YAZARLAR

Nakiboğlu İlkokulu’nda Nimet Hanım ile birinci sınıfı, Aysan Hanım ile ikinci ve üçüncü sınıfı, Mubahat Elmasyazar ile de dördüncü ve beşinci sınıfı tamamladım. Elleri ellerime dokununca her tarafım ısınırdı. Göz göze gelince öğretmenlerimle utanır, kızarır fazla bakamazdım yüzlerine, öylesine kutsaldılar benim için.

Her sözleri yaşamımı yönlendirir, istekleri hemen yapılması gereken doğrularımdı benim.

Öylesine sorumluluk vermişlerdi ki yurttaş olabilmek için, söyledikleri her şeyi şu yaşımda bile duyarım.

Okul bize Mustafa Kemal Paşamızın armağanı idi. Sıralar, tahta, tebeşirler, çöp kutuları, duvarlar, kapılar, su içtiğimiz çeşme, bahçedeki ağaçlar hepsi millet malıydı. Her birinde Kurtuluş Savaşı’na katılanların gazilerin, şehitlerin hakkı var, onların emaneti derlerdi.

Atatürk’ün yazdığı ve benim ve benden önceki kuşağın daha da bilinçlenerek öğrendiği “Yurttaşlık Bilgisi” kitabı yıllarca okutuldu. Bu kitapta iyi bir yurttaş olmanın tüm şartları vardı. Hepimiz iyi bir yurttaş olabilmek için; vergi vermeyi, yasalara saygılı olmayı, devlet malını korumayı, kollamayı, asker olmayı bunun bir vatan borcu olduğunu unutmamamız gerektiğini, komşularla iyi geçinmeyi, mahallede, şehirde, köyde ve ailemizle ilişkileri… Bunun gibi daha pek çok şeyi öğrenerek büyüdük.

Ulusal bayramlarda ulusca sevince boğulur, okullarda şiirlerle coşar, dini bayramlarda da büyüklerimizin ellerini öpmeye koşardık.

Öğretmenimizden ayrılmak çok acı verirdi.

Karma Orta Okulu’nda okurken okul müdürümüz ve müdür yardımcılarımız bizlere fazla bağırmazlardı. Çünkü temel eğitimimizde bize önce saygı öğretilmişti. O dönemde paramı bastırır müdürü de muavini de istediğim gibi yönetir, azarlar, çocuğumu okuldan alırım diye tehdit edip canından bezdiririm diye düşünen şımarık veliler, okulları ticarethaneye çeviren Milli Eğitim politikaları yoktu. Okul yöneticilerimizin sert bir bakışı yeterdi.

Her şeyden önce güven vardı okula. Eğitim herkes için eşitti. Okullarda zengin olanda, olmayanda aynı giysiyi giyer aynı eğitimi görürdü.

Köy öğretmeninin ise hediyesi; elde örülmüş bir çift yün çorap, yumurta, ev yoğurdu ve yufka idi. Özel okul velilerinin yarış halinde taşıdıkları, birbirlerine bakarak iyice dozunu artırdıkları hediyelerin hiç biri yoktu. Ne veliler ne de öğretmenler böyle bir şeyi düşünmezlerdi.

Özel okul diye bir şey yoktu. Eğitim herkese eşit ve parasız ulaşırdı. Hatta imparatorluk döneminde Osmanlı’nın doğa şartları, aşiret ağaları, eşkıya çeteleri nedeniyle kaderine terk ettiği yolu, okulu, suyu, sağlık kuruluşu, devlet temsilcisi olmayan Tunceli’ye bile, uygarlığa kafa tutan Kürt Çeteleri’ne rağmen başkaldırılara, yapılanları kırıp dökmeye rağmen eşit eğitim götürüldü.

Şimdi ise; bedelli askerlikte olduğu gibi; parası olan özel okullarda anayasamızın seksen yıldır yazdığı kural çiğnenerek binler, on binler velilerden alınıp, çocuklar arasında zengin -fakir ayırımı yapılıp, az mevcutlu sıcacık, veli ağırlıklı, şık kıyafetli okullar ve okul sahibinin insafına kalan eğitim.

İşin acı tarafı ise ısrarla özel okullar çoğaltılıyor, ısrarla dershaneler çoğaltılıyor. Oysa hepimiz sadece eşit eğitim görerek üniversiteleri, meslek okullarını kazandık.

Öğretmen Okulu’nda ise tüm öğretmenlerim mesleklerinin ustası eğitimcilerdi. Okul Müdürümüz İhsan Baykal, öğretmenlerimiz; Abdulkadir Erdem, Abdullah Çiçek, Şen Arda, Seval Hanım, Oya Hanım, Ayten Hanım,Leyla Hanım, Rıfat Bey, Ahmet Kayaarası, İrfan Hanım,Selçuk Bey…..isimlerini yazamadığım daha niceleri .

Hepinize 1967- 1968 mezunları adına, önceki ve sonraki mezunlar adına da saygılarımı sunuyorum. Sizin emeklerinizi boşa çıkarmadık. Tüm öğrencilerimizi cumhuriyetçi, vatansever, Atatürk ve silah arkadaşlarına saygılı, Allah’tan korkan, kuldan utanan, bayrağıyla, ulusuyla, cumhuriyetiyle, İstiklal Marşı’yla, askerlik göreviyle, ettiği yemin, içtiği and ile sorunu olmayan, “Türküm” diye kimseden korkmadan haykırabilen kişiler olarak yetiştirdik.

Umarım bizden sonrakiler de Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet payidar kalabilmesi için aynı inançla eğitimlerini sürdürürler.

Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözünü hiç kimse unutmasın! Göreviniz ve sorumluluğunuz çok ağır. Yetiştireceğiniz gençlik ve ulus devlete sahip çıkmak zorundadır.

Ne demiş Paşam; “Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” Hepimizin Öğretmenler Günü kutlu olsun. Sağlıkla , huzur içinde, barış içinde nice günleri kutlamak dileğimizdir.

Not: Meram Belediye Başkanı Sayın Serdar Kalaycı’ya Öğretmenler Günü nedeniyle hazırlattığı program ve o güzel afiş için tüm öğretmenler adına teşekkür ederim.

Vefalı olmak, bugünleri bizlere yaşatanları ve Türk milletinin başöğretmenini anabilme erdemini taşımak çok güzel. Sağ olsun, var olsun.

> Yeni Meram >Yazarlar > ÖĞRETMENLERİM
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.