YAZARLAR

Neredeyse kıskanç olmayan insan yoktur. Kıskanan neden kıskanır, niçin kıskanır? Kıskanmak için kendince haklı gerekçeleri nedir? Bu konu insanlar tarafından hep saklanmaya ve gizlenmeye çalışılmıştır.

Ancak kullanılan kelimeler, kurulan cümleler, beden dili bir insanın kıskançlığını ortaya koyar.

Kıskançlık öyle kolay saklanabilen, gizlenebilen bir şey değildir.

Kıskanç olduğunu açıkça söyleyebilen ve bunu yazan, çizen insanların sayısı sanırım çok fazla değil.

Kıskançlık nasıl belli olur denirse…

Bu nezaket içerisine saklanmış hal ve tavırda olabilir, bir bardak suda fırtına koparmaya çalışan yersiz öfke de.

Bakışlar, ani ilgiler, dalıp gitmeler, laf çarpmalar, muhatabını toplum içerisinde küçük düşürmeye çalışmalar, başarılı birinin ardından olmadık laflar etmeler, ilk akla gelen kıskançlık alametleridir.

Kıskananların kıskanmak yerine imrenmesi tavsiye edilmiştir. İmrenmek belki de, kıskançlık ateşini söndürebilecek en tesirli yangın söndürücüdür.

Kardeşini kıskanmakla başlar, kıskançlık. Aileye yeni gelen bebeğe gösterilen aşırı ilgi, abla kardeş iki kız kardeşin bebeklerini ve oyuncaklarını paylaşamaması, çocuklar arasındaki annem benim, babam benim sahiplenilmeleri bunlara birer örnektir.

Kıskancın uğraştığı, kıskandığı hususların sahibi çoğu kez, kıskanç olmayan birisidir.

O kıskanç olmayanda var olan meziyetlere, üstünlüklere, mevki ve makama, sosyal konuma erişememek kıskancı deli eder.

Senin ondan neyin eksik kışkırtmaları, içindeki canavarı uyandırmaya ve harekete geçirmeye sevk eder.

Türlü düzenler kurmaya başlar.

Kazdığı bütün kuyulara kendinin düşmesi karşısında, neden bunlar hep beni buluyor diye isyanlar etmesi şaşırtıcı gelebilir.

Ancak kıskanç için, bütün bu yaptıkları kıskanmak değil, bir haktır!…

Kalkıştığı işte samimiyet yoktur, iyi niyet yoktur. Hedefine ulaşsa dahi, bir türlü huzur bulamayan kalbi, ona rahat vermeyecektir.

Gönüle karanlıklar çökmeye başladı mı, siste yürüyen, yönünü kaybedenlere döner insan. Hele de bunun kıskançlıktan kaynaklandığını, düşünemeyecek kadar hırs içindeyse, tünelin ucundaki aydınlığı görmesi mucizelere kalır.

1981 yılında aramızdan ayrılan Sivas Şarkışlalı Aşık Ali İzzet Özkan, “ Mühür Gözlüm” türküsünde kıskançlığı bakın nasıl anlatıyor;

“Mühür gözlüm seni elden / Sakınırım kıskanırım / Uçan kuştan esen yelden / Sakınırım kıskanırım.
Kaviminden akrabandan / Kardeşinden öz babandan / Seni doğuran anandan / Sakınırım kıskanırım.
Havadaki turnalardan / Su içtiğin kurnalardan / Giyindiğin urbalardan / Sakınırım kıskanırım.
Beşikte yatan kuzundan /Hem oğlundan hem kızından / Ben seni senin gözünden/ Sakınırım kıskanırım.
Al’ İzzetim yoncalardan / Dokunduğun goncalardan / Yerdeki karıncalardan / Sakınırım kıskanırım.”

Bu kadar da kıskançlığa pes doğrusu diyebilirsiniz. Kıskançlığın üst sınırlarında gezinenler için, kıskançlık ne seven ne de sevilen için tahammül edilemeyen bir hal alır.

Kıskanç, bir şeyi kafasına koydu mu, herşeyi tarumar edebilir, ortalık yangın yerine dönebilir. Köprüleri atar, kırılan-kırılır, yarılan yarılır.

Kendince haklı olduğu fikrinden geri adım atmaz, atamaz. Bu dünyanın etme bulma dünyası olduğu fikrine hiç sıcak bakmaz.

Günah gibi, yanlış gibi, pişmanlık gibi, insani değil gibi, hiç bir fikir kıskancı yolundan döndüremez.

Bir çok kıskancın, muradına erdiğinde, sunduğu duygularının arasında sevginin zerresine bile rastlanmadığı hayretler içerisinde görülmüştür.

Vicdanı tartışmalı, merhameti kendine has, sadece kendisi için yaşayan, zafer anında bile mutluluğa ve huzura kavuşamayan bir insandır kıskanç.

Böyle olunca da, gönlü kararan, kıskançlıktan gözü dönen bir kıskancın, amacına ulaşmak için kurmadığı tuzak, tezgah, düzenek ve hile kalmaz.

Gelin ve kaynana arasında paylaşılamayan, birinin kocası, birinin oğlu olan adam, her iki kadın tarafından inadına kıskanılır. Kocasını kaynanasından, oğlunu gelininden kıskanan gelin-kaynana vakaları aramadığınız kadar çok.

Kardeşler arasındaki çocukluk yıllarından başlayan kıskançlık, ana-babanın çocuklarına olan dengeli davranışlarıyla çözümlenebilir.

Değilse anasının oğlu, babasının kızı sözleri ömür boyu devam eder.

Bir kızı seven delikanlıların kıskançlığı, bir delikanlıya aşık olan birden fazla kızın kıskançlığı da sıkça görülen kıskançlıklardır.

Herkes bilir ki, bir kızı yüz kişi ister, birisi alır. Delikanlılar içinde gönül kimi severse sevgili odur.

Bir dairede aynı makama göz dikenler arasındaki kıskançlıklar, laf taşımalar, birbirlerinin ayağını kaydırmaya çalışmalar ayyuka çıktığında, ya o çalışanlar başka yerlere dağtılmış, ya da dışarıdan biri o makama atanarak, kıskançların hevesleri kursaklarında bırakılmıştır.

İyi saz çalan bir insanın yeteneğini ben niye onun gibi çalamıyorum diye kıskanan insan, saz çalmayı geliştirse dahi o işe gönlünü, ruhunu veremediği için, kıskandığını geçemez.

Komşusu güzel yemek yapıyor diye, mahallenin bütün kadınları onu övüyor diye kıskanan bir kadın, ya yemeğin altını yakar, ya da tuzunu, biberini unutur.

Oysa, yemek yapan tabiri caizse o yemeğin içine sevgisini katmıştır.

Kıskananlar çatlasın diyen sözler, müzik parçaları var olsa da, kıskancın, kıskançla yaptığı mücadele iki akrebin birbiriyle yaptığı mücadeleye benzer. Kıskançlığa sebep olan her ne ise, çoğu kez ikisine de yâr olmaz.

Hz. Pir; Sen, kıskanç olmayana düzen kurup kıskançlık edersen, o kıskançlıktan gönlüne karanlıklar çöker, diyor.

Kıskançlar, kıskançlık yapmaya niyetlenenler gönüllerine karanlıklar çökmesini istemiyorlarsa, Hz. Pir’e kulak versinler. Gönüllerine şimdiye kadar çöken karanlıklardan da ders çıkarsınlar.

> Yeni Meram >Yazarlar > ‘Kıskançlık yapanın gönlüne karanlıklar çöker!’
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.