YAZARLAR

Siz insanlara iyiliği emredip de kendinizi unutuyor musunuz yoksa? Oysa siz kitabı okuyup duruyorsunuz. Siz hiç aklınızı kullanmıyor musunuz?
***

Bu, hep böyledir; kişi kendi noksanını görmez ya da görmek istemez, başkasının noksanını, hatasını bulmak için çalışır, çabalar. Bu yaklaşıma ister eleştiri deyin, isterseniz kıskançlık, gerçek olan şu ki özeleştiri değildir. Bu yaklaşım siyaset arenasında ve siyasal aktörler arasında yaşanır gider.
Bektaşı, Mevlevî’ye sormuş;

– Sizin hırkanızın yenleri neden bu kadar geniş olur?

Mevlevî yanıtlamış;
– Başkasında gördüğümüz kusurları gizlemek için!
Bu kez Mevlevi Bektaşi’ye sormuş;
– Ya sizin hırkalarınızın yenleri niye bu kadar dar olur?

Bektaşi de yanıtlamış;
– Biz kimsede kusur görmeyiz de.

Bir kez daha yinelersek;

İnsanlar, hata ve kusurlarını görmez, hep başkalarının hatalarına odaklanırlar. Aynayı kendilerine tutmaz başkalarını düzeltmeye çalışırlar. Ancak ne var ki bunun hiç faydası olmaz. İnsanlar, kendilerinin kusurlarının araştırılıp yüzlerine vurulmasını sevmezler.

“Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde”

Hz. Mevlana ünlü yapıtı Mesnevi’de anlatır,

Dört Hintli mescide girip namaza durdular. Bu sırada müezzin geldi. Hintlinin biri, namazda olduğunu unutarak sordu;

“ Ezanı okudun mu, yoksa namaza daha vakit var mı?”
Öbür Hintli, namazda iken, “sus be dedi, söz söyledin namazın bozuldu.
Üçüncüsü araya girdi ikincisine dedi ki;

“Amca ne diye onu kınamadasın, öğüdü kendine ver, senin de namazın bozuldu.”
Dördüncüsü konuştu;

“Allah’a hamdolsun dedi, üçü gibi ben de kuyuya düşmedim.”
Mevlana bunu anlatıp sonuca gelir; :

“Dördünün de namazı bozuldu; şunun bunun ayıbını söyleyenler daha da fazla yol yitirmişlerdir. “
Başkalarının kusurlarını araştıranlar bir gün kendi kusurlarıyla da baş başa kalırlar. Şair ve düşünür Molla Cami Baharistan adlı yapıtında anlatır; Ebu Tâlibin oğlu Akil- Muaviye söyleşisini Muaviye sorar;
– Ey Şamlılar! Allah’ın kitabında buyrulan 2 Ebû Leheb’in elleri kurusun ve kendisi kahrolsun’ ayetini duydunuz mu?

Şamlılar’dan “evet” yanıtı alan Muaviye
Ebû Leheb’in Akîl’in amcasıdır” dedi.
Bu kez Akîl sordu;

– Ey Şamlılar! Aynı sûre deki ‘Ebû

Leheb’in odun hamalı olan karısı…’ sözünü duydunuz mu?”

Şamlılar ” Duyduk” deyince Akîl konuştu
İşte o kadın da Muâviye’nin halasıdır.”
Molla Câmi bunu anlattır ve şu öğütü verir:

“Akıllı kişi kendi kusuruna bakar, başkasının ayıbını görmez. Senin olumsuzluklarını görmezden gelenin sen de kusuruna bakma.”

Hz. İsa’dan rivayet edilir ki:

“Allah’ı anmaksızın çok konuşmayın; sonra kalpleriniz katılaşır. Katı kalp Allah’tan uzaktır, fakat siz bilmezsiniz. Siz insanların günahlarına bakmayınız, kullar gibi kendi günahlarınıza bakınız. Çünkü insanlar günahlara dûçar olur ve ondan kurtulabilir. Belaya uğrayanlara acıyın.

Allah kuluna bir iyilik dileyince ona kendi kusurlarını gösterir. Derin görüşlü kişiye kusuru gizli kalmaz. Kusur bilinince tedavisi kolay olur. Fakat insanların çoğu kendi kusurlarının farkında değildir. Kardeşinin gözündeki çöpü görür, kendi gözündeki odunu görmez.

BİR DAMLA:

Ey insan, sana gelen her iyilik Allah’tandır, başına gelen her fenalık ise nefsindendir.

> Yeni Meram >Yazarlar > KİŞİ NOKSANINI BİLMEK GİBİ…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.