YAZARLAR

Valilik, Emniyet ve Belediyeler bu hayvanların güvenliğinden sorumludurlar.

Üç tane olay anlatacağım ve ne kadar haklı olduğumu göreceksiniz.

Konya Valiliği kampanya başlattı ve genelge yayınladı.

“Bir Kap Su, Bir Kap Yemek” kampanyası ile destek çıktı.

Çevre Bakanımız 40 bin tane su kabı yaptırıp Anadolu’ ya gönderiyor.

İlçe belediyelerimiz beslenme odakları kurup yem ve su dağıtımını sürdürüyorlar.

Büyükşehir Belediyemiz kısırlaşmayı düzenliyor, aşı, çip ve küpe işlemleri biten köpeklerden yerleri bilinenler alındıkları mahalle ve bölgeye bırakılıyor. Bırakıldıkları alanlara beslenme odakları kurulup bu hayvanların aç ve susuz kalmaları engelleniyor.

Ama trafik kurallarını hiçe sayan,

Kırmızı ışık, yeşil ışık tanımayan, hız sınırını hiç duymayan, hele bir de oruç tutuyor ise sağa sola kafa tutan Konyalılar,

Yasa ve kural tanımayan Konyalılar bu sefer de;

Aşılı ve küpeli köpeklere taş ve sopalarla saldırdılar.

Hatıp Bölgesi’ndeki Kozağaç Mahallesi’nden aldığımız 7 adet kısır, çipli ve küpeli olan son derece uslu köpekler; HAYTAP Üyesi, hem valilik ve belediyece verilen beslenme odaklarında beslenmesi, hem de her yıl kuduz aşılarının yapılmasından sorumlu derneğimizin Başkan Yardımcısı Sayın Selma Turan’ın sokağa bırakıldı.

İki evden taş ve sopalarla hem Selma Hanım’ın evine, hem de arabadan iner inmez barınak hapsinden kurtulmanın sevinci ile sağa sola koşturan köpeklere saldırdılar. Köpekler bizi sevin diye önlerine yatınca taş yağmuruna tutuldular. Taşı gören köpek kaçınca sevgiyi öğrenemeyen, doğa sevgisini, canlı sevgisini öğretmedikleri çocukları da koşmaya başladılar. Çocuklarımız korktu diye hayvanları mahvettiler.

O hayvanları hemen bu duygudan ve sevgiden uzak ortamdan aldık. İkinci ve çok yakındaki beslenme odağına bıraktık.

İkinci olay;

Ramazan’da bir akşam tam iftar saati. Telefonumda derneğimizin üyesi gönüllü kartlı Yüksel Hanım;

-“Ümit Hanım, yetiş! Motosikletli bir genç elindeki şişeyi taşa vurdu, kırdı ve kapımın önünde yatan kısırlaşmış, küpeli dişi köpeğin cinsel organına batırdı, çıkardı” dedi.

Hayvanın çığlığı ve bağırması benimle konuşurken devam ediyordu.

Çevre Koruma Daire Başkanlığı’nın aracını çağırdık. Hayvan kan revan içinde aldı. Kendisi sonra beni aldı ve veteriner hekime telefon edip barınağa çağırdık. Basına haber verdim. Gece gerekli müdahale yapıldı.

Üçüncü ve en vahim olay;

Bunu da okuyunca Ramazan’ın Konya’dan teğet geçtiğini göreceksiniz.

İftar sofraları, dini konuşmalar, sohbetler hepsi Konya’dan teğet geçmiş.

Yine derneğimizin Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sevim Karaaslan bir yavru köpek çığlığı duyuyor.

Bir de ne görsün?

Dikine toprağa gömülü bir köpek yavrusu, sadece kafası açıkta. Yanında tencere kapağı ve kapağın ve yavrunun önü taş dolu.

Yavruyu gömüp hedef tahtası yapmışlar.

Yanında çaresiz bekleyen kardeşleri ve anne köpek.

Gönüllü kartı olan Prof. Dr. Sevim Kararaslan ve eşi Sayın Hayri Karaaslan yavruyu gözyaşları içinde gömülü olduğu yerden çıkarıyorlar fakat çok darbe alan yavru bir süre sonra ölüyor.

Evet!

Bir şehrin acı yüzü.

Masumları taşlayan, tanrı emaneti canlara cam batıran, kurşunlayan, bir kap yemeği, bir kap suyu çok gören ama dini ibadetini yapan, yaparken de Konya il ve ilçe müftülerimizin her dakika büyük bir inançla anlattıkları “Hayvan Hakkı” konusunu; işlerine gelmeyen her şeyi görmezden gelen bir şehrin iç yüzü.

Küpeli köpeklere;

TOKİ’de saldırılıyor,

Hatıp Kozağaç’ta saldırılıyor,

Meram Tıp Fakültesi bölgesinde saldırılıyor.

Karatay’da ilçe içinde olmadık işkenceler ve köpek dövüşleri yapılıyor. Boğazlarına takılı iplerle onlara işkence ediliyor.

Bu durumda; kısırlaşan köpekleri,

Yasaları uygulamakla yükümlü Sayın Valimiz,

Sayın Belediye Başkanlarımız ve derneğimiz üyesi gönüllülerimiz ne yapacaklar?

Barınakta tutulamazlar; yasadışı. Uzağa atamazlar; yasadışı ve çok günah. Bunun vebali çok ağır çünkü hepsi tanrı emaneti.

Gönüllülerin bulunduğu alanlara bırakılacaklar ki; her yıl kuduz aşıları yenilenebilsin. Halk sağlığı ve toplum sağlığı için bu şart.

Bu artık bir asayiş konusu.

Sayın Valim;

Su saatini okumaya gelen, elektrik sayacını okumaya gelen ve doğalgaz giderini yazmaya gelen kamu görevlisi nasıl engellenemez ise Valilik Genelgesi’ni yerine getiren gönüllüler de engellenemez.

Kaymakamlıkların muhtarları uyarmaları doğrultusunda mahallelere 5199 sayılı yasa ve bu yasayla ilgili yönetmelikler asılarak bu hayvanlar muhtarlara emanet edilemez mi? Sadece can güvenlikleri hususunda asayiş ile işbirliği yapılıp mahalle halkı ve çevre halkı uyarılamaz mı?

Yerel televizyonlardan yardım alınamaz mı?

Daha bırakılacak bine yakın köpek var. Bu canların ve bu canlara bakan gönüllülerin can güvenliği nasıl korunacak?

Eğitilmiş insan topluluğuna ne kadar ihtiyacımızın olduğu bu olaylarla iyice belirginleşti.

> Yeni Meram >Yazarlar > KÜPELİ HAYVANLARIN CAN GÜVENLİĞİNİ
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.