YAZARLAR

Ahi Evran meslekleri bir araya getirdiğinde, önemli kıstaslar belirlemişti. Çıraklıktan başlayan bir genç, çıraklığı hazmetmeden kalfa olamıyordu. Her kalfa da, usta olamazdı. Usta olmak gerçekten kolay bir mesele değildi. Güngörmüş ustaların karşısında yapılan imtihanı bihakkın geçmeleri gerekiyordu. Hatır-gönül, tavassut ve torpil, hak yeme anlamında değerlendirilip, öyle bir vebali hiç kimse ne üstleniyor, ne de lafını, sözünü ediyordu.

İş ve emanet ehline veriliyordu. Emaneti ehline vermek dilde değildi. Hak edene, üstesinden gelene, ağır imtihanları başarıyla geçene, ustalık görevi veriliyordu

O yıllarda siyasetin meslekler arasında yeri yoktu. Siyasetin meslek olmaya merak salması aslında oldukça yeni. Şunun şurasında belkide 40 yıl bile olmadı. Ancak bayağı hızlı çıktığını söylememiz lazım. Sonunda ne mi oldu? Meslekler arasına dışarıdan giriş yapan ve basamakları üçer-beşer atlayıp, zirveye oturan mesleğe de şimdi, siyaset mesleği, yada siyaset esnaflığı diyorlar!

Bazıları, siyaset döndü dolaştı meslek oldu, başımıza esnaf kesildi deseler de, siyaseti meslek edinenler, siyaset esnaflığı diye bir esnaflığı dosta-düşmana kabul ettirdiler.

Şimdi siz dükkanları filanda yok, dükkanı olmayan esnaf mı olur diyeceksiniz!

Aman efendim, siyaset için özel dükkana ne hacet!

Her büro, her ofis, siyasetin esnaf mekanı. Kaz gelecek yerden tavuk, fil gelecek yerden deve esirgenmediğini konuşan konuşana!

Siyaseti kendine meslek edinen, meslek değilse de meslekmiş gibi dayatan siyaset esnaflığı siyasete öyle bir dalış, hatta öyle bir pike yaptı ki, ne işi ehline vermek kaldı, nede emaneti ehline teslim!

O kavramlar, millet uyanmasın, herşeyi anlamasın diye şimdilik kaydıyla dilimizde dolaşmaya ve dolaştırılmaya devam ediyor!

İstisnasız her iktidara ayak uydurmakta zorluk çekmeyen, anında gemileri yakan, duvarları yıkan, eski görüşlerinden bıkan siyaset esnafları, karınlarının şişini indirmeye, sözlerini geçirmeye, şehirlerde söz sahibi olmaya niyetlenince neler olmadı neler!

Özal zamanında, Milletvekillerinden biz fabrika, iş sahası istemiyoruz, filanca Müdürün gitmesini istiyoruz, hala bu adamı buradan almadınız diyen siyaset esnaflarıyla başlamıştı hikaye…

Konu araştırıldığında, gitsin dedilen müdürün siyaset esnafının gelininin tayinini evinin hemen karşısındaki kuruma yapmadığı için gönderildiği ortaya çıkmıştı amma, onun yerine getirilen Müdür, gidenin çeyreği bile olmasa da, söz dinlediği için ” Bizim Müdür” oluvermişti.

Gidenler haklarını aradılar. İçlerinde sekiz-dokuz kere gidip, sekiz-dokuz kere geri gelenler ancak yinede gönderilenler oldu!

Bürokrasi o günlerden itibaren hızla zaafa uğramaya başladı. Bu konu siyaset esnaflarını hiç ilgilendirmedi. İşlerine gelmeyen kim varsa almaya ve aldırmaya, her dönemde devam ettiler ve devam ediyorlar. Kendi iradesini ortaya koyamayan, sormadan, danışmadan inisiyatif kullanamayan, layık olanı, layık olduğu yere veremeyen, verdiremeyen, gölgesinden korkan, koltuğuna sımsıkı yapışmış bir anlayış damgasını vurdu yıllara. Hani o danışan dağlar aşmış, akıllıysan var git bir akıllıya daha danış sözleri var ya o sözleri bile çalımlayıp yoluna devam ediyor siyaset esnaflarımız.

Siyaset esnaflarının, şehirlerin gelecekleri ile bu kadar fazla oynamaları ve bu oynamadan tahminlerin çok daha üzerinde zevk almaları, adına devlet memuru denilen memur zümresini bu esnafların elinde oyuncak ediyor.

Hele bir de, sizden, bizden hikayeleri işin içine girdiğinde, siyaset esnaflarına şirin gözükmeye çalışmalar, laf taşımalar, göze girmek için emriniz var mı demeler, yağ çekmeler, adamlara şatafatlı karşılama ve uğurlamalar tertip etmeler, siyaset esnaflarını adeta uçurdu!

Bu esnaflar çıraklık yapmadan, kalfalığın kenarından bile geçmeden, bir anda ustalık makamlarına, oturtuluverdiler.

Eskiler, Siyasetin mektebi olmaz derlerdi. Bir gecede Doçentleri ve Profesörleri oluveren bu mesleğin artık Akademileri var. Yüksek Lisans ve Doktora öğrencisi bile alıyor arkadaşlar!..

Sizce de, esnaf olacaksan, böyle esnaf ol, siyaset esnafı ol, gemini havada-karada yüzdür diyenlerin iyice çoğaldığı bir dönemi yaşamıyor muyuz?

> Yeni Meram >Yazarlar > Olacaksan siyaset esnafı ol!..
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.