YAZARLAR

Sosyal demokratlar yine birbirine girdi. Bu çekişme ve tartışma Türkiye solunun yazgısı sanki. Sular bir türlü durulmuyor. CHP içinde hizipçiliği yaşam biçimi haline getirenler bulunduğu sürece parti içi kavgaların önüne geçilmez, didişmeler sür-git devam edip gider.

Muhalefetsiz demokrasi olmaz, adaletten de söz edilmez. Muhalefetsiz demokraside tek parti egemenliği yasama, yargı ve yürütme erklerini zora sokar. Çok partili rejimlerde tek partinin ayakta kalması demokrasi yanlışıdır. Muhalefetsiz yönetimlerin ayıbını iktidarlara fatura etmek de doğru değildir. Söz konusu açmazda pay sahibi muhalefettin kendisidir. Medya her dönem sıkıntıdadır. Bir iş adamının vurguladığı gibi medya, sorunlarla bocalamış, “senin medyan, benim medyam!” ayırımı da demokratik yaşamın yozlaşmasına davetiye çıkarmış eleştirilere neden oluşturmuştur.

Kurucu parti CHP, ayağa kalkmalı, sen- ben kavgası yerine ideolojik görüşleri, ekonomiyi, yurt ve dünya sorunlarını dile getirmeli, proje ve hizmetler üretmeli, halkın içine girmelidir.

Halktan kopuk Halk Partisi olmaz, olursa bu iktidara sırtını dönüp ebedi muhalefetliğe soyunma anlamına gelir ki, yaşanan budur.

“Karşı çıkanların çoğunu, siyasete ben kazandırdım, milletvekilliğine seçtirdim, hata etmişim!”

Ah Kılıçdaroğlu ah! Şunu bıçak kemiğe dayanmadan önce algılayıp söyleseydiniz.

Erozyona uğrayan değer yargılarının başında “vefa” gelmektedir. Giderek ahde vefası olmayan bir topluma dönüştük. Ben kaç zamandır elimde fener güpegündüz diyogen gibi her yerde vefa arıyorum bulamıyorum;

■ Bunca vefasızlıktan sonra, bazılarının ederi kalmadı artık gönlümde. Kaç’a deseler hiç’e sayarım.

Biz kuruyoruz, gelip başkaları oturuyor, aramak zahmetinde bile bulunmuyorlar.

Siyasal partilerde bilen, danışılan, danışman olarak eskiler de bulunmalı, icrayı yenilere bırakmalıdır. Değişim önce böyle başlamalı, sonra gelişerek kesintisiz devam etmelidir.

Hani bir sözümüz vardır bizim; “Eskiye rağbet olsaydı bitpazarına nur yağardı.”

Bu söylemde yanlıştır. Eskiye de yenilere yol göstersinler diye rağbet edeceğiz, bu bizim aynı zamanda geleneğimizde de vardır. Basına yansıdığına göre İktidar partisinde de kapalı kapılar ardında eski-yeni tartışması olduğu söyleniyor. Ne var ki “kol kırılır yeğ içinde kalır” denilerek dışarıda yankılanmıyor. Yıllanmışlar geride durmayı, yenile eskilere saygı duymayı bilmelidirler.

Eski algısına bir de başka gözle bakalım;

Eski başkadır, eskimiş başkadır. Nice eskiler vardır ki hiç eskimez.

Demokrasilerde sağ da, sol da olmalıdır. Siyasal dengelerde hep azılıkta kalmış güçsüz sol kompozisyonunda demokrasinin bir ayağı topal kalır ve aksamalar başlar. Toplumdaki yaşanan sıkıntının ana kaynağını bu görüntü ve içerik oluşturmaktadır Sağ, merkezi de yanına alarak gücünü artırırken halka kolayca ulaşıyor ve entegrasyonu sağlayıp kazanmayı yaşam biçimine dönüştürmektedir. Bu durum “at binenin, kılıç kuşananındır” söylemine evrilmektedir. Halk dokusunun sağa uyumlu yapıda olduğun dikkate alırsak Türk solunun atılımcı ve bütünleşik çalışmalar yapması gerektiği gerçeğini ortaya koymaktadır.

Kurucu Parti CHP, iç çekişmelerinden arınarak rejimin selameti bakımından ayağa kalkmalı tartışma, kavga ve dedikodu yerine projeler üretmeli, adına koşut halkın arasına karışmalı hakla ilişkilere önem vermelidir İlke ve anlayışları başka yazıya bırakarak sağ ve sol kavramlarının nereden geldiğine bakalım;

Sağcılık ve solculuk Fransız ihtilali ile ortaya çıkmıştır. İhtilali öncesi Derebeylik sisteminde toprak aristokratların elindedir, hukuk sistemi bunlara göre düzenlenmiştir. Halk çoğunluğu ezildi. Keşiflerle zenginleşen sermaye sahibi yeni bir burjuvazi sınıfını doğurdu. Hukuk kuralları asillere özgü düzenlendiğinden Burjuvazi istediğini alamadı. Kral-derebeyler- kilise üçlü aç ayağı oluşturmuşu. Devrimle Burjuvazi işçi sınıfını yanına çekti. İki sınıf egemenliği asillerden alıp halka verdi. İki sınıfın da partileri vardı. Meclisin soluna işçi, sağına burjuvazi temsilcileri oturdu.

Sol- sağ kavramları böylece yaşama geçti.

> Yeni Meram >Yazarlar > MUHALEFET BULMACASI!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.