YAZARLAR

***

“KİŞİ, kim olduğunu bilmek isterse kimleri sevdiğine baksın.

***

PEŞİN KONUŞMAK…

Konyaspor basın sözcüsü Ahmet Baydar’dan:

“…. Ama oyuncularımız taraftarımızın desteğiyle İstanbul Başakşehir’i mağlup ederek 3 maç aradan sonra yeniden galibiyet sevincini bizlere yaşatacaklar.”

Yine iddialı bir açıklama.

Yine dereyi görmeden paçaları sıvama!

Yine peşin konuşma…

Ancak konuşmakla yapmak arasında büyük fark var.

Kuşkusuz hepimiz galibiyet istiyoruz fakat yine de temkinli olmayı öneriyoruz.

*

İKİ FUTBOLCU…

Aradan hayli süre geçti.

Yaranın kapanması gerek.

Yani, Fener yenilgisini unutmamız gerek.

Maçı Erman Toroğlu özetlemişti:

“Kaleci Muslera olsaydı Konyaspor kazanırdı, hem de farklı!”

Geçelim hepsini…

Önümüzdeki hafta Başakşehir mücadelesi var. Ki, bu takım lider Akhisar Belediye’yi golcü Gekas’ı kilitleyerek tam 4-0 yendi.

Bu arada soralım:

Müzmin sakatlar Djalma ile Hasan Kabze önümüzdeki haftaya hazır olurlar mı? Veya Konyaspor’un başarısı bu iki futbolcuya mı kaldı?

***

GENÇ KALINDI…

Bayramda İzmir’deydim.

Gelişmeleri tam bilmiyorum.

Çünkü ne TV’ler ve ne de gazeteler gerek Konyaspor ve gerekse Selçukspor’dan hiç bahsetmiyorlar.

Konyaspor’dan sadece Fenerbahçe maçında Fenerbahçe’yi tartışırlarken parantez içinde üç-beş cümle kullandılar, o kadar.

Konya Anadolu Selçukspor’da beklenen nihayet gerçekleşmiş ve Konyalı genç teknik kişiler dururken kimin önerisiyle geldiğini bildiğimiz teknik direktör Zafer Turan gönderilmiş.

Geç alınmış bir karar.

Ama zararın neresinden dönerseniz kar.

Açıkçası ben, cetvelin dibine sıfır puanla demir atmış bir takımın bu haftaki Karagümrük deplasmanından puan çıkaracağını düşünmüyorum.

***

SPOR FIKRASI… : Beleşçi bir taraftar, futbol maçlarına para ödemeden girebilmenin yolunu bulmuş. Bu arkadaş, giriş kapısına gelip kapıdaki polise telaşlı bir ifadeyle, “Abicim çok acil bi durum oldu. İçeride maçı seyretmeye gelmiş bi abi var, hanımı aniden rahatsızlandı, hastaneye kaldırdık. Acilen bulup hastaneye yetiştirmem lazım” diyormuş ve ehliyetini rehin bırakarak içeri giriyormuş. Ama içeride maçı seyredecek kadar kalmak dikkat çekeceğinden, hemen diğer kapıya koşturarak oradan dışarıya çıkıyormuş. Çıkarken kapıdaki polise, “Abicim benim arabayı çekiyorlarmış, bi çıkıp bakayım ne oluyomuş. Problem varsa halledip geleyim” diyomuş. Tabii, ‘geri gelince tanısın’ diye de bu polise de kimliğini bırakıyormuş. Çıkar çıkmaz ilk girdiği kapıya koşturup, “Abicim Allah razı olsun, ben arkadaşı buldum. Diğer kapıdan çıktık. Şimdi benim ehliyeti alabilir miyim?” diyormuş ve ehliyeti kaptığı gibi çıktığı kapıya yollanıyormuş: “Abicim çok sağol. Ben araba işini hallettim. Kimliği alabilir miyim?” deyip kimliğini de alarak içeriye sağ salim giriyormuş.

> Yeni Meram >Yazarlar > Konuşmak ve yapmak
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.