YAZARLAR

Sıkça yinelediğimiz bir deyim vardır,
“Mukabele bi’l-misil”

Arapça kökenli deyimin sözlük anlamı;
“Bir söz veya davranışa karşı, aynısını söyleyerek karşılık vermek, misilleme.”

Dilimizde koşut başka deyimler de var;

Çalma kapıyı çalarlar kapını; men dakka dükka, etme, bulma dünyası kısasa kısas.

Başka sözcük ve deyimlerle de karşılaştım;

… Karşılıklı rest çekme surecini anlatan modifiye edilmiş ikilem.

… Dişe diş, kana kan eski hamurabi kanunlarının dayandığı temel ilke.

…Göze göz, dişe diş mantığıyla ne işlem

görülüyorsa ayni biçimde karşılık verme.

…”Madem öyle, işte böyle” politikası.

…İslamiyette sana biri ne yaptıysa senin de ona aynısını yapma hakkın vardır.

…Sınırsız karşılık vermenin, kitlesel öçlerin egemen olmasından ortaya çıkmıştır.

“Kurtlar Vadisi” filmi ABD ve AB ülkelerini ayağa kaldırdı. ABD tepki koydu;

“ABD aleyhtarlığı kışkırtılıyor.”
Film Almanya’da kimi sinemalarda gösterimden kaldırıldı. Geçmişte; Türkiye ve Türklük aleyhine iftiralar içeren “Geceyarısı Ekspresi” filmine üzülmüş, durdurulmasını isteyince klasik yanıtlar verilmişti;

“Düşünce özgürlüğünde film yasaklanmaz”

Bu konuda batı standartlarında olmadığımız ortadadır. Daha yapacaklarımız var. Onlarda dört dörtlük değil, işlerine geldiğine göre

vaziyet alıyorlar, çifte standart uyguluyorlar.

Onların Geceyarısı Ekspresi varsa, bizim de Kurtlar Vadisi var. Tam bir kısasa kısas, men dakka dükka, mukabele b’il- misil…

Çalma kapıyı çalarlar kapını…

***

Harun Reşid, Sarayının bahçesindeki gül fidanını çok beğenir ve bakıma alması için emir verir. Bahçıvan, güle gerekli özeni gösterir göstermesine de, bir sabah bakar ki, gülün dalına konan bülbül ne kadar yaprak varsa hepsini gagalayarak yere düşürmüş. Korku içinde halifeye koşar; – Sultanım üzerine titrediğimiz gülün yapraklarını bülbül gagalamış, yere dökmüş.”

Harun Reşid, telaş etmeden yanıt verir;

Bülbülün yaptığı yanına kalmaz!.

Rahat bir nefes alan bahçıvan işine döner. Bu kez bir yılan yaprakları düşüren bülbülü yakalamış, yutmak üzere, otların arasında kayıp gidiyor. Heyecanla halifeye gelir;

– Sultanım bülbülü bir yılan yakalamış, yutarken gördüm.

Sultan yine aldırışız etmez;

– Meraklanma, yılanın yaptığı da yanına kalmaz!.

Bahçıvan yine işine döner. Bir ara bahçede çalışırken otların arasında yılanı görür. Hemen elindeki küreğiyle darbe üstüne darbe indirerek yılanı orada öldürür. Halifeye durumu anlatır;

– Sultanım bülbülü yılanı bahçede otlar üzerinde yakalayıp küreğimle öldürdüm.

Harun Reşid bu kez de sakindir;

– Bekle senin de yaptığın yanına kalmaz!

Nitekim çok geçmez bahçıvan hatalar yapar. Yakalayıp halifenin huzuruna çıkarırlar. Cezalandırılmasını isterler. Halife emrini verir.

-Atın bunu zindana!

Hemen yaka paça zindana doğru götürülürken geriye dönen bahçıvan şunları söyler;

– Bülbülün yaptığı yanına kalmaz dediniz, onu yılan yuttu. Yılanın yaptığı yanına kalmaz, dediniz, onu da ben öldürdüm. Şimdi benim yaptığım da yanıma kalmıyor, sen zindana attırıyorsun.. Herkesin yaptığı yanına kalmıyor da seninki mi yanına kalacak? Sen bana yapma ki bir başkası da sana yapmasın!

Harun Reşid, bahçıvanı bulur, emrini verir;

– Bırakın çiçekleri sulamaya devam etsin!

Sultanın aptığı yanına kalır mı! Hayır kimsenin yaptığı yanına kalmaz. En ağır biçimiyle ancak ahirette ödemeye ertelenir!

Bir damla:

■ Helalin adı kaldı, onu gören yok.

Haram kapışıldı hala doyan yok.

> Yeni Meram >Yazarlar > MUKABELE Bİ’L- MİSİL
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.