YAZARLAR

Kabus görüyoruz.

Aklımızdan geçenlerin sorgulandığı bir film izliyoruz.

23.Nisan.1920’ de biz bu meclisi niçin açmıştık?

Ulu önder Gazi Mustafa Kemal;

Dualarla açtığı bu mecliste padişah jurnalcilerine dur demek için,

Ülkemi işgal eden sözde uygar batı ülkelerine Türk Milleti özgürlük ve bağımsızlığını, egemenliğini, ne hanedana, ne halifeye, ne saltanata bırakmaz, “EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR” demek için açılmadı mı?

Ama yineliyorum KABUS GÖRÜYORUZ!

Yolda yürürken, trafik polislerinin sanki emir verilmiş gibi sadece kırmızı ışık ihlali yapan araçlara ceza kestiğini “YAYALARIN IŞIK İHLALERİNİ GÜLEREK İZLEDİKLERİNİ VEYA GÖRMEZDEN GELDİKLERİNİ” görünce tüm lambaları kırmak, kaldırmak istiyorum. Bu düşünce aklımdan geçer geçmez, birileri bu düşüncemi okumuş olacak ki bana ceza geliyor, yayalara gülücük.

Seçimler yaklaşıyor. Seçim sisteminin değişmesini istiyorum. Düşünüyorum…seçilenlerin hiç biri benim vekilim değil! Hepsi liderlerinin vekili. Padişaha kul olanlar gibi, parti liderlerinin kulları. Lider belirliyor. Lider elini kaldır diyor, eller kalkıyor. Lider indir diyor, eller iniyor.

Oysa ben dokunulmazlıklar mutlaka kalksın diye düşünüyorum.

Tek tek tüm vekilleri isimleri ile ben belirlemeliyim diye düşünüyorum.

Meclis halkın meclisi ise tarım, hayvancılık, narenciye ile uğraşanlar, eğitimciler, doktorlar, hukukçular, öğretmenler, çevreciler, sanayici, esnaf…memurlar, işçiler mutlaka mecliste yer almalı diye düşünüyorum.

Asla ve asla vekillik bitince maaş alınmasın. Haram para diye düşünüyorum. Ama bir anda düşünüyorsun, düşünce suçu işledin, diye CEZA geliyor.

Komşum hayvan sevmiyor. Kedilere, kuşlara, köpeklere koyduğum hazır yemlerin üzerine kum ve toprak döküyor. Ben de aynı şeyi onun kapısına döksem diye düşünürken, ileri teknoloji ile çalışan zabıta memurları düşüncemi okumuşlar bana büyük bir CEZA GELİYOR! Düşünmüşüm!

Düşüncelerimi durduramıyorum!

Beynime DUR! Diyemiyorum!

Bu kaçıncı CEZA…? Ama akıllanmıyorum.

Şimdi de başına çuval geçirtenleri düşünüyorum. Bunlar mı Kurtuluş Savaşı veren bir ulusun gençleri derken, suç işlemişim, CEZA geliyor.

Sokaklardaki, parklardaki Arapça isimlere, tabelalardaki İngilizce isimlere, lokantaların, yemek yerlerindeki yiyeceklerin isimlerine bakıyorum.

TÜRKÇENE SAHİP ÇIK,

TÜRKÇE DIŞINDA tabela kullanma, kullananları uyar.

DİL BİRLİKTİR!

DİL GİDERSE, ORTAK DİL YOK OLURSA ULUS PARÇALANIR diye düşünürken,

IRKÇILIKLA suçlanıyorum.

Düşünce okuyan sistem harekete geçmiş beni mahkum ediyor.

Hakça dağıtılmayan ülke gelirlerini,

Delik deşik edilen EGE DAĞLARINI,

Yok edilen gölleri, dere yataklarını düşünüp bunları yok edenler de yok olsun diye düşünürken,

Bana CEZA geliyor.

Yine düşüncem okunmuş.

TANRIM BENİ DÜŞÜNMEKTEN ALA KOY.

KUZULARIN SESSİZLİĞİNE BÜRÜNEYİM.

DÜŞÜNCE SUÇU İŞLETME BANA DİYE ÇIRPINIRKEN..!

Birden uyandım.

Meğer bu bir KABUSMUŞ!

> Yeni Meram >Yazarlar > KUZULARIN SESSİZLİĞİNE BÜRÜNDÜK
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.