YAZARLAR

■ Herkes güneşi görebilseydi, güneşin ışıklarına delalet eden yıldızlara ne ihtiyaç vardı?

***

Mevlana der ki;

Dil bedest aver ki hacc-i ekber-est
Ez hezaran Kabe yek-dil Bihter-est

Kabe bünyad-i Halil-i Azer-est
Dil nazargah-i Celil-i ekber-est

Türkçemizde bir söz vardır;

Meyveli ağaç taşlanır!

Bu söylem, neredeyse, bir kural, bir ilke haline gelmiştir.

Hz. Mevlana, düşünce, dünya görüşü, yaşam biçimi ve yapıtlarıyla kuşkusuz çeşitli meyveler üreten ulu bir ağaçtır. Üstüne üstlük, evrensel bir değerdir. Özellikle hümanistçe yaklaşımları onu ölümsüzleştirmiş dil, din ve ırk ayırımı yapılmadan bütün insanlığın şairi ve düşünürü düzeyine çıkarmıştır. Konya ile özdeşleşmesi onur ve övünç kaynağımızdır.

Her ünlü ve meyveli ağaç gibi Hz. Mevlana da

Zaman zaman haksız eleştirilere hedef olmuş, taşlanmıştır. Mevlana karşıtlarına son günlerde boyalı basından bir kişi daha eklendi. Kendini fasulye gibi nimetten sayan kişi yazıyor;

“ Öteden beri, Mevlana’nın önemli bir feylesof olmadığını düşünürüm. Dediğim gibi, dişe dokunur fikirlerini toplasak bir dosya kâğıdı etmez.”

Hz. Mevlana kim, boyalı basıncı kim?

Mevlana, bir deniz, okyanus umman; O ise bir kahve fincanı su bile değil.

Mevlana’ya saldıranlar, dün vardı, bugün de var, yarınlarda da var olacak. Bu biraz hastalık, biraz çekememezlik, kıskançlık, güdüsü yattığı kuşkusuzdur.

Evrensel değerimiz Hz. Mevlana’ya bütün dünya insanları şapka çıkarırken, karşıtların çarpıklıklarını iyi analiz etmek gerekir;

■ Düşünürlerin felsefesi, insanoğlunun zan ve şüphesini artırır. İslam’ın hikmeti ise, insanı yücelere ulaştırır.

***

Mevlana’dan bir kıssa;

Huzuruna giren bir genci ayağa kalkarak karşılayan Mevlana, bununla da kalmaz, genci makamına oturtur, kendisi de karşısına geçip yere diz çökerek konuşmaya başlar.

Çevredekiler Mevlana’nın makamını bir çocuğa terk edip de karşısında diz çöküşünü uygun bulmazlar ve itiraz yollu sorarlar.

Hz. Mevlana yerine oturttuğu çocuğa gösterdiği saygının nedenini şöyle açıklar;

-Bu genç, Kur’an’ı ezberlemiş hafızdır. Kalbinde Kur’an yazılıdır. Siz sokakta üzerinde Allah yazılı kâğıdı görünce saygı göstererek eğilip alıyor, yüksek bir yere koyuyorsunuz da, ben kalbine Kur’an’ın tamamını yazdırmış gence, saygı göstermez olur muyum? Kaldı ki, saygı gösterdiğiniz kâğıt üzerindeki yazıdan çok fazladır bu hafızın kalbindeki Kur’an yazıları!

Hazreti Mevlânâ sözlerini şöyle tamamlar;

-Sadece ben değil Allah da kelamını ezberleyenlere değer veriyor, cennetine almakla kalmıyor, ayrıca şefaat etme izni de veriyor, akrabalarından cehenneme gidecek on kişiye de şefaat ederek kurtarma hakkı tanıyor!

Âlemde her hünerin fikirle tayin olduğunu, evlerin, köşklerin, şehirlerin, dağların, sahraların, nehirlerin hep ondan meydana geldiğini, denizdeki balığın, denizin vücuduyla yaşadığı gibi, karanın, denizin, güneşin, göğün fikirle diri bulunduğunu görüyorsun da, neden körleşip ahmaklık ediyorsun?

BİR DAMLA:

BİR DAMLA:

ISRAR ETME NE OLUR?
Yüz’de ısrar etme, “Doksan da olur”.
İnsan dediğinde, “Noksan da olur”…
Sakın büyüklenme, “Elde neler var”.
Bir ben varım deme, “Yoksan da olur”.
Hatasız dost arayan, dosttan da olur.

> Yeni Meram >Yazarlar > MEVLANA KARŞITLARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.