YAZARLAR

Tarihin yapraklarını çevirdiğimizde karşımıza kahramanlık destanlarında imzaları bulunan nice kadınlarımız karşımıza çıkmaktadır.

Onlar birer kahraman,

Onlar birer yiğit,

Onlar birer destan…

Daha önemlisi onlar birer Türk kadını, Türk kadını Türk!

Türklüğe, “Ne Mutlu Türkün diyene!” ve “Türküm doğruyum” gibi nice öz söylemlere başkaldırıların giderek arttığı günümüzde, onları gündeme getirmek ve irdelemek milli duygularımızı daha da şaha kaldıracaktır.

İşte onlardan biri, Nene Hatun…

Öyküsü şöyle;

Nene Hatun, 1857 yılında Erzurum’da doğdu. 93 Harbi diye bilinen 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı sırasında Aziziye Tabyası’nın savunmasında bulundu. Küçük yaşta oğlu ile kızını evde bırakarak katıldığı sırada henüz yirmi yaşında genç bir gelindi.

Kasım 1877’de bir gece yarısında, bölge halkından Osmanlı vatandaşı Ermeni çeteleri Erzurum’un Aziziye Tabyası’na girmeyi başarmışlardı. Bu çeteler tabyayı koruyan Türk askerlerini öldürdüler. Arkadan gelen Rus askerleri, hiçbir dirençle karşılaşmadan

tabyayı ele geçirdiler. Baskından yaralı olarak kurtulan bir er, şehir merkezine ulaşıp kara haberi ulaştırdı. Sabah ezanından sonra minarelerden kent halkına duyuru yapıldı;

“Moskof askeri Aziziye Tabyası’nı ele geçirdi.”

Duyuruyu halk “vatan savunmasına çağrı” olarak algılandı. Silahı olan silahını, olmayanlar; balta, tırpan, kazma, kürek, sopa ve taşları ellerine alarak tabyaya doğru koşmaya başladılar. Kadın –erkek tüm Erzurum halkı yollara dökülmüştü. Koşanlar arasında, erkeği cephede çarpışan bir taze gelin de vardı. Ağabeyi cepheden yaralı olarak gelmiş ve kollarında can vermişti. Üç aylık bebeğini emzirip vedalaşmıştı;

“Seni bana Allah verdi. Bende O’na emanet ediyorum!” sonra birkaç saat önce şehit olan ağabeyinin kasaturasını alıp sokağa fırlamıştı. Halk, ölüme gittiklerini bildikleri halde, Aziziye Tabyası’na doğru koşuyordu. Rus askerleri, gelenlere yaylım ateşi açtı. Ön sıradakiler o anda şehit oldular. Arkadakiler, geri çekilmek yerine daha bir kararlı ve hızlı olarak ileri atıldılar. Demir kapılar kırılıp içeri girildi. Boğaz boğaza bir savaş başladı. Mükemmel silahlarla donanmış Rus ordusu, baltalı-tırpanlı-taşlı-sopalı eğitimsiz halk karşısında ancak yarım saat tutunabildi. Kahramanlarımızın içinde

şehit ağabeyinin kasaturasıyla donanmış Nene Hatun da ön saflardaydı. Gazi Ahmet Paşa’nın zaferinde Nene Hatun’un vatan aşkını paylaşan sivillerin de payı büyüktü.

Nene Hatun. daha sonra oğlunu Çanakkale Savaşı’nda şehit verdi. Kurtuluş Savaşı başladığında yaşı ilerlediği için cepheye gidip eskisi gibi savaşamadı. Atatürk’ü çok sever ve takdir ederdi. 1954 yılında 3. Ordu Müfettişi Orgeneral Nurettin Baransel Paşa’nın gayretleriyle kendisine “3. Ordu’nun Nenesi” ünvanı verildi. Cüzi bir maaş bağlandı.1955 yılında Anneler Günü’nde “Yılın Annesi” seçildi. Erzurum manevraları sırasında Amerikan Generali Ridgway bu yüce insanın elini öptü. Nene Hatun bir kahramanlık ve analık sembolü olarak 98 yaşına kadar yaşadı. 22 Mayıs 1955’te zatürreden yaşama veda etti. Mezarı, vatanı

toprağındadır. Aziziye Şehitliği’ndedir.

Selçuklu Belediyesi’nin Adem Başkan döneminde kent merkezindeki bir parka adını verilmesini şükranla karşılıyor, her sabah Nene Hatun Parkı’nda yürüyen kişi olarak da bu kahraman Türk annesini rahmetle anıyorum.

BİR DAMLA:

Atatürk’ü çok sever ve takdir ederdi.

1954 yılında 3. Ordu Müfettişi Orgeneral

Nurettin Baransel Paşa’nın çabalarıyla

“3. Ordu’nun Nenesi”, 1955’de“Yılın Annesi” seçildi. Erzurum manevralarında Amerikan Generali Ridgway, elini öptü.

> Yeni Meram >Yazarlar > NENE HATUN’LAR
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.