YAZARLAR

Ünlü düşünürleri çok severiz..!

Sözlerini ezberleriz..!

Yerli yersiz kullanırız..!

Üstelik birkaç sözünü ezberler, toplulukta söyler, kendimizce bilgeliğimizi gösteririz..!

Ama iş uygulamaya gelince…!

İşte orada bekleyin…

Çocukluktan başlatarak minicik yavrularımızı sevgisiz büyütürüz.

Her davranışını eleştiririz..!

Peki ya kendimizi hiç eleştirip, empati kurar mıyız?

Hayır…ASLA!

Yetiştirilen çocuğu kendi kurallarımızla, kendi at gözlüklerimizle, kendi inandıklarımızla büyütmek ve şekillendirmek savaşına gireriz.

Karşı tarafın birey olduğunu, karakterinin çevresindeki hem olumlu, hem de olumsuz davranışları, olayları, iyileri, kötüleri görerek yoğrulmasına, şekillenmesine izin vermez…İlle de kendi doğrularımızla büyümesini ister, gelişmişliğe, uygarlığa, bilime, yeni oluşumlara kafa tutarız…

Sonra bir bakarız ki… Tüm çabamız boşa gitmiş…

İşte bütün bu kişilik yönlendirme savaşında en önemli öğeyi ‘SEVGİ’ Yİ UNUTURUZ.

Sonuç ne mi olur?

Doğadan ve doğa sevgisinden uzak yetişen birey;

Öğretmen, veteriner, mimar, mühendis, futbolcu, sanayici, tamirci, marangoz, terzi vb. pek çok meslekte yer almış.

Almış da… Bakın neler yapmaya başlamış:

Sigarasını içip, izmaritini ağaç dibine atıyor!

Trafik ışıklarını, trafik kurallarını umursamıyor!

İşine zamanında gidip, hakkıyla yapmıyor.

“İŞİNİ EN İYİ YAPAN, VATANINI EN ÇOK SEVENDİR” sözünü bilmiyor

Arabası ile çarptığı hayvanı alıp, 155-156’yı arayıp, yardım çağırmıyor… Vuruyor, plakası düşüyor, geri dönüp plakayı alıyor ve yerde can çekişen hayvana bakmadan son model aracına binip gidebiliyor.

Kediye, kuşa tekme atıyor.

Aç gördüğü canlılara hiç bakmadan kendi AÇ BENLİĞİNİN derdine düşüyor.

Köpeği; lokantada, pastanede, tramvayda, metroda, otobüste istemiyor; ama kendisinin saçtığı sevgisizlik kokusundan haberi olmuyor.

Özgürce uçan kuşlara gözünü dikiyor… Alıyor pompalıyı onları birer birer düşürüyor… Keyif alıyor… Yüzündeki çirkin, acımasız, canavarlaşmış ifadeyi görmüyor.

Ah…! Birileri o anda bir ayna tutsa, yüzünü görse… İnanın tüfeği o AYNADAKİ o iğrenç, sevgisiz ifadeye çeviriverir.

Ama suçlu o değil…

Suçlu SEVGİSİZ YETİŞTİRİLEN, test, sınav, dershane, batıl arasında şaşkına çevrilen nesillerde…

Şiir okumuyor,

Ozanları tanımıyor,

Türk romancılarını, Dünya Klasikleri’ni okumuyor, Fransız, Rus, İngiliz, Türk klasik romanlarını, yazarlarını tanımıyor.

Aşık olamıyor. Çünkü kadını başka türlü görüyor. Sevemiyor, sevemediği için de malı gibi gördüğü kadını dövüyor.

Sevemediği için çocuğuna şiddet uyguluyor.

Sevemediği sevgiyi, aşkı tanımadığı için de… Kendisini dünyaya getiren kadının tüm haklarını elinden alıp, baskı uygulayıp, siyasette, işte, sokakta, evde, mesleğinde görmek istemiyor…

Dedim ya… Hem erkek hem kadın olarak… Önce sevmeyi öğrenip, sevgiyi öğreteceğiz, o zaman hem kadına, hem çocuğa, hem de hayvana şiddetin önüne geçebiliriz.

Bu da her kesimin eğitilmesi ile başarılır.

> Yeni Meram >Yazarlar > ÖNCE SEVGİYİ ÖĞRETELİM
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.