YAZARLAR

Biz, politik arenada birbirimizle didişirken, kürsüde konuşan milletvekilini aşağıya iterken;

Bir Başkan Vekili S.K.’lı bir söylemi yeğlerken

Biz, terör belasıyla uğraşırken…

Biz, trafik terörüyle baş edemez iken…

Biz; iktidar muhalefet işbirliğine uzak durup gerilimi sürekli artırırken…

Biz, kadına şiddeti huy haline getirirken, korunması gerekenler koca kurşunuyla herkesin gözü önünde can verirken…

Töre cinayetleri bir türlü hız kesme iken…

Birleşmiş Milletler İnsani Gelişme Endeksi’nin yayınlandığı rapor’a göre bu konuda Norveç 1.sırada yer alırken, Türkiye 187 Ülke arasında ancak 92. gözüküyor.

Bunu şöyle okumakta olanaklıdır;

Türkiye İnsani Gelişme bağlamında yine sınıfta kaldık.

Adam başına düşen ulusal gelir açısından Lüksemburg 76.224 dolarla 1’inci, Türkiye ise ancak 59’uncu sırada.

Ulusal gelir bağlamında karne notumuz;

Bütünlemeye kalmak!
Adam başına düşen ulusal gelir birimi açısından İstanbul ile Hakkâri arasındaki fark yüzde 1.300…

Gelir dağılım bakımından da uçurumun en ucundayız.
Dünya Ekonomik formu Küresel Bilgi Teknolojisi Raporu’nda Basın Özgürlüğünde 138 ülke arasında Türkiye, sanki 135’inci sıraya demir atmış gibi.

“Sınıfta kalma” değerlendirmesi hafif kalır. Üst üste iki yıl çakmaktan belgeli duruma düşme gerçeği yaşıyoruz.

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde geçen yıl alınan 228 mahkûmiyet kararıyla, Rusya’nın da önüne geçerek birincilik ipini göğüsledi.

Türkiye’de her gün 5 milyon ekmek israf ediliyor, bu sayısının iki milyonu İstanbul’a aittir. Bu durumu notla değil atasözü ile değerlendirelim;

Tok açın halinden anlamaz!

Türkiye’de adam başına yıllık balık tüketimi 4 kilo; Japonya’ ise 120 kilodur.

Çok normal, büyük balıklar, sürekli küçüklerini yerler ya!

***

Biz kısır döngüler içinde uygun adım yerimizde sayıp duruyoruz;

■Yerinde sayanlar yürüyenlerden daha fazla gürültü yaparlar.
Elin oğlu ise neler yapıyor, neler?

İleri demokrasiye ulaşmış, sorunlarını azaltmış, süper güçlüğe uzanmış ABD, bilimde de bir devrime imza attı;

Yaşlanma engelleniyor.

Bunu da şöyle tercüme edebiliriz;

Kişioğlu hangi yaşa gelmek istiyorsa, o yaşa kadar gelecek ve orada duracak.

Bu mucize buluştan yararlanmak için 20 yıl içinde ölmemeniz gerekiyor, zira mucize 20 yıl sonra uygulamaya konulacak.

ABD’de bu denli devrimler üretilirken, Almanya’daki beyinler hiç “es” geçer mi?

İşte onların mucizesi;

Rüyalar kayıt altına alındı.

Bu mucize icadın verileri de 6 yıla kadar yaşama aktarılmış olacak.

Bu da şu demek;

Kişioğlu gördüğü rüyaları, koltuğuna yaslanarak video ve diğer elektronik aygıtlarla yeniden izleyebilecek.

Bu iki inanılmaz buluş karşısında kendi kendinizi sorguladığınızı duyar gibiyim;

Acaba, çok mu erken dünyaya geldik

ya da onlar aya, biz ise yaya!

■ Gerek yok her sözü, laf ile beyana. Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana…

BİR DAMLA:

DOST VE DÜŞMAN

“Dünyada nasibin sitem ü cevr ise ey dil

Ahbabın eder onu, âdaya ne hacet”

> Yeni Meram >Yazarlar > ONLAR AYA, BİZ YAYA!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.