YAZARLAR

Madalyonun iki yüzü-Ali Can-Yen Meram Gazetesi

 

Evet, Mete Kalkavan faul bile olmayan pozisyonda Ali Çamdalı’ya sarı kart  gösterdi. Sonrasında da, ‘Korkaksınız’ şeklindeki tepkisine bir sarı kart daha çıkardı ve oyuncuyu kırmızı kartla soyunma odasına gönderdi.

Peki sen eğer düdüğünü çalarken adaletli davranmak için elinden geleni yapan futbolcu isyan etme gereği duyacak mı, hayır! Hiç olmayan pozisyonda önce faul çalıyor üstüne de çift sarı karttan kırmızı kartı yapıştırıyorsun. Sonra ne oluyor, üç puana ulaşma adına kapı sonuna kadar Galatasaray’a açılıyor.

Hatırlayın, Konyaspor’daki ilk döneminde bu kez Fenerbahçe’ye karşı benzer bir kader yaşamıştı Aykut Kocaman. Anelka’nın ‘elini’ görmeyen hakeme isyan etmiş, maç sonunda teknik direktörlüğü bırakmayı sorgulayacak kadar etkilenmişti bu olaydan.

Ama maalesef ülkemizde durum bu ve yakın gelecekte değişme ihtimali de bulunmuyor. Avrupa’da Türk takımları nasıl üvey evlatsa Türkiye’de de Anadolu takımları deyim yerindeyse figüran olarak görülüyor.

Evet, Mete Kalkavan’ın kırmızı kart kararı Konyaspor’un belini büktü. Tam Galatasaray’ın ikinci yarıdaki oyun hakimiyetini kırdığımız anda takımı on kişi bıraktı.

Aykut hoca verdiği tepkide sonuna kadar haklı. Geçmişte Fenerbahçe’de iken de UEFA yarı finalinde hakem eliyle finalden olmuştu. Yani hakemler konusunda geçmişten bu yana yaralı.

Ancak..

Madalyonun bir tarafında hakemi eleştirirken, diğer yandan da çuvaldızı kendimize batırmayı ihmal etmemek gerek.

Maça iyi hazırlanmış ve Galatasaray’ın açıklarını iyi tespit etmişsin. Doksan dakikaya da iyi başlamış ve çok net pozisyonlar yakalamışsın. Peki netice ne, bu kadar üstün oyuna rağmen devreyi 0-0 bitirmişsin. Ligin ilk bölümünde de benzer ilk yarılar oynadın mı, oynadın. Ne oldu, atamayana atarlar misali puanlar kaybettin. Atacaksın, pozisyona giriyorsan golü yapacaksın. Yapamazsan ne olur, işte böyle ah edersin. Bajic, altıpasta kaleyi karşına almışsın; atacaksın! Skubiç, her sağ beke nasip olmayacak iki pozisyona girmişsin. Atacaksın! Sabri değil sen kahraman olacaksın.

Ali Çamdalı kardeşim, madem hakemi yanlı buluyorsun, sarı kartın varken bu tür konuşmaları yapmayacaksın. Bırakacaksın kulübün yöneticileri bunları dile getirecek.

Bunlar olmazsa ne olur? Maçın üçte ikisini 10 kişi oynadığın halde 120 km koşmuşsun, boşa gider. Özellikle ilk yarıda rakibe pozisyon vermemiş üstüne kendin yüzde yüzlük pozisyonlar yakalamışsın, değerlendiremezsen yazık olur.

Ve sevgili Konyasporum; madem UEFA’yı hedefliyoruz, iç sahada hangi takım olursa olsun mağlubiyeti hoş göremem, üzülür hayıflanırım. Sen de üzül, sen de hayıflan. Yediğimiz golde iki futbolcumuz birden ıska geçiyor. Iska geçmeyeceksin, sonra böyle üç puanı ıskalamış olursun.

Belki ayrı bir yazıda uzun uzun değerlendiririz ama burada kısaca değineyim. Aykut Kocaman eksiği yenisini alarak tamamlama değil mevcudu geliştirerek tamamlama düsturunu benimsiyor. Şahsen bu düsturunun onu ve Konyaspor’u nereye götüreceğini de merakla bekliyorum. Şunu da söyleyeyim; akıbetimizin iyi olacağına dair umudum ve inancım var. Aykut Kocaman’ın bu düsturunun kısa vadedeki tezahürü şu, transfer döneminde öyle bizi havalara uçuracak transferler falan bekleyip de sonradan hayal kırıklığına uğramayın / uğramayalım. Peki gol yollarındaki sorunu nasıl çözeceğiz? Forvetlerin yanı sıra kanatların da içeriye girmesi ve pozisyonlar bulması oyun anlamında sevindirici. Bu noktada eskiye göre çok daha iyiyiz. Ancak çerçevenin içini tutturamıyoruz, problemimiz burada. Son maçtaki pozisyonlarımızı şöyle bir hatırlayın, kaleci başarısı mı yoksa kötü vuruşlar mı bizim golden etmiş. Yeni adamlar gelmeyeceğine göre, o zaman eldekiler bu eksiği kapatacak/kapatmalı.

 

Perspektifi tekrar genişletip bu maç özelinden genele dönelim. “Yahu bu takımı nasıl yenemezsiniz” diyecek kadar güvenimiz ve beklentimiz var Konyaspor’a dair. Ve üstelik rakip de Galatasaray. Aykut hoca ve takımının çok iyi çalıştığına ve emek sarfettiğine itimadımız da tam. Tüm bunlara eyvallah. Ama neden daha iyi olmasın? Neden azla yetinelim? Bugün ilk dördün içinde olmamız çok zor değildi, kaçırdığımız fırsatlara bakarsanız. Sevgili hocam, doğruları yaparak da başarılı olunabilir mesajını en tepelere yazdırmak gibi bir misyonunuz var artık. Zirveye varamadan gücümüz tükeniverir, fırtınalar savurur aşağı yuvarlanıveririz diye korkuyoruz.

***

Yeni transfer Fofana’ya da kısaca değinelim. Malumunuz bu oyuncuyu Konyaspor 2015-2016 sezonundan önce de istemişti. Ancak bonservisi yüksek gelince Lorient’e gitmişti. Lorient’te bir buçuk sezonda çok az forma şansı bulabildi. Yani maç kondisyonu problemi olduğu ortada. Peki Fransa Ligi’nin son sırasındaki bir takımda bile doğru dürüst forma giyemeyen bir oyuncuyu neden aldık?

Bu futbolcu önceki takımı Lilleströmde gösterdiği performansla dikkat çekiyor. Özellikle asıl mevkisi olan sol kanatta uzaktan attığı gollerle skora ciddi katkılarda bulunmuş. Muhtemelen Aykut Kocaman’ın radarına o dönemde girdi. Bakalım Konyaspor’a nasıl katkı sağlayacak?

Bekleyip göreceğiz.

 

> Yeni Meram >Yazarlar > Madalyonun iki yüzü
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.