YAZARLAR

■ Hiçbir mal sizin değil, neyi bölüşemiyorsunuz? Hiçbir can sizin değil, niye dövüşüyorsunuz?

***

Merhum Prof. Dr. Necmeddin Erbakan’la siyasal ve ideolojik bağlamda herhangi bir bağlantımız yoktu; o benim gönül dostumdu; zeki, üretken, temiz, bireysel yararlardan uzak. Onun iri gövdesini dikkate alarak, aldanmayın. Onun öylesine ince bir kalbi, insancıl ve yumuşak bir kişilik yapısı vardı ki, zaman zaman yanlış anlaşıldı ve algılandı. Onun en önemli sevdası ülkesiydi, Türkiye’nin lider devlet olmasıydı, teknolojik kalkınmayla ülkeler içinde en öne geçmeyi planlamıştı. Ağır sanayiye önem ve öncelik vermesi bu idealini gerçekleştirmek içindi. Başbakan, Başbakan Yardımcısı oldu. Konya adeta bir sevdasıydı. Konyalı değil, Sinopluydu ancak, anlam olarak has Konyalı gibiydi. Kimi ağır sanayi kuruluşları onun eseriydi.

Merhum Erbakan Hoca, Odalar Birliği Genel Sekreterliğinden istifa edip, Konya’dan bağımsız adaylığını koyma kararı verince ilk kez benimle temas kurmuştu. Ankaralı basın mensuplarına “kiminle görüşeyim? diye soran

Erbakan’a gazeteci dostlarım beni işaret edince, Konya’ya gelir gelmez de soluğu gazetemdeki yönetim yerinde almıştı. Dostluk temeli, böyle atılmıştı ve hiçbir koşulda da zaman aşımına uğramadı. Mesleğimin tüm inceliğini, hatta taktiğini kullanarak, siyaset dünyasının parlayan yıldızı haline gelmesinde başlangıçta katkım olmuştu; ben sadece doğru gazetecilik görevimi yapmıştım. Dostluğumuz her türlü bireysel çıkarların dışında hep diri, canlı ve yeni kaldı. İsteseydim, milletvekilliği – dahil- yüksek mevkilere gelebilirdim. Ona

yakın olanlar bu gerçeği iyi bilirler. Ancak, biz gönül dostuyduk, mevkii ve makam hırsımız yoktu, asla da olmadı. Hele dostları bireysel yararlara bağlamak gibi yanlış ve çarpık yaklaşımlardan uzak duran ak ve pak düzgün bir Anadolu insanıydık.

***

Erbakan ailesinde güncelliğini sürdüren miras kavgasını dolayısıyla konuyu irdeleme gereği duydum. Erbakan Hoca dargınlık ve kırgınlıklara prim vermezdi. Eminim şimdi yattığı mekanda kemikleri sızlıyordur. İyi yetişmiş değerli evlâtlarının tartışmaları kısa süre içinde noktalayacaklarını ve sonuçta da asgari müştereklerde anlaşacaklarını umarız.

Bilgisayarımda “belgeler” bölümüne dayalı bir de arşiv dosyam vardır. Önemli belge, bulgu, bilgi, şiir, öykü, söz, deyim nükte’ye ulaşınca kopyalar ve arşivime eklerim.

Ailede var olduğu öne sürülen, yargıya kadar yansıyan olayın ayrıntısına girmeyeceğim. Sadece bilgisayarıma kayıt ettiğim arşiv bölümünden bir notu aktarmakla yetineceğim;

Bergama mezarlığında bir merhumun mezar taşında şunlar yazılı;
“Mehmet Hindikadıoğlu ruhuna fatiha

Mal bıraktın, mülk bıraktın üşüştük,
Kavga ile niza ile bölüştük
Biz üç kardeş toprak için dövüştük
Sen mezarda huzur içinde yat baba.

Çocukların etsinler diye rahat
Satmadın da geçindin kıt kanaat
Evladından sana olsun nasihat
O dünyada malın varsa sat baba.”
Bir kıssa;

Eshabı kiramdan biri vefat eder. Peygamberimiz aleyhisselamın da olduğu sırada tam kabre konulacakken bir yakını koşarak gelir ve der ki;

“Sana cennet nimetleri afiyet olsun!

Peygamberimiz sorar;

“Nereden biliyorsun?”

Yakını, yanıt verir;

“O, her zaman namaz kılar oruç tutardı.”

Peygamberimiz, devam eder;

“Onları saymaya gerek yok. Sen sadece ‘o Allahı ve Peygamberini severdi’ de yeter. Çünkü kişi sevdiğine itaat eder.”

BİR DAMLA:

Ne mülk ü mâl bana çerh verse memnunem
Ne mülk ü maldan avare kılsa mahzû nem.

> Yeni Meram >Yazarlar > MİRAS KAVGASI VE…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.