YAZARLAR

İslam’da Başörtüsü yüce Kitabımızın Nur Suresinin 31. ayetinde şekil ve şemali ile dile getirilip Yüce Allah buyruğu olarak İslam kadınının yaşam tarzında yerini almıştır. Vazgeçilmez bir inanç umdesidir.

Bu nedenledir ki Sevgili Peygamberimizin eşleri, kerimeleri ve cümle inananları bu vecibeye uyumda hassasiyet göstermiştir. Türk Müslüman kimliğinde de başörtüsünün yeri hassasiyetleri korunmuştur. Yakın Tarihimize baktığımızda cepheye mermi taşıtan asil Türk kadınından tutunuz da Savaşan Türk Kadınları ve ötekilerle, Zübeyde Ana, Makbule Atadan ve Latife Hanımlar hep başörtülü kutsal geçmişimizden mümtaz örneklerdir.

Biraz daha yakından baktığımızda, ninelerimizin, teyzelerimizin, halalarımızın, anne ve kız kardeşlerimizin hepsinin başlarında örtüler, yeşmaklar, poşular ve daha nice örtü çeşitleri Türk kadınının onurunun simgesi olarak bilinmektedir.

Abideleşmiş bu inanç nişanesine saygı Türk’ün töre ve örfünde de saygın yerini korurken, çağdaşlığın ve medeniliğin icabı başını açanlarla açmayanların arasına bir siyasi nifak girip, bu nifakı siyasi ranta çevirme çabası masum başörtüsünün başına bela olurken malum başörtüsünü yarattı ki, işte sorunumuzun büyüklüğü de burada başladı.

Başını Örtenlerle Örtmeyenlerin arasındaki inanç aksaması Allah ile kulun arasında kalması gereken sorun bir başkalarına siyasi rant olarak çirkin yüzünü gösterirken görülen nifak bir ülke ve inananlarını yüreğinden yaralarken yılların bitmeyen kavgası olarak gönüllerde derin yaralar açtı.

Masum başörtüsü, malum başörtüsünün ağır baskısı altında, sessiz, dev masum başörtülülerini derinden yaralarken, malum başörtülülerden bilmeyerek başının örtüsünü siyasi simge haline getirenlerin İslam’da nifakın çıkmasına sebebiyet vermeleri, inancımız odur ki günahların en büyüğü olmaktadır.

Ulu Önder Atatürk ün yakınında ve çevresindeki tüm kadınlardan dileyenlerin başörtülü olmasına karşın kamuda başörtüsünün disipline edilmemesi başımıza içinde bulunduğumuz başörtüsü belasını getirmiştir. Kamuda başörtüsü takmanın vebal ve günahı ulül emre uyana değil, o emri verene olacağına göre başörtüsü ile sansasyon yaratmak İnancın gereklerini siyasi sömürü konumuna sokmak, koskoca bir ülkede kutuplaşma, nifak ve bölünmenin ehemmiyeti ile Başörtüsü takmanın ulviyeti arasındaki farkını fark edememekte ne acı.

İslam’ın farzlarındaki kırmızı çizgilere rağmen, başını örtüp beden hatları ile arzı endam edenlerin cemiyetimiz içindeki çoğunluğu söz konusu bölünmüşlüğün resmi olarak ne denli nefret kazandıkları da ne yazık ki ortadadır.

Geçtiğimiz hafta TBMM’ ne giren türbanın, kamuda kullanılmasının mutlak surette disipline edilerek, bir başıbozukluk yerine, bir ulvi disiplinin yine kadın milletvekillerimizce Parlamento gündemine getirilmesini yürekten dileriz

Böylece masum başörtülülerle, malum başörtülülerin bu konuyu rant kapısı yapıp siyasi istismarla günah işleyenlere dur denilecek günlerin yakın olmasını Yüce Rabbimiz niyaz ederiz

> Yeni Meram >Yazarlar > MASUM BAŞÖRTÜSÜ MALÜM BAŞÖRTÜSÜ !
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.