YAZARLAR

■ Tövbe bineği ne acaib binektir. Bir lâhzada sahibini zeminden semalara eriştirir.

***

Yöremizde Oğuz Türkleri ve Selçuklulardan kalma yemek kültürünün izleri hâlâ sürüyor. Yemek uzmanı aile dostumuz Dr. Nevin Halıcı, Konya’nın yemek geleneğinin çorbayla başlayıp, arkasından bütümetli patlıcan, su böreği ve baklava ile kısa aradan sonra bamya çorbasıyla yeniden başladığına vurgu yaparak etli dolma, yine etli bir yemek, sütlaç, zerde, pilav ve hoşaf sıralamasıyla son bulduğunu yazıyor. Halıcı, eskiden komşu kaldırmaları olduğunu, ani gelen konukların gün boyu ağırlandığını, uzun kış gecelerinde ‘yat geber yemeği’ çıkarıldığını da not düşüyor.

Konya yemeklerinin kültür ve geleneğinden söz edilince, Hz. Mevlana’nın öğrencilerinden Ateşbaz Veli diye anılan aşçıbaşı Yusuf Bin İzzettin’den satırbaşı açmak doğru olacaktır.

Yusuf Bin İzzettin,100 yaşında hakka yürüdü. Türbesi, Havzan Semti’nin üst tarafında, Meram Yeni Yol SSK Hastanesi’nin güneydoğusu Orgeneral Tural Mahallesi’ndedir. Dünyada adına türbe yaptırılan tek aşçıdır.

Hz. Mevlana’nın söyleşilerinde bulunarak olgunlaşan Ateşbaz, tasavvuf yolunda ileri derecelere kavuştu. Öğretisinde büyük şair ve düşünür Mevlana’nın şu sözlerinden etkilendi;

■ Gam görünce istiğfar et. Çünkü gam yaratıcının emri ile tesir eder. Allah dilerse bizzat gam ve sıkıntı sana neşe bile olabilir.

■ Allah bir kimsenin perdesini yırtmak isterse o kişiyi temiz insanları ayıplamaya sevk eder. Ayıbını örtmek dilerse o kimse ayıplı kimseler hakkında konuşamaz hale gelir. Yardım etmek isterse, ona dua ve yakarış kapısını açar.
■ Vakit keskin bir kılıçtır. Sufi, vakit oğludur. Yarın demez, anı değerlendirir.
■ Hangi kimsede tefekkür varsa, o kimse için her şeyde ibret vardır.

■ Sırların gönülde kalırsa, muradın çabuk gerçekleşir. Tohum toprağa gizlenirse yeşerir.

***

Yusuf Bin İzzettin, Hz. Mevlana’yı çok sever ve sayardı. Sürekli yanında kalmak onun en büyük amacıydı. Bunu sezen Hz. Mevlana, dergâhın aşçılığı ile görevlendirdi.

Yusuf bin İzzettin bir gün yemek pişireceği sırada dergâhta hiç odun kalmadığını gördü. Yemek zamanı yaklaştığından odun bulması zaman alacaktı. Mahcup biçimde Mevlana’nın huzuruna çıktı ve sordu;

“Mutfakta odun kalmamış ne yapayım?”

Hz. Mevlana, şaka yollu öneride bulundu

“Altına ayaklarını sokarak kazanı kaynat!”

Yûsuf Bin İzzettin, Hz. Mevlana’nın sözleri üzerine hemen mutfağa girdi ve söyleneni aynen yaptı. Ayak parmaklarından çıkan ateşle aşı pişirdi. Hz. Mevlana, duyunca kerametin açıklanmasını uygun bulmadı seslendi;

“Hay Ateşbaz hay!”

İzzettin, ateşle oynayan anlamını çağrıştıran “Ateşbaz” adıyla anılmaya başladı.

Bilgi Notu: Ateş-baz, Fars dilinde “ateşle oynayan” demektir, Mevlevî Tarikatı’nda ise mutfak anlamına gelmektedir. Lokma pişirilen ocağın bulunduğu yer de bu adla anılmaktadır. Mevlevi Tekkesi’nde dervişlerin terbiyesi için ayrılan odada bulunan beyaz posta Ateş-Baz-ı Veli Makamı denilirken kırmızı post ise Sultan Veled Makamı olarak nitelendirilmektedir.

■ Yemeklerin en kötüsü; tokların çağırıldığı, açların çağırılmadığı düğün yemeğidir.

■ Az ye, az söyle, az incit.

BİR DAMLA:

MİLETİN VE DİNİN GÜNEŞİ

Ateşbaz’ın Türbesi Selçuklu kümbetleri tipindedir. Kesme taşlardan sekiz köşeli gövdesi üzerine, tuğla ile örülmüş sekizgen piramit külah oturur. Türbenin kıblesinde küçük pencere üzerindeki kitabesi şöyledir:

“Bu kabir, kutlu şehit rahmetli İzzeddin oğlu, milletin ve dinin güneşi Yusuf Ateşbaz’ın kabridir. 684 yılı Recep Ayı’nın ortasında Allah’ın rahmetine kavuştu. Allah yarlığasın.”

> Yeni Meram >Yazarlar > KONYA’NIN YEMEK KÜLTÜRÜ
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.