YAZARLAR

■ Dime kim yârda yok cevr ü cefâdan gayrı

Ne dilersen bulunur mihr ü vefâdan gayrı.

■ Kalb-i münkesîrim yoktur bana devâ yârdan gayrı,

Görmedim mihr-ü vefâ âlemde ahû-zârdan gayrı.

***

Sevgili Cihat Yazıcı geçenlerde bir yazısını vefa ekseni üzerine oturtmuş nostalji yüklü duygularını şiirimsi üslupla dile getirmiş. Bizden bir kuşak sonrasının gazetecisi kadim dostumuz spor konuları dışında toplumsal ve siyasal sorunlara eğilerek önemli nitelemeler yapıyor, öngörüler dile getiriyor, toplumsal yozlaşmaya neden oluşturan “vefasızlıktan” acı acı yakınıyor;

“Arkadaşlık vardı, yardımseverlik vardı, kardeşlik vardı, saygı vardı, sevgi vardı, vefa vardı. Birbirimizi tanırdık.”

Sevgili Cihat, Konya basınının rahmete kavuşmuş ünlü gazetecilerini sıralayarak Sinoplu Diyojen’in güpegündüz elinde fener, her yerde “ adam” aradığı gibi vefa arıyor. bulamadığı için duygulanıyor. Vefasızlıktan sıkça yakınanlardan biriyim. Geçmişte bu dünyadan olumlu izlerle ayrılan siyasette, ticarette ve medyada ünlenen Konya insanlarına gerekli vefayı göstermediğimiz besbellidir. Belki geçmişin önemli siyasal aktörlerinden Sağlık, Bayındırlık ve Milli Savunma Bakanlığı yapmış Dr. Vefa Tanır’la telefon iletişlimizin sürmesinden mutluluk duyuyor, hafifliyorum. O vefa Tanır ki, Konya’ya yaptıkları saymakla bitmez. İş bulduklarının sayısı binlerle ifade edilir. O dönemlerde siyasetin tadı, tuzu, içtenliği, en önemlisi de vefası vardı.

Vefa konusunda, toplumsal ve bireysel anlamda duyarlı olduğumuz söylenemez. Kötülük iz bırakır, iyilik tez unutulur.

Konu vefa olunca, Hz. Mevlana’nın Mesnevi’sinde kuyumcu titizliğiyle işlediği özdeyiş nitelikli söylemleri aktararalım;

Allah’a verdiğin söze vefa edersen, Allah da kereminden senin ahdini korur.
“Ahdime vefa edin” sözüne kulak ver de sevgiliden “Ahdinize vefa edeyim” vaadi gelsin.
Ahidlere vefa etmek, akılla olur.
Şeytan gibi hasetçi değilsen dâva kapısını bırak da vefa kapısına gel!

Ahdi bozmak, ahmaklıktandır. Yeminine vefa etmek ve yemininde durmaksa, temiz kişinin işidir.

Sadece şükür ehliyle vefa sahiplerinin elde ettikleri kaybolmaz.

Hep “vefa” der, dururuz. Her yerde her zaman “vefa” ararız. Bulmak mı? Çok zor.

Ünlü Divan şairi Halep’te derisi yüzülerek öldürülen Nedim ile Fuzuli’nin “vefa ve vefasızlığı “ içten biçimde şiirleştirmişlerdir;

Gerçek hadîs imiş bu ki hûbun vefası yoh!

.

Burada geçen “hadîs”in sözlük anlamı “doğru, gerçek” demektir. Hûb ise Arapçada imkânsız aşk anlamındadır. Demek gerçek aşk’ın vefası yokmuş. Vefa’nın olmadığı yerde ise “cefa “ olur, ayrılık ve özlem olur.

Vefa’nın karşıtı nankörlüktür; Vefasızlık iliklerimize işlemiş, Ziya Paşa da yakınıyor;

“vefasızın elinden bade içilmez.”

Sözlükler vefa için diyor ki;

“Sözünü tutma, borcuna sadık olma!”
“Vefa”nın karşıtı “nankör”dür. Farsçada “nan” ekmek demek, “kör” de görmeyen. Nankör yediği ekmeği görmeyen, unutan, inkâr eden anlamına da gelebilir.

N e yazık ki, vefa’nın olmadığı yerde vefasızlıklar sonsuza dek sürüp gidecek!

■ Tırnağın var ise başını kaşı ,

Kimseden kimseye vefa yoğ imiş

■ Vefasızın meclisinde bade içilmez.

BİR DAMLA;

VERAK’I MİHRİ VEFA

Güle gûş ettiremez boş yere bülbül inler

Varak-ı mihr-ü vefâyı kim okur kim dinler.

> Yeni Meram >Yazarlar > MİHRİ VEFA VE AHÛ-ZÂR
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.