YAZARLAR

İlk yağmur damlası düştü
Kuru yapraklarına güzün.
Ardında kış kıyamet,
Dert, hüzün.

Alınyazısı hepsi… Kısmet…
Ha yazı, ha kışı geceyle gündüzün,
Kim bilir kaç günü kaldı
Ömrümüzün?

***

Yer gök, kar. Soğuklar dişini gösterip duruyor. Bu yıl kış çetin ve sert geçiyor. Mangal ve soba başı söyleşileri de hep kış üstünedir. Şarkılar, türküler, şiirler fıkralar, romanlar ve öyküler hep karı-kışı söyleşir, yazar, çizer.

Karacaoğlan 300 yıl önce söylemiş;

İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif diye
Deli gönül abdal olmuş
Gezer Elif Elif diye.

Bir balıkçı teknesinde donup ölmüş.

Tevfik Fikret yıllar önce bu günkü ahvalin sanki fotoğrafını çekmişte Balıkçılar şiirini yazmış;

■ Bugün açız yine evlatlarım diyordu peder,
Bugün açız yine; lakin yarın ümit ederim
Sular biraz daha sakinleşir… Ne çare kader!

Kış, kar, okul, yol, tren, vapur, uçak, otobüs, tatil, engel sözcükleri içinde bu yıl değişik bir kış geçiriyoruz. Ne diyor Fazıl Ahmet Aykaç;

Soğuk, karın yanında
İnatçı bir komiser .
İhtimal ki yarın da,
Ayaz Paşa kol gezer.

Kışın akla ne sığar,
Ne de yarar işleri.
Saçakların şimdi var,
Buzdan yapma dişleri.
***

Kış fantezisi;

– Selam, benim adım Selma .
– Selam, benimki de Özge, sen nasıl öldün?
– Donarak öldüm.
– Ne kadar korkunç.
– Yok o kadar kötü değildi, soğuktan titremem geçince ısınmaya başladım ve uyku bastı, sonunda huzur dolu bir ölüm.
– Peki sen nasıl öldün?
– Ağır bir kalp krizi geçirdim. Kocamın beni aldattığını sandım, onu iş üstünde yakalamak için eve erken geldim, fakat evde tek başına televizyon seyreder halde buldum.
– Sonra ne oldu?
– Kesinlikle evde başka bir kadının olduğundan emindim, bütün evi aramaya başladım. Çatıyı, yatakların altını her yeri aradım fakat bulamadım. Ararken aşırı yorulmuşum, kalp krizinden öldüm.
– Ah be güzelim bir de derin dondurucuya baksaydın, şu anda ikimiz de yaşıyor olacaktık…

***

Haftanın Fıkrası:

Minik serçe kış günü kar, tipi, rüzgâr, derken yuvasından düşmüş, titriyor.
Mandanın biri başka yer kalmamış gibi, gelmiş serçenin üzerine pislemiş. Serçe kızmış sonra pisliğin sıcaklığı hoşuna gitmiş sevincinden ötmeye başlamış.
Serçenin sesini duyan kedi koşup gelmiş, pençesini uzatmış;
“Tut, seni kurtarayım!”
Kedi, serçeyi kurtarmış, çekip almış. Serçe “ dünyada ne iyiler var” diye öterken kedi, kediliğini yapmış..

BİR DAMLA:

■Kışın sıcakta oturmak isteyenler, yazın terlemek zorundadır.

■Tabiat bir aynadır, hem de aynaların en parlağı.
■Başına dolu yağan dünyanın 4 bucağını fırtına içinde sanır.

> Yeni Meram >Yazarlar > KIŞ SÖYLEŞİLERİ
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.