Torku Jelifest

Konya Mimarlar Odası Başkanı Korumaz: “Konya’mızı birlikte inşa edelim”

  • Giriş Tarihi: 29.08.2019 7:02
  • Güncelleme Tarihi: 10:20
Konya Mimarlar Odası Başkanı Korumaz: “Konya’mızı birlikte inşa edelim”

Konya Mimarlar Odası Başkanı Armağan Güleç Korumaz, Yeni Meram’a sektörle ilgili açıklamalarda bulundu. Başkan Korumaz, mimarlık sektöründeki birçok soruna değinirken, yapılması gerekenleri dile getirdi. Başkan Korumaz ayrıca Eski Stadyum alanı, yeni Millet Bahçesi’yle ve Alâeddin Tepesi üzerindeki köşk kalıntısı ile ilgili görüşlerini de belirtti.

Mimarlık alanında sektörel sorunlarınız nelerdir?

İnşaatın büyüme modeli olarak seçilmesi yanlıştı ve başarısızlıkla sonuçlandı, çünkü sürdürülebilir değil. İnşaat sektörü genel ekonomiden ve ekonomik koşullardan bağımsız düşünülemez. Piyasa koşulları her sektörde olduğu gibi inşaat sektörü için de geçerli. Ülkemiz ekonomisi için sanayi üretiminden bağımsız lokomotif sektör olarak inşaatın seçilmesi başarısızlıkla sonuçlandı. Çünkü bu modelin sürdürülebilir olmadığı açıktı bu nedenle sektör bugün zor durumda. Kentsel planlama ve kentsel tasarımın ihmali ile kentlerdeki kontrolsüz büyüme, kişiye/arsa sahibine özel plan değişiklikleri, arsanın imar haklarıyla artan değerinin kamuya ya da kente değil arsa sahibine ya da girişimciye bırakılması sonucu arsa uğruna çevre, kent mimarlık, yeşil yok ediliyor. Kentler yaşanılamaz hale geliyor. Kent bir tüketim nesnesi olarak görülüyor.

KENTSEL DÖNÜŞÜM ‘RANTSAL DÖNÜŞÜM’E DÖNMEMELİ

Biz ülke olarak kentsel dönüşümü tam anlayamadık. “Kentsel” dönüşüm “rantsal” dönüşüme döndü. Kentsel dönüşüm yasası 6306 sayılı kanun gereği başta depreme karşı dayanıklı olmayan binaların belirlenip sağlıklı hale getirilmesi amacıyla hazırlanmıştı. Şimdi o asıl hedefinde işlemiyor, süreç o yönde ilerlemiyor. Kentsel dönüşüm projelerinin başarıya ulaşabilmesi için çok paydaşlı planlama örgütleri kurulmalı. Mimar, plancı, yatırımcı özel ve kamunun da içinde olduğu bir süreç işlemeli. Şu an spekültaif kazanç anlayışı ile yapılan plan değişiklikleriyle konut ağırlıklı kentsel dönüşüm projeleri yapılıyor. Hak sahipleri kentsel dönüşüm projeleriyle beklenti içerisindeler. Fakat sektörde mağduriyetler de başladı. Kentsel dönüşüm projeleri üst ölçekli, uzun vadeli ve sosyal dokuyu gözeten bir plan disiplini içinde ele alınmalı. Bugün projelerde sosyal doku göz ardı ediliyor. Bu uygulama nitelikli kentsel mekanların elde edilmesi için bir fırsat olabilecekken maalesef amacına ulaşamadığını düşünüyorum.

“MÜTEAHHİTLİK MÜESSESESİ TAMAMEN KONTROLSÜZ”

Müteahhitlik müessesesi tamamen kontrolsüz ve denetimsiz. Ticaret Odası’na kayıt yaptıran herkes müteahhit olabiliyor. Ticari bir aktiviteye dönüşmüş durumda. Yetkinlik, yeterlilik sorgulanmıyor. Türkiye’de sayının 330.000’e ulaştığı söyleniyor. Tüm Avrupa’da bu sayı 25.000’lerde. Elbette bu sektörü olumsuz etkiliyor. Çevre Şehircilik Bakanlığı Ocak ayı içerisinde yasa yönetmelik taslağını yayınladı. Buna göre müteahhitler 9 sınıfa ayrılacak ve yetki belgesi şartı getirilecek. Firmaların mali göstergelerinin esas alınacağı yetki belgesi şartı getirilecek. Yasa henüz yürürlüğe girmedi ama tabi devamında takipler de yapılmalı. Bu alanda da yeterlilik kriterlerinin yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Yetkili kurumlarda, planlama, tasarım, kontrol, denetleme konularında yetki kargaşası var. Planlama ya da planda değişiklik yapma konusunda belediyelerin haricinde çeşitli kurumlar da yetkili. Bu da kargaşaya neden oluyor.

