YAZARLAR

***

§ “ADALETİ çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan milletler çökmek zorundadır.”

***

ÖZET: AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında Türkiye’nin borcu 313 milyar lira, kişi başına borç 4 bin 581 liraydı. Şimdi borçlar 1 trilyon lirayı aştı, kişi başına borç 14 bin liraya ulaştı. Ekonomimizin özeti bu.

***

UÇARAK SÜRÜNMEK: Başbakan RTE’den ve geçmişte dönemden: “İcabında sayın valim, sayın kaymakamım, kapına gelmesini beklemeyeceksin. Atlayacaksın kamyonun şoför mahalline, sen gideceksin. Kapıyı çalacaksın, kömürü sen vereceksin. Bunu yaptığın gün Türkiye ne olur biliyor musun? Uçar uçar…”

Kendi adıma söylüyorum ben 11 yıldır hiç uçanı görmedim. Demek ki uçarak sürünüyor!

***

İSRAF NEDİR?.. “Vatandaş Mülayim Efendiler”imiz, masraftan ısrarla kaçınan, tüyü bitmemiş yetimin hakkını ısrarla koruyan biri var sanırlar!
Başvekilimiz tasarruf istiyor, “israflar önlensin” diyor.
İnsan aynaya bakmaz mı?

Ekmek israfı yapmamasını isteyecek kadar hesaplı ama, kendine 400 milyon doların üzerinde uçak alıyor. Yetmiyor bir daha. Yetmiyor, bir uçak daha.
Helikopterlerin hesabı yok.
Mercedeslerin sayısı belli değil.
3. Köprü için Atatürk Orman Çiftliği’nde kendisine yaptıracağı konak için binlerce ağacı yok ediyor.

İsrafın öyle karşısında ki, örtülü ödenek tahsisatı cumhuriyet tarihinin rekorlarını kırarak hünkar hazinesini andırıyor.

Bakınız; devletin 2012 bütçesinden 700 milyon lira giyecek, 1 milyar 900 milyon lira yiyecek harcaması; 100 milyon lira içecek harcamasına gitti. Kamuda 130 milyon liralık telefon görüşmesi yapıldı. Mebuslarımız zam, tazminat ve diğer ödenekler için 92 milyon lira pay aldı. Oysa O halka “ekmek israfı yapmayın” diyor.
Hepsi herkesin göz önünde oluyor.

Bakanların, bakan yardımcılarının, danışmanların altında çifter çifter lüks araçları milyonlarca dolar… Kiralık lüks araçlar ve daireler için ödenen milyonlarca lira…

Siz madalyonun öteki yüzüne bakın, “Hazreti Ömer adaleti” deyin, O’nu peygamber bilin! Atatürk’ü unutup, “Türkiye’nin en büyük adamı” ilan edin!

Tamam anladık artık…

Atatürk’ü kitaplardan çıkarabilirler. Gençliğe Hitabesi’ni çöpe atabilirler. Kendini bilmezler ”İngiliz p.çi” diyebilirler, “Kör Kemal” diyebilirler, “Beton Mustafa” diyebilirler, “Cellat” diyebilirler.

Adalet, özgürlük budur işte.

Ata’nın bizlere bahşettiği…

Ah, bir de adından korkmasalar.

Ah, bir de halktan korkmasalar…

***

DİĞER KONU: Neden Rusya’dan, “Erdoğan sonunu hazırlıyor” yorumu yapıldı? Neden Financial Times “Erdoğan gittikçe daha da dengesiz olmaya başladı?” dedi. Financial Times’ın tahmini şu: “Erdoğan, Türkiye’deki sokak protestolarının Mısır’daki gibi bir darbenin habercisi olduğuna inanıyor.”

Başbakanın “Mısır’daki tuzaklar bizim için de geçerli” demesi bunun göstergesi. “Taksim, Tahrir olmayacak” benzetmesi de…

Adnan Menderes 1960’da,“hürriyet istiyoruz” diyen gençlere “hürriyet olmasa bir Başvekile bunları söyleyemezdiniz” diye sinirlenmişti. Erdoğan’ın “Diktatör olsam, bana diktatör diyemezdiniz” sözlerini andırıyor.

Biz ne diktatör istiyoruz, ne de darbe. Ayrıca, Başbakanın sık sık dile getirdiği “ecel-kefen-urgan-kabir konusu kapansın” diyoruz. Politika cenaze levazımatçılığına, ekranlar ağlama duvarına dönmesin. Kötü düşünceleri silmek için ya “üflensin-püflensin” veya Kurtlar Vadisi’nden Necati Şaşmaz Başbakanlığa gelsin! Yardımcılıklarına “Orhan baba”, Kadir bey, Hülya hanım, Dilipak’lardan Abdülkadir getirilsin.

Hepimiz kurtulalım, iş bitsin!

> Yeni Meram >Yazarlar > Müsriflik!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.