YAZARLAR

■ Dedin ki; “Bahar mevsiminde bağa gel. Bağ gülmekle neşeler içindedir. Orada aydınlıklar var, şarap var, güzeller var. Senin bulunmadığın yerde bütün bu güzellikler ne işe yarar? Senin bulunduğun yerde de, bu güzellerle benim işim ne? Sen varken başka güzellere, güzelliklere bakabilir miyim?

***

1 Mayıs’a 1935 Bahar ve Çiçek Bayramı adı verildi; işçi hareketlerinden esinlenerek, 2008 Nisan’ında “Emek ve Dayanışma Günü” olarak kutlanması kabul edildi. Olayı bahar penceresinden bakarak irdeleyeceğiz.

Bahar, Türk ve Acem şairlerinin önemli ilham konularından birini oluşturmuştur. Mevlana’nın şiirlerindeki güllerin açması, havanın mis gibi kokması bağlamında bahara vurgu yapılmıştır. Bu nedenle Mevlana’da bahar algısı doğanın dirilişidir.

Baharla birlikte sema ayinlerini Çelebi Hüsameddin’in Meram’daki bağına taşıyan Mevlana, şiirlerinde herkesi baharın gelişini karşılamaya çağırmıştır;

Kutlu bahar, dost elçisi çıkageldi; sarhoşuz, âşık’ız, mahmuruz, kararımız yok. Bağ ve bahçeler kıştan kurtuldukları için sana şükür selamları gönderiyorlar.

■ “Ağaçlar kış günleri siyahlara bürünmüş matem elbiseleri giymişlerdi, çok ağladılar feryat ettiler de, sonunda güldüler açıldılar.”

Mevlana baharı seyretmeyi, can gözü ve gönül kulağı ile dikkat kesilmeyi önerir;

■ Toplamak için önce el kol salmak gerek, sonunda kol açıp oynayışta da topladıklarını serper, döker saçar. Yaratıcı, bahçede meclis kurdu ki, kuşlar, çalgılar gibi aferin demeye, nağmelerle ötüşmeye koyuldu.

■ Üveyk, kekliğe nerdeydin şimdiye dek der; o da, hani bir yer var ya der, orada ne mekan var, ne oturan, oradaydım.

Şahin, doğana der ki: Bu güzelim avları yokluktan kim avladı da yeryüzüne getirdi?

■ Gönül gözün dehlizidir; gönüle ne gelirse oradan göze gelir de bir şekle bürünüverir.

■ Gizli şeyler açığa vurulmuş bağda bahçede kıyamet kopmuş, o Çin güzelleri gönüllerini göstermede.

■ Yalnız senden yardım dileriz; yani meyvelerle dopdoluyum, ağırlığından neredeyse kırılacağım, sen beni koru, ey yardım istenen, ey yardım eden.

■ Sümbülün başı, sağa sola eğilmede; solunda bahar yelleri, sağında reyhanlar.

Mevlana’ya göre bahar ibret sahnesidir.

■ Bahar gelince her hayvan bir ot yer, bir şeyler kemirir, karnını doyurur. Baharın sırlarını ancak padişahlar anlar, duyar.

■ Hazan ateşiyle yürekleri kapalı olanların gözleri baharın lütfuyla açıldı.

■ Onların hepsi de yeni elbiseler giymişler, hepsine nazlanmayı cilvelenmeyi öğrettiler.

■ Bahar mevsiminde sevgilinin yüzünden uzak olunca, bayram benim ne işime yarar?

Yiyip içip zevk-u sefa sürmem neye yarar? De ki, sevgili olmayınca bağlarda bahçelerde yeşillik, çiçek yerine dikenler bitsin, bulutlardan yağmur yerine taş yağsın.

■ Ey can! Bağ var bahar var, uzun boylu servi var. Biz bu güzel yerden, bu çevreden başka bir yere gitmeyiz. Ey can! Yüzündeki örtüyü aç, kapını kilitle. Şimdi bir biz varız, bir sen varsın. Ev bomboş!

BİR DAMLA:

BAHAR

Sevgili tutmuş yularımdan beni,
develer gibi habire çeker.
Esrik devesini böyle nereye götürür,
böyle hangi katara?

Hem canımı çiğnedi benim o,
hem bedenimi çiğnedi.
Gönlümü bağladı benim o,
kırdı şişemi.

Ne iş yaptırmaya götürür, bilmem,
nereye götürür beni.

Sevgili takar beni oltasına,
atar karaya balık gibi.
Sevgili kurar gönlüme bir tuzak,
avcıdan yana çeker sürür beni.

> Yeni Meram >Yazarlar > MEVLANA VE BAHAR
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.