisine girmesekte, örtülü şekilde iki köklü devletin hakimiyet mücadelesi her daim devam etmekteydi. 1979 yılında İran’da Şah karşıtı gösteriler başlamış, akabinde Humeyni’nin ülkeye geri dönmesiyle devrim süreci hızlanmış ve İran İslam Cumhuriyeti kurulmuştur. Günümüze kadar olan süreç içerisinde Irak ile yapılan savaş, ABD ve İsrail karşıtlığı görünürde İran Devleti’nin, İslam Dünyasında liderlik mücadelesine girişmesi olarak değerlendirilebilir. İşin aslı böyle midir bilinmez. İran her ne kadar dünyanın en eski medeniyetlerinden biri dahi olsa bölgemizde her daim bizim için bir tehdit durumundadır. Yaptığımız Barış Pınarı Operasyonu sırasında İran’ın bölgede eski gücüne ulaşmaya çalışan ve oyun kurucu durumuna gelen Türkiye’ye karşı tutumu gözden kaçmadı desek yeridir. Örtülü şekilde İsrail ile horoz dövüşünün acaba gerçek niyetlerini gizleme taktiği olduğu şüphesi kafalarda hep soru işareti oluşturmakta. Şu unutulmamalı ki bu yaşadığımız coğrafya her türlü fitnenin, fesadın ve entrikanın kol gezdiği topraklardır. Sırtımızı yasladığımız anda hançerleyecek devlet çok olur. Tarih bunun en güzel ispatıdır. İran’da son dönemlerde başlayan protestolar nereye kadar uzanır bilinmez. Ülke içerisinde gerçek İslam kurallarının olmadığı, kendi oluşturdukları sözde şeriat adında müthiş bir cadı avının ülkede sürdüğü bir gerçek. İran sınırları içerisinde milyonlarca Türk’ün geleceği belirsiz. Yeni gelişmeler sonucunda neler olacağını hep beraber göreceğiz. Yanı başımızda yaşanan bu olayların bizi etkilememesi ne yazık ki mümkün gözükmemekte. Umarım olaylar ülke menfaatlerimiz nezdinde ve bölgede yaşayan soydaşlarımızın çıkarlarına uygun şekilde şekillenir.

> Yeni Meram >Yazarlar > Ortadoğu’daki Görünmeyen Tehlike
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.