“YÖNETMELİĞİN KURUMSALLAŞMASI GEREKİYOR”

Kamu İhale Yasası 2002’den bu yana defalarca değişmiş. Yönetmelikler de aynı şekilde sürekli değişiyor. Serbest çalışan mimarlarımız artık mesleklerini yerine getiremez duruma geldiler. Yönetmeliğin kurumsallaşması gerekiyor. Sürekli değişen yönetmeliklerle şu an için yapılan mimarlık değil, bulmaca çözümü. Projelerde imar çapları yeteri kadar açıklayıcı değil ve burada estetik kurulu yetkili kılmak yeterli olmuyor. Her belediyede farklı uygulama, farklı yorum yerine her belediyede sürecin aynı şekilde ilerlemesi gerekiyor. Mimarlık bir hizmet mesleğidir. Mimarlık eserleri içlerinde yaşadıkları toplumların gelişmişlik düzeylerinin göstergesidir. Bir mimari eser ortaya çıkmadan önce öngörülemeyecek sürelerde çalışılarak tasarlanır tekrar tekrar çizilir. Hazırlanan taslaklarla yasal hakkımız olan telif hakları artık peşinen mimardan ücretsiz olarak alınıyor. Bu taslakların bir bedeli olmalı. Taslak dediğiniz şey, bir emektir, fikirdir. Emek kaybı önlenmeli ki mesleğin öncelikle kamu nezdinde itibarı yenilensin. Yaşamını güçlükle sürdürmeye çalışan mimarlık büroları, mesleki deneyim kazanmak isteyen mimarlar ücretsiz çalışıyor. Artık diploma almak iş bulmak için yeterli olmuyor. Sektörde işsizlik gün geçtikçe büyüyen bir problem oluşturuyor. Bina stoklarındaki yoğunluk giderek arttı. Konut arzının talebi çok aşmasıyla biriken stoklar konkordatoları ve iflasları körükledi.

Yasal düzenleme yapılmasını istediğiniz konular var mıdır?

Bir mimarlık ülkesi olan ülkemizin mimarlık alanında çağdaş, güncel bir mimarlık politikasına bir an önce kavuşma ihtiyacı vardır. Mimarlar odasının 2000 yılından bu yana pek çok çalışması oldu ama politikayı kendi başımıza zaten sürdüremeyiz; devletin bu işin içinde olması gerekir. Her geçen gün mimar sayısı ve öğrenci kontenjanları kontrolsüz şekilde artıyor. 1954’te 735 olan üye sayımız bugün 65.000’inin üzerinde. Yeni açılan üniversite sayıları ve kontenjanlar işsizliği tetikliyor. Şu an odamıza iş başvurusunda bulunan mimar sayısı 150’ye yakın. Çoğu Vakıf üniversitesi’nden oluşan üniversitelerin kontenjanları dolmuyor. Mimarlık Bölümü sayısı 2001’de 32yken 2017’de 115’e çıkmış. Yeni açılan okullarda bile kontenjanlar 60-100 arası. Artık her yıl yaklaşık 8 bin mimar mezun oluyor. Bu da ciddi bir diplomalı işsizlik demek oluyor. Yapı üretim süreci bu artışı istihdam edemiyor. Uluslararası denkliği gözeten bir mimarlık eğitimi şart. Mesleğin uygulanmasında yetkinlik aranması zorunlu hale gelmeli. Avrupa’da mimarlık okulları 5 yılken bizde 4 yıl. Okulu bitirdikten sonra mesleğinizi yapabilmeniz için 2 ya da 3 yıl staj yapmanız gerekiyor. Bu dönemde devlet tarafından belirlene kredileri toplamanız ve ardından yeterlilik sınavını geçmeniz halinde projelere imza atabilir duruma geliyorsunuz. Bugün Türkiye’de mimarlık okulundan mezun olduktan sonra hiçbir yetkinlik aranmadan istediğiniz projeye imza atabiliyorsunuz.

