YAZARLAR

■ Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz.

Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.

* * *
Sıkça yinelediğimiz anlam yüklü bir atasözümüz vardır;

Leyleğin ömrü laklakla geçer!

Aylak, işsiz-güçsüz, bir iş yapmak istemeyen kişi zamanını boş ve anlamsız konuşmalarla geçirir. Çene çalmaktan başka bir işe yaramayan bu kimselerle bir arada bulunarak zaman harcamaktan kaçınmak zorunluluktur.

Toplum olarak genelde çok konuşur, az düşünürüz. Oysa makbul olan bin düşünüp bir söylemektir. Bunun aksi bir tutum içine girmek boşa kürek çekmektir, gevezeliktir;

■ Boş boğazı ateşe atmışlar da odun yaş diye bağırmış.

Gevezeliğin post modern somut örneği gazete sütunlarında sıkılıp kalmış bir haberdir;

Cep telefonuyla konuşmalarda Fransa’yı sollayıp AB birincisi olduk!

Cep telefonu icat olunca iletişimde mertlik de bozuldu. Çocuktan başlayıp, gençliğe kadar gelen daha sonra yaşlılara dek uzayan çizgide, herkesin elinde ve cebinde bir ya da birkaç cep telefonu var. Otobüste, vapurda, bisiklette ovada, dağda, yolda, yatakta, balkonda her yerde cep telefonuyla konuşma sendromu yaşıyoruz. Direksiyon başınca onlarca dakika konuşanlara ne buyrulur? Bu yüzden meydana gelen trafik kazalarının sayısı da giderek artıyor. Sanatsal derinlikli aşk mektuplarının yerini de maalesef madeni boşboğaz cep telefonları aldı. Edebiyata bir darbeyi de cep telefonları vurdu. Cicili bicili, kutlama kartları çoktan çöpe gitmişti de “teknolojinin gereği” demiştik. Teknoloji her zaman mutluluk getirmiyor, kimi kez mutsuzluklarının ana eksenini oluşturuyorlar.

■ Az söz erin yüküdür, çok söz hayvan yüküdür ■ Bilenin susması, bilmeden söylenen söz kadar çirkindir.

Lafı seven geveze bireyler olduğumuzun kanıtları arasında son günlerde halk deyimleri atasözlerimiz de yer alıyor;

■ Leylekin ömrü laklakla geçer
■ Laf ola beri gele…
■ Lafla peynir gemisi yürümez.

■ Lafla pilav pişse benden Tuna kadar yağ.
■ Laf-ü güzaf .
■ Laf salatası.

■ Çok söyleme arsız olur, aç koyma hırsız olur.

■ İstediğini söyleyen, istemediğini duyar.

■ Kuru kaşık ağza, kuru söz kulağa yakışmaz.

İmam-ı Gazali diyor ki;

“Çok konuşan sıkıntıdan kurtulamaz. Az konuşan, hattâ konuşmayan hiç sıkıntıya düşmez. Kişi söylemediği şeyden ötürü pişmanlık duymaz. Oysa söylemiş olunan sözden ötürü mutlaka pişmanlık duyulmuştur. Bir söz söylemediği müddetçe kişi ona malik olur. Fakat ne zaman ki sözü söyler, bundan sonra o, buna malik olur. Kişi, söylemediği bir şeyi reddetme konusunda söylemiş olduğu bir şeyi reddetmekten daha güçlüdür.”

Hz. Muhammed bir hadîs-i şerîfte buyurdu ki:
“Kim ki diline hâkim olursa, Allah onun kusûrlarını örter. Kim ki öfkesini yenerse, Allah onu azaptan korur!”

Bir de Yunus Emre’ye kulak verelim;

Silah; eskilerin sadağında oktu, senin dudağında söz.
Silah; öldürerek zafer kazandırır. Söz ise diriltir.
Nebi dilinde vahiy, semadan inen su gibidir.

Yerine göre silah yerine göre kılıcı kınından sıyıran emir.
Ömer’in kılıcını kıran sözdü. Kalbine saplanan söz oku eski Ömer’i öldürdü, yerine yepyeni bir Ömer-ül Faruk doğdu. Artık kılıcını, kelleyi bedenden ayırmaya beraber, eğriyi doğrudan ayırmakta kullanacaktı.

BİR DAMLA;

■ Budur cihanda benim en beğendim meslek,
Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek.

> Yeni Meram >Yazarlar > LEYLEĞİN ÖMRÜ LAKLAKLA GEÇER
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.