YAZARLAR

Marka şehirler kervanına ısrarlı bir şekilde katılması yönünde çalışılan bir şehirde yaşıyoruz. Konya marka şehir olmalı diye kürsülerde konuşan bir çok insanı yıllardan beri izleyenlerden biriyim.

Bu şehrin markası Mevlana’dır diyenleri de unutmadık!..

Konya gibi bir şehir’de yaşayacaksınız, şehrin özünden, ruhundan, tarihinden, Başkentliğinden haberiniz yokmuş gibi davranacaksınız!…

Konya marka şehirdir, diye de, ısrarınızı sürdüreceksiniz!…

Marka kavramı, kafalardaki marka imajı, şehri marka yapma inadı tutmuyor.

Olmuyor!…

Şehrin adına, şanına, geçmişine, ruhuna uygun düşmüyor.

İşin tuhafı, bunun inat edercesine görülmek istenmeyişi…

Konya sizler bilseniz de, bilmeseniz de, fark etmeseniz de asırlardan beri, bütün dünya da, tanınan ve bilinen bir şehir zaten.

Merak etmeyin hiçbiriniz dünyada yokken, hatta atalarınız, sülaleniz bu şehre gelmeden önce de, bu şehir tanınıyor ve biliniyordu.

Şu anda sorumlu mevkilerde bulunduğunuz için tanınıyor ve biliniyor hiç değil.

Bu şehir olmasaydı, bizi kimse tanımaz, bilmezdi diye düşünüldüğü gün bazı problemler kendiliğinden çözülecek.

Demek ki, bunun için biraz daha bekleyeceğiz!…

Konya, 1200’lü yıllarda Bağdat’tan sonra dünyanın en büyük ilim, kültür ve ticaret şehri.

Dünyanın tanıdığı, bildiği ve ziyaret ettiği şehirlerin başında.

Konya devrin seyyahlarınca bir rüya şehir. Anlatıla, anlatıla bitirilememiş.

Gez dünyayı, gör Konya’yı sözü boşuna değil.

Değil de kime anlatacaksınız?

Konya zaten kendini anlatıyor, kapağına el dokunmamış, bir çoğumuz tarafından henüz okunmaya her nedense fırsat bulunamamış, sıra gelmemiş bir kitap gibi adeta.!…

Konya adındaki bu kitabı okumazsınız, kendi kendinize tanıtmaya kalkarsınız, marka şehir gibi ifadeler kullanırsanız, Konya’yı hafife almış olursunuz.

Konya şehrinin markaları olur. Konya’dan bir çok marka çıkabilir. Marka çıkması yönünde çalışmalar yapılmalıdır.

Hepsi doğru…

Ancak Konya marka’dır demek, Konya’ya haksızlık olur.

Mevlana bir markadır denildiğinde bu cümleye karşı çıkan, Mevlana’yı marka diye düşünmek, ona marka yaklaşımıyla bakmak, adaba ve edebe uygun değildir diye bir çok makale kaleme alanlardanım.

Marka kavramıyla oynarken, kantarın topuzunu kaçırdığımızın farkına varmak lazım.

Marka şehir kavramı kulağa hoş gelebilir.

Bırakın sadece kulağa hoş gelmekle kalsın.

Marka şehir kavramı Konya’ya uyan, uygunluk sağlayan bir kavram değil.

Konya’nın markalarına ağırlık vermek varken, neden Mevlana ve Konya isimlerini markalaştırma çabası içerisine giriyoruz, bunu anlayabilmiş değiliz.

Konya’yı marka şehir yapmalıyız deniyor ya…

Bu sözü Konya’nın markalarını artırmalıyız, mevcut markalarını dünyanın her tarafına ulaştırmalı ve tanıtmalıyız dense çok daha doğru bir ifade olacaktı.

Konya marka şehir değil, markaları olan bir şehir aslında.

Bu markaların ardında duran güçlü bir şehir olarak “ Konya” oldukça şık ve hoş duruyor.

*/*/*/*/*

Madalyonun bir diğer tarafında ise iş ve çalışanlara verilen ücretler konusu var. Bu konu kürsülerden konuşulmuyor.

Genel ifadeler, genel açıklamalar, duyguları hedef alan cümleler, alkışlar, toplantı bitiyor. Ne söylenildiği gibi marka şehir olduğunuz var, ne de marka şehre katkısı olacak olan, çalışan kesimin derdine derman olacak bir şeyler!…

KOBİ Başkenti olarak anılan Konya’da çalışanların aldıkları ücretler, sosyal haklar, Sigorta ve iş güvenliği gibi konular üzerinde çalışmalar yapılmalı.

Markalaşma yönünde düşünülürken, şehirde iş sorunu yok, iş çok, ancak çalışacak insan yok, çalışanlar iş beğenmiyor yaklaşımları yıllardan beri sürüyor.

Bu konu ciddi anlamda araştırılmalı.

İstatistiki veriler doğru olabilir, ancak sebeplerinin neler olduğu noktasında da bir şeyler yapılmalı.

Konya sanayisinde çalışanların aldığı gerçek ücret nedir, konusunda bir çalışma yapıldı mı bilmiyorum.

Böyle bir çalışma yapıldığı takdirde, olaya daha gerçekçi bir bakış açısı sağlanacaktır.

İşveren kağıt üzerinde değil, gerçek anlamda işçisine ne kadar ücret veriyor, hangi sosyal hakları sağlamış, işyerinde çalışan her çalışan sigortalı mı, iş yerinin iş güvenliği ne durumda, bunlar iyi denetlenmeli.

Bu şehrin markalarını, dünyaya tanıtan bunun için alın teri döken insanlarda mağdur edilmemeli. Verilen ücretlerin ne olup, ne olmadığını bilmeyen yok.

Markalaşmanın gerisindeki acı gerçek bu.

Konya sanayisinin çalışanlara aman aman bir ücret vermediği sır değil. İş beğenmiyorlar, kalifiye eleman yok gibi mazeretler daima var.

Kalifiye eleman yetiştirmek için neler yapılıyor? Kalifiye eleman noktasına gelen insanlar ne kadar ücret alıyorlar?

Bu sorulara gerçekçi cevaplar alınamıyor. İşveren başka şeyler anlatıyor. Çalışan başka şeyler.

Dinliyorsunuz her birinde kendince haklı olan yönler var.

İşin gerçeği ne?

İşte esas bilinmesi gereken mesele o!…

> Yeni Meram >Yazarlar > Marka değil, markaları olan şehir!..
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.