Yatay mimari ve dikey mimari ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Kentlerde ve Konya’da bir yandan yatay mimari konuşulurken diğer taraftan imar durumlarında artışlar var, bunlarla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Yatay ve dikey mimari konusu bağlama göre değişen bir konu. Eğer doğru konumlanma ve nitelikli tasarımdan bahsediliyorsa yatay ya da dikey olması çok fazla önem arz etmiyor. Yer ve zaman önemli. Literatürde yatay ya da dikey mimari diye bir şey yok. Dikey yapılaşma ekonomik ve ekolojik açıdan savunması zor bir yapılaşma türü. Bir dönemler doğaya egemen olma sevdası ve güç göstergesi olarak bir tutkuyla yapıldı fakat bugün pek anlamlı görünmüyor. İster yatay ister dikey olsun önemli olan uygun doğru konumlanmaları ve nitelikli tasarımdır. Dikey bir yapı yapılı çevresiyle orantılı bir yeşil alana da sahipse, nitelikli mekan sunuyorsa, şehircilik anlamında zaten olumlu karşılanacaktır. Fakat bugün üretilen yüksek katlı dikey yapılar kültürü göz ardı ediyor, kentleri aynılaştırıyor. Dikey yapılaşma özünde kent oluşturmuyor, hatta hane halkını, insanları birbirinden ayırıyor. Doğamızda toprağa yakın olmak var. Bunların sorunlarını ilerleyen yıllarda hem sosyal hem de kültürel açıdan göreceğiz. Yatay mimari ise daha az katlı ancak yüksek yoğunluklu yapılar üretmek üzerine odaklanıyor. Elbette yatay mimari ile ilgili olumlu görüşler daha fazla ama konuyu sadece yatay-dikey tartışmasına indirgemek yanlış olur. Konum, nitelik ve yere özgü mimari tasarım ön planda tutulmalı.

Yerel ve genel yönetimlerle alakalı sorunlarınız var mıdır?

Öncelikle yönetmelik kurumsallaşmalı. Her gelenin değiştirdiği bir şey olmaktan çıkmalı. İmar çapları yeteri kadar açıklayıcı değil. İskan ve kontrol süreçleri daha özenli yürütülmeli. Her belediyede farklı yorum, farklı uygulama meslektaşlarımızı yoruyor ve süreci uzatıyor. Devletin de içinde olduğu Mimarlık Politikası yürürlüğe girmeli ve buna Yerel Yönetimler öncülük etmeli. Kamu projeleri yarışma yoluyla yapılmalı. Bugün Konya da dahil çoğu kentimizde üretilen projeler sadece belirli isimlere hazırlatılıyor. Bu noktada yerel mimarlarımıza daha çok şans verilmeli. Bütün projeler için olmasa da Yerel Yarışmalar mutlaka açılmalı. Kent rant elde edilecek bir yer olarak görülmemeli ve tüm politik çekişmelerden, siyasi söylemlerden uzak tutulmalıdır. Tetiklenen spekülatif kazançlar kenti yaşanmaz hale getiriyor. Herkes niteliksiz mekanlardan şikayet ediyor ve bunların sorumlusu mimarlar olarak görülüyor. Aslında mimarlar tüm bu durumdan en çok mağdur olanlar. Yerel yönetimler diğer kamu kurum kuruluşları ve STK lar ile daha çok işbirliği yapmalı, kenti ortak akılla yönetme yoluna gitmelidir. Kentin yeni yapılaşma alanları ve gelişim bölgelerine plancıların, mimarların, yatırımcıların, kamu ve özel sektörün de içinde bulunduğu bir komisyon yoluyla karar verilmelidir. Kent Estetik Komisyonu kuruluş amacına uygun çalışmıyor. Estetik komisyonunda daha çok mimar yer almalı. Bu komisyonda alınan kararlar sürekli devamında tartışılıyor.

