YAZARLAR

Yerli anketlere vatandaşın yarıdan çoğu “mutluyum” cevabı veriyor. Oysa OECD anketinde ise mutsuz çıkıyor ve 40 ülke arasında 32’nci sırada geliyoruz.
“Hayatınızdan memnun musunuz? Bugün kendinizi nasıl hissediyorsunuz?” gibi sorulara bizim yurttaşlar genelde olumsuz yanıt vermişler.
Anlaşılan vatandaşlara “Mutlu musun, mutsuz mu?” diye sorulduğunda “mutlu” cevabı ağır basıyor. Ancak hayatı sorgulandığında mutsuz olduğu görülüyor…
Demek vatandaşın mutluluk algısı da sağlam bir temele oturmuyor.
Bizim toplumda mutluluk bir hedef veya amaç gibi algılanır. Oysa Aristo diyor ki:
■ Zevkin değil acısızlığın peşinde koşan akıllı kişidir. )
■ Dünyanın sunabileceği en iyi şey acısız, dingin bir yaşamdır. En iyisi hayatı bunlarla sınırlamaktır.
Can sıkıntınız ne kadar azsa o kadar mutlusunuz demektir. Bu tablonun içinde yaratmak ve üretmek de önemli yer tutar.
Daha çok şeye sahip olmak değil daha çok üretmektir insanı mutlu eden.
Kitaplardan kimi öneriler;

■ Sahip olmadığımız şeye bakarken bizde hemen ‘Bu benim olsaydı nasıl olurdu?’ düşüncesi doğar. Bunun yerine daha sık ‘Bu bende olmasaydı nasıl olurdu?’ diye sormalı…”
■ Çevremdeki insanlara, canlılara, doğaya nasıl daha yararlı olabilirim?” diye düşünüp uğraşan, mücadele eden insana, o kendini nasıl hissederse hissetsin, mutlu insan diye bakılır… Önemli ve zor olan mutlu olmak değil, mutlu etmektir.

***

Haftanın Sözü;

■ İnsanlar büyük hırslar gütmeseler, küçük şeylerle pekâla mutlu olurlar.

***

Kadın Karşısındaki Erkek Halleri

– Bir gözünü kısıp, öbür gözünün kaşını kaldırıyorsa, çapkınlık yapmaya çalışıyordur. Hiç size göre değil.
– Dik dik gözünüzün içine bakıyorsa “Benim ne harika biri olduğumu bir bilsen” bakışıdır. İleri derece miyoptur, göremiyordur zavallı.
– Size bakarak, yanındaki kızlara biraz daha ilgili olmaya başlayanlar var, kahkahalar falan. “Bak görüyorsun ki onları çok mutlu ediyorum, seni de edebilirim”

-Bir de maçolardan hoşlanıldığını sanıp, böyle şovlar yapanlar vardır. Ama onlar yalnız kazak giydikleri zaman “kazak”tırlar. Onların mevsimi de geldi zaten.
-Kendine fazla güvenenlere diyecek söz yok. O edalar, havalar, jön görüntüleri. Deterjan reklâmlarında şansı olabilir böyleleri.
-Mal varlığı konusunda sizi gereksiz yere bilgilendirmeye çalışanlar da olabilir… Bu türlerin mallarından başka bir şeyleri de yoktur zaten. Hatta bazen o da yoktur.

-Hele esrarengiz görünmeye çalışanlara ne demeli? Kendilerine gizli kapaklı işler çeviriyor izlenimi vermek için ne kadar da çok uğraşırlar.
***
Haftanın Fıkrası:
Tren kompartımanında kadın tek başına oturuyordu. İlk istasyonda bir erkek bindi.
Adam içeri girer girmez de soyunmaya başladı. Ceketini, pantolonunu çıkardı. Ayakkabılarını, sonra da iç çamaşırlarını… Çırılçıplak kaldıktan sonra çantasını açtı. Sigara paketi ile çakmağını çıkardı. Sigarayı ağzına götürdü. Tam çakmağı açacakken, sigarayı çekti ağzından ve kadına döndü.
“Affedersiniz, sigara dumanı, sizi rahatsız eder mi?”

BİR DAMLA:

“Bu sonu gelmez dönüşün sürüp gitmesinden,
İki kişi mutlu, iki kişi sevinen.
Biri iyiyi ve kötüyü gerçek bilendir.
Öteki ne kendini ne dünyayı bilen.”
Böyle iki kişi var mı?
Hele ikinciler…
Ne kendini ne dünyayı bilenler.

> Yeni Meram >Yazarlar > MUTLU OLMAK VE MUILU ETMEK
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.