YAZARLAR

Aşk deyince ilk akla gelen dünyevi aşklar olduğundan mı nedir, insanlar bülbül kesiliveriyorlar. Manevi aşk konusu açıldığında ise dut yemiş bülbül misali suskunları oynuyorlar.

Manevi aşklar üç günlük aşklara benzese neler olacak neler!

Yalancılar, üç kağıtçılar, göz boyayıcılar, yalanı doğru gibi söyleme konusunda üstad olanlar, doğrularla ve gerçeklerle işi olmayanlar “aşık” oluverecekler!

Aşka kan kusturanlar, aşkın boğazını sıkan sevgisizler, aşkla dalga geçen ilgisizler, aşkın manevi boyutunu merak dahi etmeyen bilgisizler, aşk üzerine ahkam kesecekler!

Hepsi o kadar!

Sevmesini bilmeyenler nasıl kanatlanacak, nasıl uçacaklar!

Yunus Emre gibi, ” Kuru idik yaş olduk, ayak idik baş olduk / Kanatlandık kuş olduk, uçtuk elhamdülillah” nasıl diyecekler?

Mümkün mü?

Manevi aşkın edebiyatını yapmaya kalkışmak bile, yapanın durumunu ve duruşunu ortaya koyar. Ya dinlenenlerden olur, yada foyası-boyası ortaya saçılanlardan!

Dünyevi aşkları kanatsız kuşlara döndürenler, aşkı şaşkın bir hale düşürüp, uçamasın, kaçamasın nereye doğru gitse iki adımda yakalansın diye düşünmüyorlar mı?

Ellerinde tuttuklarını sandıkları aşkın, aşkla uzaktan-yakından alakası olmadığını bir anlayabilselerdi?

Aşkın, sevgisizlere yakalanmayacağını bir bilebilselerdi!

Zaten, Aşka eğilimi olmayanların, aşka eğilimi ve meyli varmış gibi görünmesi aşka zulümdür!

Hatta, şöyle aşık, böyle aşık diye kendilerini birilerine anlattırsalar, övdürseler, öve öve göklere çıkarttırsalar, aşkı nedir ne değildir diye bakar bakmaz bilenler, tanıyanlar ey yalancı derler, çekilde aşka gölge etme! Ne kendini kandır, ne de aşık diye sana kananları!

Sevmesini bilmeyenin ne dünyevi, ne de manevi aşkı olur!

Dünyanın en zavallı, en garip, en boynu bükük, en çaresiz, en kimsesiz cümlelerinden biri haline gelen ” Seni seviyorum!” cümlesi ağızlarda çiğnene çiğnene sakızlara döndürüldü.

Sanmayın ki, sevmek denen kavram bir şey kaybetti.

Altın çamurların içine düşse, düşürülse, değerinden bir şey kaybeder mi?

Onu o çamurlara düşürenler, kıymet bilmeyenler, hatır-gönül tanımayanlar, çamurlara kendilerini attıklarını, çamurlar içinde süründüklerini, baştanbaşa çamur kesildiklerini ne zaman anlayacaklar?

Aşka eğilimi olmanın, sevmenin, kalplerin bir kuş gibi kanat çırpmasının, insanın elinde olmadığını, istenilse bile olamayacağını nasıl anlatsak?

Sev diyen, sev demedikçe, hiç bir kalbin bir başka kalbi sevemeyeceğini anlayışı kıt olanlara anlatamazsınız!

Günümüzün üç günlük hatta bir kaç saate sığdırılan, bir küs-bir barışık sürdürülen, öğle yemeğinden, akşam yemeğine kadar ömrü olmayan, “seni seviyorum” cümlelerinin karşılıklı defalarca söylendiği, çok kısa bir süre sonra herkesin kendi yoluna gittiği dünyevi aşkların ölçüsünü, endazesini anlayan var mı?

Böyle bir aşkta, aşka eğilim arayamazsınız, böyle bir aşk, sağlam bir birlikteliğe doğru, mutlu bir beraberliğe, mutlu bir yuva kurmaya doğru havalanamaz, kanat çırpamaz.

Yürümek, uçmak demek değildir çünkü!..

Sevgi denen kaynak tükenecek bir kaynak olmadığına göre, sevgimiz tükendi diyen yalancılar, kendi tükenişlerini aynalara baktıklarında neden göremiyorlar diye hiç düşündünüz mü?

Sevgi tacirlerinin mumunun yalancılar gibi ancak yatsıya kadar yanabileceği görüldüğü ve bilindiği halde, gözlerinde sevgi feri, kalplerinde sevgi kırıntısı olmayanların peşinden gidenlere, kapılarında kul-köle olanlara, başka alternatif mi var diyenlere, kanatsız kuşlarla uçamayacağınızı hala göremediniz mi, desek dinleyenlerden mi olacaklar?

Hz. Pir, “Kimin aşka eğilimi yoksa, kanatsız kuş gibidir.” derken kimleri kastediyor acaba diye isterseniz hep birlikte bir daha düşünelim!

> Yeni Meram >Yazarlar > ‘Kimin aşka eğilimi yoksa, kanatsız kuş gibidir!..’
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.