Konya’da yapılan binaları mimari ve estetik açıdan uygun buluyor musunuz? Kent estetiği konusunda ne düşünüyorsunuz?

Konya’da kent estetiği çoğu kentimizdeki gibi kaybolmaya yüz tutmuş durumda. Tabela ve görsel kirlilik, kent dokusunun fark edilmesini, kentin kimliğini gölgeliyor. Kent Estetiği konusunda uzman bir kontrolör ekip kurulmalı. Bu ekip sürekli olarak denetim yapmalı ve cezalar caydırıcı nitelikte olmalı.

Konya’da üretilen ve şu an gündemde olan projelerle ilgili görüşleriniz nelerdir? Neler yapılmalı? Eski stadyum alanı, yeni Millet Bahçesi’yle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Konya’daki projeleri elbette yakından takip ediyoruz. Eski stadyum alanı önemli bir alan. Oraya kesinlikle herhangi bir yapı yapılmamalı. İnsanlar orayı hala bu haliyle kullanmaya devam ediyorlar. O bölgede böyle bir spor ve rekreasyon alanına ihtiyaç var. Daha önce de söylemiştim, o bölge için en uygun proje Spor Temalı bir Park projesi olacaktır. Bunun tek örneği Barselona’da var, eğer olursa ikincisi Konya’da olacak. Yaz-kış spor aktivitelerinin yapıldığı bir park olarak değerlendirilmeli ve proje yarışmaya açılmalıdır. Kentli merkezde dolaşmaktan keyif alamıyor. Nitelikli kullanıcı kent merkezine gelmiyor. Zafer bölgesindeki görsel kirlilik bu bölgeyi öncelikli hale getiriyor. Zaferin yayalaştırılması güzel bir adımdı ama devamı gelmedi. Bu bölgedeki kullanıcı profili ve ticaretin niteliği arttırılmalı, bu bölge tekrar cazibe merkezi haline gelmelidir. Şükran Mahallesi’ndeki sessizlik bizi korkutuyor. Teknik problemlerin olduğunun farkındayız, zor bir bölge ama kent merkezinde ve bu nedenle aciliyet arz ediyor. Şu an orayla ilgili bir sessizlik var, biz de merakla bekliyoruz. Hz. Mevlana Türbesi ve civarı, eski kent merkezi çok ihmal edildi, gün geçtikçe metruklaşıyor. Yerli ve yabancı turistlerin ilk durağı, büyük önem arz ediyor. Türbe önü kavramı ortadan kalktı. Bölgedeki ticaret alanları sıhhileştirilmeli. Eski kent merkezi olan bölge, Konya’nın yüzü, güvenlik, nitelik mekan kalitesi gibi problemlerle karşı karşıya. O bölgedeki mekan kalitesi arttırılmalı ve bölge çok iyi planlanmalı.

Dile getirmek istediğiniz farklı projeler var mı?

Alaaddin Tepesi köşk kalıntısı üzerine yapılan replika, meslek camiamızda, yerelde ve ulusalda bildiğiniz gibi çok tepki aldı. Bu kadar kıymetli bir mirasın, bilen bilmeyen herkes tarafından sosyal medyada bu kadar hırpalanması beni çok üzdü. Ama şunu da belirtmeliyim ki: yapılan proje tam bir hayal kırıklığıdır. Gerek kuramsal gerek de uygulama açısından birçok yanlışı içinde barındırmaktadır. Sonradan yapılan bir replika, orijinalinin, asıl görülmesi, sergilenmesi gerekenin önüne geçmiştir. Ayrıca Ankara Yolu üzerinden Alaaddin Tepesi’ne yaklaşırken ki algı çok üzücüdür. Hemen arkasındaki Alaaddin Camii’sini gabari anlamında bastıran, algısını engelleyen bir uygulama olmuştur. Daha nötr, o kalıntıyı ortaya çıkaracak bir örtü olmalıydı. Uygulama geriye dönük olacak şekilde tekrar ele alınmalıdır. Sadece üst örtü için bir yarışmaya çıkılabilir.

YENİ MERAM GAZETESİ- Hüseyin TURGUT-Muhammet GÜMÜŞ



> Yeni Meram >Güncel > Konya Mimarlar Odası Başkanı Korumaz: “Konya’mızı birlikte inşa edelim”
HABER YORUMLARI