YAZARLAR

Hz. Mevlana, her koşulda insanları doğru yola özendirir, vaaz ve derslerinde hasta kalplere şifa olan sözler söylerdi. Bir gün öğrenicilerine şöyle konuştu;

“Ey bizi sevenler! Sevgili Peygamberimizin gittiği Ehl-i sünnet yolundan yürüyüp bu yolu ihya etmelidir. Allahü Teâlâ’nın sevdiği ameller ibadetler ile helâl yollardan çoluk-çocuğunun ihtiyaçlarını kazanan kullar zümresine dahil olmalıdır. Hep helâli istemeliyiz, helâlinden yiyip içilmeli ve helâlinden giyilmelidir.. Söylediklerimiz, dinlediklerimiz düşündüklerimiz hep helâl olmalıdır. Her hareketimizi Peygamber efendimizin hâl ve hareketlerine uydurmalıyız. Herkes bir sanata sahip olmalı ve din ilimlerini iyi öğrenmelidir. Öğrenicilerimden bunu özellikle istiyorum. Bizim yolumuzdakilere kıyamet günü destek çıkar yüzlerinin ak olmasına çalışırız. Ancak etik kurallara uymayanlar ve Ehl-i sünnet yoluna karşı gelenler kıyamet günü bizi göremeyeceklerdir.”
***
Bir gün huzura birbirlerine dargın iki kişi getirdiler. Onlara barışmalarını söyledi sonra

Şöyle konuştu;

“Allahü Teâlâ kimi insanları su gibi şirin alçak gönüllü sürekli aşağıya akıcı, yumuşak huylu kimileri de toprak taş gibi sert mizaçlı yarattı. Su toprağa karışır meyvelerin büyümesini canlıların içerek yaşamlarının sürmesini sağlar. O sulardan ruh ve bedenlere gıda sağlanır. Su toprağa gitmezse topraktan ve sudan gerekli biçimde yararlanılamaz.

Ey Nûreddîn! Bu arkadaşın toprak hükmünde olup yerinden kalkamaz ve barışmaz ise sen su gibi hoş görülü olup anlaş. Herkes bilir ki iki küs olan kimseden hangisi öbüründen önce davranırsa Cennet’e ötekinden önce girecektir. Daha çok sevap kazanacaktır. Dolayısıyla bu barıştan her ikiniz yararlanmış olacaksınız.”

Bunu dinleyen iki küs kimse daha çok sevap kazanma amacına dönük hemen barıştılar.
***

Bir gün Selçuklu Sultanı İzzeddîn Keykavus Hz. Mevlana’yı ziyarete gelmişti. Mevlana ona gerektiği gibi iltifat etmedi. Sultan bu hâle şaştı ve alçak gönüllülük gösterip dedi ki;

“Mevlana bana öğütte bulunsun!

Bunun üzerine Hz. Mevlana konuştu;

Sana ne öğüt vereyim? Sana çobanlık emretmişler sen kurtluk ediyorsun. Sana bekçilik emretmişler sen hırsızlık yapıyorsun. Allah seni sultan yaptı sen şeytanın sözü ile hareket ediyorsun!

Bu ağır öğüt üzerine Sultan ağlayarak dışarı çıktı. Medresenin kapısında başını açıp tövbe etti;

“Yâ Rabbî! Mevlana bana sert sözler söyledi ise de senin için söyledi. Ben zavallı kul da bu alçak gönüllülüğü ve yakarışı gösteriyor ve sana yalvarıyorum. Bana merhamet et!.”

Padişah, pişmanlık içinde hüzünle ayrıldı.

***

Bir kimse geçim darlığından yakınmada bulundu. Hz. Mevlana o kimseye sordu;

” Sana organlarından birini kesip yerine bin altın verelim deseler râzı olur musun?”

O da; yanıt verdi;

“Hayır razı olmam.”

Bunun üzerine Hz. Mevlana şöyle dedi;

“Ey kardeşim! Mademki razı olmazsın niçin geçim sıkıntısından şikâyette bulunursun? Yoksulum diyorsun bu kadar altından daha değerli organların var iken vücudun sağlık ve âfiyette iken niçin bunları sana bedâvadan ihsân eden Allahü Teâlâ’ya şükretmiyorsun?”

Nimetlerimin değerini bilir emrettiğim gibi kullanırsanız onları arttırırım.

Sevgiliyi o kadar çok arayım ki, sonunda onu aramamak gerektiğini anlayayım”

BİR DAMLA:


Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.
Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır.
karıştırıp kerpiç yapman gerek..

Her insanın aynalara gösterdiği sadece bir yüzü, kimseye söyleyemediği bin hüznü vardır.

> Yeni Meram >Yazarlar > MEVLANA’DAN YAŞAM DERSLERİ (2)
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.