YAZARLAR

Ülkeler için stratejik önem denildiğinde ilk akla gelen elbette savunma sanayi olur. Yaptığınız silahların projelerinden, askeri alanların konumlarına kadar bu değerler kozmik bir titizlikle korunur ve muhafaza edilir. Ancak geçmişten günümüze baktığımızda stratejik önem taşıyan birçok alan söz konusu. Mesela yer altı zenginliklerinden tutun yer üstündeki enerji alanlarına kadar birçok değerler de stratejik önem taşıyor. Listeyi tek tek sayarak uzatmak mümkün ama ben lafı fazla uzatmadan asıl konuya gelmek istiyorum.
Ancak öncelikle peşin peşin PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk’a teşekkür etmek istiyorum. Çünkü bu şehir için, üretici, çiftçi için büyük umut olan Başkan, yapılan yatırımlardaki imzası ile sadece Konya değil ülke için önemli işler gerçekleştiriyor. Başkan Konuk’un şahsında tüm çalışanlara teşekkür ediyor, kolaylıklar diliyorum. Çünkü Konya Şeker, yaptığı yatırımlar ve hizmetler ile üretime katkı sağladığı gibi bazı yatırımlarıyla da stratejik öneme sahip sektörlere sahip çıkarak ülkemiz adına önemli işler başarıyor. Bünyesinde bulunan birçok fabrikada değişik üretimleri bulunan Konya Şeker’in bazı fabrikaları ülkenin geleceği adına büyük önem taşıyor. Geçtiğimiz ay ziyaret ettiğimiz Patates Üretim ve İşleme Fabrikası’nın dışında önceki gün de Altınekin’de bulunan Tohum ve Ham Yağ Fabrikası’na bir gezi düzenlendi.
Dışarıdan dinleyip baktığınızda klasik fabrika gibi gelen bu önemli yatırımların, içeriğine inildiğinde ülke adına ciddi bir yatırım olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Ankara’ya giderken Altınekin sapağının sağ köşesinde gördüğünüz fabrika, aslında yıllardır dışa bağımlılığımız olan ürünlerin artık yerli ve millisinin üretildiği bir tesis olma özelliği taşıyor. Yüzeysel teknik detaylarına baktığımızda olayı şöyle özetleyebiliriz: Konya Şeker, Altınekin Kampüsü’nde bulunan BETA Ziraat Tohum Fabrikası ve Ham Yağ Fabrikası ile yerli üretim yaparak dışa bağımlılığı sona erdirmeyi hedefliyor. Tohum fabrikası saatte 750 kilogram işleme yaparken; ham yağ fabrikası yılda 150 bin ton ayçiçek, 100 bin ton soyayla kanola işleme ve yıllık 50-60 bin ton ham ayçiçek yağı ile 70-80 bin ton ayçiçek küspesi üretim kapasitesine sahip. Bölgedeki iş istihdamını sağlaması açısından önemli bir rol oynayan tesis; İç Anadolu’nun en büyük, Türkiye’de ise ilk ve tek ham yağ tesisi olma özelliğini elinde bulunduruyor. Aynı tesiste ayçiçek, soya, kanola yağı ve çekirdeği de işlenebiliyor. Bu, şu demek oluyor: Yağ ülkemiz için çok önemli bir ürün ve bunun detaylı önemini daha önce Helvacızade Grup Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği (BYSD) Başkanı da olan Tahir Büyükhelvacıgil ağabey ile yaptığımız sohbette daha iyi anlamış, özellikle ayçiçeğinin yağı kadar, küspesinin de büyük önem taşıdığına şahit olmuştum.
İşte tam da burada yaptığımız fabrika gezisinde Ham Yağ Fabrikası Müdürü Niyazi Arslantaş’ın, fabrikada üretilen ham yağın bir kısmının Torku markasıyla kullanıldığını, geri kalanının ise Türkiye’de faaliyet gösteren rafine yağ fabrikalarının hammadde ihtiyaçlarını karşılamak üzere ham yağ satışlarını gerçekleştirdiklerini ifade etmesi yatırımın boyutunu göstermeye yetti. Ayrıca, yıllık üretilen yağın dışında küspe üretiminin de bölgede bulunan tüm yem fabrikalarının küspe ihtiyacını karşılamasının, bu sektör için de önemli bir gelişme olduğunu düşünüyorum. Tüm bunların yanı sıra asıl önemli noktalardan birisi de elde edilen atıkların durumu.   Konya Şeker grubunda en güzel yapılan işlerden bir tanesi atıkların TÜBİTAK destekli olarak ekonomiye kazandırılması, değerlendirilmesi ve değer zincirinde ekonomiye dahil edilmesi olmuş. Şöyle ki atıkların, özellikle ham yağın, rafine ve atık sulardan elde edilen yağ atıklarında bulunan tokoforolün yani E vitaminin elde edilmesiyle alakalı çok güzel bir proje geliştirilmiş. Bu anlamda TÜBİTAK tarafından yüzde 100 desteklenen bir proje ile E vitamininin iki türlü üretimi söz konusu. Bilindiği üzere E vitamini farmakoloji, yani ilaç sanayisinde kullanılan en önemli katkı maddelerinden bir tanesi. Öyle ki bu ham madde bu zamana kadar yurt dışından ithal edilmiş. Yani stratejik önemi sahip diyebiliriz. Ancak geliştirilen formüllerle bu ithalin de önüne geçilmiş oluyor. Bunun için de emeğe geçenleri kutluyorum.
Altınekin’deki bir diğer tesis olan BETA Ziraat de stratejik önem taşıyan bir yatırım. Türkiye’nin ilk özel sektör tohumculuk kuruluşu olan ve şu an  16 farklı bitki türünde Türkiye ve uluslararası pazar için tohum üretimi ve satışı gerçekleştiren BETA Ziraat ve Tohum Fabrikası, yerli olması nedeniyle büyük bir sorumluluk taşıdığının bilincinde.
Özellikle yeni çeşitlerin geliştirilmesi, pazara sunulması, çiftçilerin uygun fiyatla ve yüksek kaliteli tohumları tedarik etmesi noktasında hassasiyet ile hareket eden fabrika, yıllık kârının önemli bir miktarını AR-GE çalışmalarına aktararak sektörde yerinde saymayı değil hep ileriye gitmeyi hedeflemiş. Bunun neticesi olarak da ithalin önüne geçmek için büyük bir mücadele ve çaba sarf etmiş, etmeye de devam ediyor. Bu anlamda müdüründen laboratuvardaki uzmanına, satış görevlisinden fabrikadaki görevli tüm personele  Allah kolaylık versin. Yaptıkları iş topraktan çıkan her fidenin sofralara gelen ürün haline dönüşmesine kadar değer taşıyor. Ben tekrar bu yatırımı şehrimize ülkemize kazandıran PANKOBİRLİK ve Konya Şeker’e teşekkür ediyorum.
Kalın sağlıcakla…

> Yeni Meram >Yazarlar > Konya Şeker’in “stratejik” önemi
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.