YAZARLAR

Önce geçmişten bir iz; 1950’deki seçim kampanyası sırasında, CHP Taksim mitinginde; meydana toplanan binlerce kişiyi Başbakan İsmet Paşa’ya gösteren, Fahrettin Kerim Gökay şöyle demişti;
-İşte Paşam İstanbul!
Bunca kalabalığa karşın Başbakan İsmet Paşa, seçimleri kaybetmiş; 35 milletvekili ancak çıkarabilmiş, Demokrat Parti adeta silmiş ve süpürmüştü.

Meydanlardaki kalabalığa karşın sandık gerçeği, bugün de kıssadan hisse siyasal anı olarak dile getirilir;
– İşte Paşam İstanbul!

Yıllar sonra siyaset dünyamızın sivri dilli ve renkli kişisi Osman Bölükbaşı da bu anıya koşut bir başka meydan- sandık ikilemi gerçeğini seslendirmiş, onun saptaması da güncelliğini hiç yitirmemişti.

Meydanların efsane siyasetçisi Osman Bölükbaşı idi ve en büyük kalabalıkları hep o toplardı. Kürsüye içinde belgelerle dolu iki bavulla çıkar, konuşması esprili olduğu kadar hitabeti de müthişti. O kalabalıklar karşısında coşar, uzun konuşmalar yapardı. Örneğin, 1960 yılındaki Konya mitinginde 6 saat konuşmuş ve kürsüde bayılmıştı. Ancak kalabalıkları topladığı kadar oy alamazdı. Bunu sitem olarak konuşmasının başında söylerdi. Önce kürsünün önündeki çocuklara ezilmemelerini için derdi ki;

– Çekilin demokrasinin yedek parçaları!

Kalabalığa bakar, eleştiri okunu alaylı bir üslupla hemen atardı;

“Başak çok ama içinde dane yok!

Parti farkı gözetmeksizin bütün siyasal liderlerle olduğu gibi, merhum Bölükbaşıyla da yakın ve dostça bir iletişimimiz vardı. Konya’ya geldiğinde Yayla Palasta kalır telefonla arar, saatlerce yurt ve dünya sorunlarını anlatırdı.

Bir başka anı; Bölükbaşının Düzce’deki konuşma tam 8 saat 35 dakika sürmüştü. Bir kamyoncu Düzce’den çıkıp İstanbul’a yükünü boşalttıktan sonra geri döndüğünde Bölükbaşı’nı hala kürsüde görünce şaşırır; kalabalık arasından yaklaşarak sorar;

Bu nasıl iştir! Sabah buradan kereste yükledim, konuşuyordunuz, yükümü İstanbul’a boşaltıp geldim, halen konuşuyorsunuz!”

Günümüz siyasetçilerinden eski MHP Milletvekili Deniz Bölükbaşı’nın babası olan Bölükbaşı “Her şeye, herkese, kendine bile” muhalif yapıda bir kişilikti. Muhalefetini 1965 yılında TRT’ye de yöneltmiş kuruma “Tırt” adını takınca lakabı “Tırt Osman!” olarak da ünlenmişti..
***

Yinelemek gerekirse, meydanlara toplanan kalabalıklar, seçimlerin ölçütü değildir. Örneğin meydanlar başka şarkılar söyler, sandıklar ise değişik türküleri seslendirir.

Meydanlara herkes gelir:

İçtenlikli, gerçek partililer,

Çıkar bekleyenlerden boy gösterenler.

Taşımalı gelenler,

Paraya, gıda yardımına

dönük toplama gelenler

Başka Partilerin gözlemcileri,

Meydan meraklıları,

Güvenlik için görevli gelenler

Sadece meydanlar değil, kimi anketler de yalan söylüyor. Çatma ve sipariş anketler ise külliyen yalan söylüyor. Yerel ve genel seçimlere onlarca süre varken, son günlerde yine birbirini tutmayan öylesine anketler, basında yer almaya başladı; “bayram değil, seyran değil eniştem beni niye öptü” örneği.

Böyle anketlerin temelinde para vardır, hava para kokmaya başlayınca anket konuları da kişileştirmeye kadar gitti. Şu Lider şu kadar seviliyor, bu lider bu kadar tutuluyor. Oysa sevilme ve tutulma göreceli kavramlardır.

Anketler sanki fal gibi.

Fallara inanma, ancak falsız da kalma.

BİR DAMLA:

■ Dünya tükenir yalan tükenmez.

■ Yalan kadar insanı alçaltan bir şey yoktur.

> Yeni Meram >Yazarlar > MEYDANLAR DA YALAN SÖYLER
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.