YAZARLAR

Merhaba benim adım Garip. Size bir günümü anlatmak istiyorum.Eminim siz de hayatın benim gözümle nasıl yaşandığını merak ediyorsunuzdur?

Sabah gün ışıklarıyla uyanırım. İnsanlar evlerinden çıkmaya başlarlar. Her sabah yaptığım gibi ben de işime koyulurum. Çöp kutularının etrafındaki yemek artıklarından yer, biraz da su içerim. Bazen hayvan sever insanların benim için koydukları kemikleri yer, ziyafet çekerim. Onlara minnettarlığımı havlayarak anlatırım. Karnımı doyurduktan sonra keyfim yerine gelir, sonra da etrafı gezmeye giderim. Genelde insanların fazla olduğu yerlerden pek hoşlanmam. Neden diye sorarsanız; Beni görünce bağırıp, çağırıyorlar, kovmaya çalışıyorlar.

Böyle davranmalarına bir anlam veremiyorum. Ben onların tepkilerinden daha çok korkuyorum. Kimisi de ben yanına gitmeden elinde bir parça yiyecekle geliyor ve benimle ilgileniyor. Çok mutlu oluyorum o zaman. Yemeği yemem için önüme koyup tüylerimi okşuyor. Ayrılma vakti gelince de üzülüyorum.

Akşama doğru bir bankın altına oturup, etrafı seyrederim. Evet! Tam vaktinde Sibel Hanım işten dönüyor. O, benim tanıdığım en iyi insan. Aylar önce geçirdiğim kazada bana yardım etmişti. Onun sayesinde iyileştim. O günden beri akşamları aynı yerde beklerim onu. Sibel Hanım’ın bana bir sürprizi vardı. Sabah barınağa yerleştim. Bir sürü arkadaşım oldu. Kimisinin durumu gerçekten de çok kötüydü.

Artık dışarıdaki zorlu hayattan işkencelerden kurtulmuştum. Benimle çok iyi ilgileniyorlardı. Belki dışarıda benim kadar şanslı olmayan arkadaşlarım var.

Sizden tek bir şey istiyorum, biraz daha anlayışlı olmanız! Biz kimseye bile bile zarar vermeyiz. Hayvanların da bir canı var. Sizin yaşadığınız duyguları biz de yaşıyoruz. Sizlerle bu dünyayı paylaşıyoruz ve birbirimize ihtiyacımız var.

Bu arada sizi her zaman ziyaretimize bekliyoruz.

H. NUR BAHÇIVAN

DOLAPOĞLU ANADOLU LİSESİ 10—B

Önemli olan bu yüreğin, bu canlının çığlığını duyabilmektir.

Onların da yaşamaya hakları olduğunu hissedebilmektir.

Dünya yalnızca insanlar için yaratılmadı.

İnsanoğlu yeryüzünü ancak taş yığını yapıyor.

Ağaçların, çiçeklerin, böceklerin, kelebeklerin, arıların, olmadığı bahçeler,

Balıkların yaşamadığı denizler,

Kurbağaların gece yarılarına dek şarkılarının duyulmadığı dereler,

Kuşların cıvıl cıvıl ötmediği, o güzelim melodilerinin duyulmadığı sabahlar,

Yağan yağmurdan sonra türüm türüm kokan otlarların, içimize dolan kokularının ruhumuzu aydınlatmadığı günler kabus olur.

Bunun bilincinde olmayan, bu bilinçle yetiştirilmeyen nesillere ne ülke ne de kentler emanet edilemez!

Edilirse ne mi olur?

Sırf birileri para kazansın ve yeni villalar, lüks konutlar, siteler yapılsın diye üçüncü köprü bahanesi ile kesilen ve İstanbul ‘un akciğeri, nefesi olan orman kıyımını sessizce izleyen, duyarsız, hissiz, umursamaz, doğa düşmanlarına oy veren ve onları vicdanı sızlamadan alkışlayan nesiller yetiştirilir.

Emanet edilirse ne mi olur?

Kesilen Konya Et Balık Kurumu’nun arazisi üzerine hizmet binası adı altında başka yer yokmuş gibi saraylar dikilir.

Duyarsız, bilinçsiz, doğa düşmanı kişilere bir kent emanet edilirse ne mi olur?

Mevlana’nın önündeki güzelim ağaçlar hiç acımadan, yürekleri sızlamadan biçilir, duyarsız ve çevre düşmanı yetiştirilen, çevre ve doğa sevgisinden yoksun büyütülenler de bu kıyımı, bu katliamı, kuşların bozulan yuvalarını, ağaçların göz yaşlarını duymadan umursamadan seyrederler.

Sonra da ağaç kıyımını sessizce izleyen bu katı yürekler, sokaklardaki hayvanlarla uğraşır, taş atar, hatta dernek başkanı olarak beni arar ve:

-Bu köpekleri ya alırsınız ya da tabancamla vururum, diye tehdit ederler. Derneğin emniyete başvurusu ile de meskun mahalde ateşli silah kullanmaktan başlarına iş açarlar.

Dolapoğlu Anadolu Lisesi’nin öğretmen ve idarecilerinin duyarlılığı ile yetiştirilen bu öğrenciler inanıyorum ve eminim ki asla; ne yetişkin ağaca ne de bir canlıya zarar vermeyecekler.

Dileğimiz ülkeyi ve şehirlerimizi yönetmeye kalkışanların önce ağaçlarla, sonra hayvanlarla kısacası yüce tanrının emaneti olan sessiz canlarla barışık olmaları ve bir ağaca dokunurken bir kez değil bin kez düşünmeleri, akşam yatarken sokakta aç ve susuz gezen canlılarla helalleşmeleridir.

Bu duygularla dolu yürekleri kimse kişisel çıkarı için kullanamaz.

İstanbul’un belediye başkanı, tüm şehirlerdeki ağaca kıyan başkanlar, bu kıyıma başbakanın korkusu ile karşı çıkamayanlar, yüce tanrıya bu kıyımın hesabını vereceklerini unutmasınlar.

Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste.

> Yeni Meram >Yazarlar > ONLARIN DİLİNDEN
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.