YAZARLAR

Rekabet yıkıcı olursa kötü, yapıcı olursa Kutsi olur. İnsanoğlu bir ömür boyu daha iyiyi yakalamak için hemcinslerine karşı amansız bir rekabet içindedir. Bu rekabet ilimde irfanda, sanatta, rekabet, bir ülke ve ulusunun da rekabet içinde olmasını o ülkenin muasır medeniyete ulaşmasının da kapılarını açmaktadır.

Böylesi bir rekabetten uzak kalmış Ülkeler geri kalmışlığın girdabında boğulmaktan da kurtulamayacakları içindir ki Rekabette önde olanların kulu kölesi olmaktadırlar. Başımızı ellerimizin arasına alıp düşündüğümüzde “İlim Çin’de İse Oraya Gidin” diyen, Sevgili Peygamberimiz’in yolundan gidilseydi, 1400 yıldan beri, şu İslam Alemi günümüz dünyası devletleri arasında teslimiyetçi Sömürge ülkeleri olmazlardı.

Yüce rabbimize şükürler olsun ki dünya İslam Alemi içinde yukarda ki tanımlama dışında kalan Türkiye Cumhuriyeti bu müstesna konumunun yegane yaratıcısı Ulu Önder Atatürk’e minnet ve şükran duymaktayız.

Ülkerler arası rekabet, önceliğini yıkıcı rekabet yerine Rekabet’i Kutsiye şeklinde yürütseydi bu günkü nükleer kulübün yerinde daha adil bir Milletler topluluğu olurdu ki mazlum milletlerin adından söz edilmezdi.180’den fazla devletlerden oluşan milletler topluluğunun kaderi veto hakkı olan Nükleer Kulübün beş üyesinin elinde ise, bunun neresine adalet denilir? Bilinmesi mümkün değildir.

Çok partili hayatın içinde de demokrasi kavramının ayaklarının Rekabet’i Kutsiye üzerine basması hayati önem taşır. Aksi halde Demokrasi kavramı rekabet dışı bir ortamda asla ve asla, uzun ömürlü olamaz. Çok partili hayatımızın başladığı 1946’dan bu yana sözde demokrasi için kurulup, halka hizmete soyunan siyasi partilerimizin doğdukları gibi ölüp siyaset çöplüğündeki yerlerini alırlar mıydı?

Şu bizim kent merkezi İlçe Belediye Başkanlarımızın icraatlarını olumsuz etkileyecek muhalefet kanadı Belediye Meclis üyeleri olmadığı içindir ki, Yıkıcı Rekabet yerine Rekabet’i Kutsiye yolunu seçerek aynı siyasi yelpaze içinde olmalarının da etkisi ile hep Rekabet’i Kutsiye de kalıp eser üstüne eserler verirken sadece kendi hinterlantlarında yarış yapıp takdire şayan görülmektedir.

Sayın Belediye Başkanları Dr. Kalaycı, Altay ve Hançerli, Büyük Şehir’in Sayın Başkanı Akyürek’in yüreğinde birlik beraberliği kurup, yollarına devamla Konya’mıza kazandırdıkları eserleri göz ardı etmek asla mümkün değildir. Meram İlçemiz Yeşili koruma ana gayesi ortamında Evliya Çelebi’nin şu güzel methiyesini de kutsal bilerek yol almaktadır. Bu methiye Meram’ın kutsiyetini ifade etmeye yeterlidir.

Selçuklu, sıfırdan kurulan bir İlçe’nin çoğu illerden büyük konumu Sayın Altay’ı gayret üstüne gayret göstermeye mecbur kılarken yoruldum kelimesini asla telaffuz etmeme özelliği takdire şayandır.

Karatay Yüce Mevlana’yı sinesinde tutarken, eskiden yeniyi yaratmanın tüm zorluklarını İmarda cimri davranmayıp yüksek katlı binalarla cazibe çekip büyümede başarıdan başarıya koşarken peş peşe iki seçim kazananlar içinde yerini alma şansı yüzüne gülmüştür. Başta Sayın Akyürek Başkanımız olmak üzere Sayın Dr. Kalaycı, Altay ve Hançerli’ye yürek dolusu sevgilerle başarılar dileriz..

> Yeni Meram >Yazarlar > MERAM-SELÇUKLU VE KARATAY REKABET’İ KUTSİYE’DE!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.