YAZARLAR

Ana rahminden geldik pazara

Bir kefen aldık döndük mezara.

***

Ne zaman bir sevdiğimi ve yakınımı yitirsem Cahit Sıdkı’nın “35 Yaş” adlı şiirinin dizeleri yüreğimin derinlerinden kopup gelir;

“Ayva sarı, nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?


Neylersin ölüm herkesin başında,
Uyudun uyanamadın olacak.
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında. “

Doğa yasası böyledir, insanoğlu doğacak, yaşayacak ve ölecek; ölüm herkesin başında, bunu değiştirmek olanaklı değildir. Konya’nın simge isimleri, akil insanları ve kanaat önderlerini birer ikişer yitiriyoruz.

Necati Kalaycıoğlu ile başlayan yaprak dökümü Eski Belediye Başkanı M. Sıdkı Bilgin’le devam etti. Bu kez de ölüm rüzgârı yeşil Meram’dan esti;

Mehmet Acartürk de artık yok!

Genç kuşaklar bilmezler; ancak Konya’nın insana cesaret, rahatlık ve huzur enjekte eden büyükleri arkalarında tertemiz, renkli ve hizmet dolu anılar bırakarak gidiyorlar.

Konya ağacından düşen son yaprak sürekli gülen, üretken dürüst, dört dörtlük Konya beyefendisi adam gibi adam iş adamı Mehmet Acartürk oldu.

Merhum Acartürk’le Meram’daki bahçeli evinde 3–4 kez, Konya ve yurt sorunlarına ilişkin yaptığımız söyleşileri hiç unutmam.

Son günlerin moda deyimiyle O, Haydar Abi ile ruh ikiziydi. Zafer’deki bürolarında her gün buluşur, salata- kavun ve peynirli öğle yemeklerini kaçırmazlardı.

Sabahtan akşama dek, kentin ve yurdun sorunları ele alınır, fikir jimnastikleri yapılırdı. Kimi zaman bu dost meclisine başkaları da katılır, hoşgörü çerçevesinde konuşmalar sürüp giderdi.

Merhum Acartük’ün en önemli niteliği, olaylara soğukkanlı yaklaşır, sağduyuyu elden bırakmazdı. Siyasetin şeklen dışında kalmıştı; ancak her gün siyaseti solur, dengeli bir seyir izler, aşırılıktan ırak dururdu.

Haydar Koyuncu ve Mehmet Acartürk’ün yaşama veda etmeleriyle bir hoşgörü ve tevazu geleneğimiz de yara aldı.

Ruh ikizi olarak nitelendirdiğim, Haydar Koyuncu’nun ani ölümü onu çok sarsmıştı, kendini toparlamak için büyük çaba sarf etti.

İnsanlığın yazgısıdır, gidenler bir daha geri gelmiyor. Yahya Kemal’in dediği gibi;

“Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
—-
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden.
Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.”

Yeniden başa dönersek;

Konya’nın simge isimleri, akil insanları ve kanaat önderlerini birer ikişer yitiriyoruz.

Eski Belediye Başkanı M. Sıdkı Bilgin’den çok kısa bir süre sonra, ölüm rüzgârı bu kez de yeşil Meram’dan esti;

Mehmet Acartürk de artık yok!

Genç kuşaklar bilmezler; ancak Konya’nın insana cesaret, rahatlık ve huzur enjekte eden büyüklerinde yaprak dökümü devam ediyor. Konya ağacından düşen son yaprak güler yüzlü dürüst, dört dörtlük Konya beyefendisi adam gibi adam Mehmet Acartürk oldu.

BİR DAMLA:

“Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde

Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter

Ve serin serviler altında kalan kabrinde

Her seher bir gül açar, her gece bir bülbül öter.”

> Yeni Meram >Yazarlar > MEHMET ACARTÜRK'Ü DE YİTİRDİK!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.