YAZARLAR

Mülteci= İltica eden.

Vikipedi’de Mülteci veya Sığınmacı; dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm gören veya göreceği korkusu ve endişesi taşıyan, bu sebeple ülkesinden ayrılan, ayrılmak zorunda bırakılan ve korkusu nedeniyle geri dönemeyen, iltica ettiği ülke tarafından endişeleri haklı bulunan kişi” diye tanımlanır. Mültecilik hukuki bir statüdür.

Bulgaristan Türklerinden 300 bini 1989’da zulüm ve baskıdan dolayı Türkiye’ye sığınmıştır. 1991 Körfez Savaşı’nda Irak’tan kaçan çok sayıda mülteci Türkiye’ye sığınmıştır. Yurtsuzlar da bazen mülteci konumundadırlar. 1994’te de 2000’in üstünde Çeçen mülteci Türkiye’ye sığındı.

4 Aralık 1950’de kurulan “Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin ” bir vazifesi de “Zorla yerinden edilme” vakalarını azaltmaktır. Kamplarda yaşayanların bakımı, sağlık sorunları gibi işleri de “Uluslararası Mülteci Örgütü”nden devralmıştır.

Kuruluşu 1938’de ABD Başkanı Franklin D. Roosewelt’e kadar dayanır.

Irak ve Suriye’den göçler aldık keza, Libya, Nijerya gibi daha öncekilerde içimizde dolaşmakta. 3 milyona yakın Suriyeli, daha önce gelen Iraklılar ve şimdi de yeniden hududa dayanan 60-100 binlik mülteci dalgası…

İçeriye kontrolsüz kaçışlar ve yer gösterilmelerini beklemeden İstanbul, Çanakkale, G. Antep, Hatay, Konya, İzmir her yer ama her yer de bir mülteci istilası gibi dağılmalar. Mülteciler böyle serbest dağılamazlar.

Nerde Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği? Kamplarda yaşayanların bakımı, mesleki eğitimi gibi kulağa hoş gelen çalışmaları nerede?

IŞİD ile “İslamofobi” yarattılar. İslam’dan dünya milletlerini soğutmayı başardılar. Kimse de çıkıp İslam’da “kelle kesme”, esir kadınları pazarlama gibi saçma sapan bir şey olmadığını anlatamıyor.

Bu göç dalgaları da bana “Sanki bazı toplulukların, belli bir bölgeye sürüklenmesini sağlama” çalışmaları gibi geliyor. Ülkemde varsa düşünce kuruluşları, olaya birazda bu yönden bakabilirler mi acaba? Iraklı, Suriyeli, Arap ve Kürtlere geçiş serbestken Türkmenlere yasak ise, mülteciler “seçici” alınıyor gibi bir düşünce de uyanabilir yanlışlıkla.

Zaman; varsa bütün kirli oyunları ortaya dökecektir. Önemli olan bazı olayları “geriye dönüşümü imkansız zararlara uğramadan” fark edebilmek ve zamanında gerekli tedbirleri almaktır.

Kadın ve çocukların gelişini anlıyorum da yetişkinleri anlayamıyorum. Kaçacaklarına inandıkları tarafa geçip çarpışsalar ya! Ben olsam yurdumu asla terk etmez, İstiklal Harbi’nde olduğu gibi çarpışarak ya ölür yada özgürlüğümü kazanırım diye düşünüyorum.

Hepinize sevgi ve saygılarımla….

> Yeni Meram >Yazarlar > Mülteci kabulü nereye kadar?
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.