YAZARLAR

■ Mideden vazgeçip gönle doğru yürü de, Allah’tan sana perdesiz, açık selam gelsin! Kendine çeki düzen vererek bir iki adım daha at da aşk, kulağını tutup sana; “GEL” desin!

Aziz dost! Kulak tut sözüme! Dinle beni. aklın tutsağıdır duygu, akıl da ruhun..

Duru bir ırmağı andırır ruh, tertemiz bir ırmağı. Maddî düşünceler ve nefse ilişkin arzular da ırmağın üzerini kaplamış bir avuç çerçöp.

Eğer bir yana itiverirse aklın eli o çerçöpü, ırmak kendini gösterir, berrak ve duru.

Dünya arzuları kaplarsa suyun yüzünü eğer. Eğer hayvanî arzular baskın olursa tende. Nefis gülmeye başlar o zaman ve akıl ağlamaya.

Aklı hâkim ve duyguları mahkûm olan kişidir uyanık iken de rüya gören ve kendisine göklerin kapıları açılan.

Soru da bilgiden doğar, yanıtta da.

İnsan savaşmakla kahraman olmaz. Asıl kahraman, öfkelendiği zaman kendisine hâkim olandır.

Bir toplumda rüşvet yaygın hale gelirse, adalet mekanizması felç olur, zalimle mazlum birbirinden ayrılmaz.

Bil ki güzel ve iyi yüz, kötü huyla beraber olunca kalp akçeye bile değmez.

Bil ki zahiri suret yok olur gider; fakat mana âlemi ebedidir, kalır.

Testinin şekliyle ne vakte dek oyalanıp duracaksın?

Testisinin nakşından geç, ırmağa, suya yürü.

Şeklini gördün ama manadan gafilsin.

Akıllıysan sedefteki inciyi bul!

Alemdeki bu sedefe benzeyen kalıpların hepsi can denizinden dolayı diridir. Fakat her sedefte inci bulunmaz.

Gözünü aç da her birinin gönlüne, içine bak. Onda ne var, bunda ne var? Anlamaya çalış. Çünkü o değerli inci nadir bulunur.

Görünüşe bakarsan da, bir la’l taşına göre yüzlerce defa büyüktür.

Senin elin, ayağın, sacın, sakalın gözünden defalarca daha büyüktür.

Fakat şu aşikârdır ki, iki gözün bütün uzuvlarından daha değerlidir.

Gönlüne gelen bir tek düşünce yüzünden de yüzlerce cihan bir anda baş aşağı devrilir gider.

Padişahın cismi görünüşte birdir ama yüz binlerce asker arkasından koşar.

Fakat tertemiz padişahın şekli ve sureti de gizli bir fikre mahkûmdur.

Şu sayısız halka bak, hepsi de yeryüzünde bir düşüncenin peşinde sel gibi akmada…

Halk o düşünceyi küçük ve ehemmiyetsiz görür ama sel gibi cihanı suya boğar, alıp götürür.

Âlemde her hünerin fikirle tayin olduğunu, evlerin, köşklerin, şehirlerin, dağların, sahraların, nehirlerin hep ondan meydana geldiğini, denizdeki balığın, denizin vücuduyla yaşadığı gibi, karanın, denizin, güneşin, göğün fikirle diri bulunduğunu görüyorsun da, neden körleşip ahmaklık ediyorsun?

Neden sence ten, Süleyman gibi oluyor da, fikir karınca gibi? Neden gözüne dağ büyük görünüyor? Neden fikri fare gibi küçük, dağı kurt gibi büyük sanıyorsun?

Âlem, senin gözünde pek korkunç, pek büyük görünmekte…

Buluttan, gökten, gök gürlemesinden ürküp korkuyor, tir tir titriyorsun!

Oysa ey eşekten aşağı kişi! Kendinden ve fikir âleminden gafilsin!

Bir taş gibi, o cihandan haberin yok!

Suretten ibaretsin; akıldan nasibin yok.

Hele dur; bir gün o fikir ve hayal, örtüsüz bir surette kol kanat açsın. O zaman dağları yumuşak pamuk gibi görürsün.

Bir de bakarsın ki bu soğuk, sıcak yeryüzü yok oluvermiş! O zaman bir, diri ve güzel olan Allah’tan başka ne göğü görürsün, ne yıldızı, ne de varlığı..

BİR DAMLA:

Şeytan, birisini kerem sahiplerinden ayırırsa onu kimsesiz bir hale koyar; o halde bulunca başını yer, mahvedip gider.

> Yeni Meram >Yazarlar > MESNEVİ’DEN ÖZDEYİŞLER
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.