YAZARLAR

Balyoz davası çeşitli açılardan hep gündemde oldu, sürekli tartışıldı.

Yargı kararı açıklanınca da bir tartışma furyasıdır, aldı yürüdü.

Bir bölüm kararı siyasi buluyor.

Bir bölüm yargıyı haklı görüyor; adalet yerini buldu, diyor.

Yine bölündük, asgari müştereklerde buluşamadık. Tartışma ortamı tam bir Nasreddein Hoca fıkrası içeriğini yaşıyor;

Nasreddin Hoca ’ya bir şey sormuşlar;

Hoca yanıt vermiş;
“Sen haklısın!”
Karşısındaki sormuş, ona da aynı yanıt:
“Sen haklısın!”
Onları dinleyen üçüncü itiraz etmiş:
“Hocam bu nasıl iş, her ikisine de haklısın dedin?.”
Nasreddin Hoca başını sallamış;
“Sen de haklısın!”

Bize göre kim haklı?

Kafası karışan Sokaktaki vatandaşın “Kim haklı, sorusu da haklı!

Evet; kim haklı?

***

Madem “hak”tan satırbaşı açtık, devam edelim. “Hak” sözcüğünü telaffuz ettiğimizde hemen arkasından “hukuk” kavramı çağrışır.

■ Çok yönlü kavram olan hak üzerinde fikir birliğine varılmış kapsayıcı bir tanım bulunmamaktadır. Hak’kı genel olarak iradeyi temel alarak tanımlayanlar olmuştur. Buna göre hak;

Hukuk düzeni tarafından tanınan bir irade gücüdür.

Kişi, başka birine kendi iradesini kabul ettirebildiği, bu iradeye göre harekete zorlayabildiği takdirde hak sahibidir.

“Hak, çıkar temeline dayalı hukuken korunan ve bundan yararlanma yetkisi tanınan çıkar.” olarak tanımlanabilirken bir başka açıdan bakıldığında; “hukuken korunmasını istemek yetkisine sahip bulunduğumuz çıkardır” şeklinde hem iradeyi hem de çıkarı temel alarak da algılanabilmektedir.

Hak sahibi olmak, bir şey yapmaya yetkili olmak ya da bir şeyi isteme demektir. Hak, sahibine bir şeyi yapabilme yetkisi verirken, başkalarına da bu yetkinin kullanılmasına engel olmama, saygı gösterme yükümlülüğü getirmektedir. Hak, insanların ya da insan topluluklarının çeşitli ihtiyaçlarının karşılanması için dile getirdikleri istemlerin hukuk yoluyla düzenlenip güvenceye bağlanmasıdır. İnsanı hak sahibi yapan yetkinin ana kaynağı hukuk olabileceği gibi, sözleşme, davranış ya da istemin doğruluğu/ haklılığı düşüncesi de sayılabilir.

■ Bunu sen kendin hak ettin!
Kendini bir dizi tasarım içinde görüyorsun, sonunda da dağılıp gidiyor hepsi…
Çünkü kişi kendisine dışarıdan bakamaz…
Zira kişi kendisinin nasıl göründüğünü sahiden görmez, tahmin edebilir ancak…
Gerçi kişi kendine ‘Bu şartlar altında ben, bir başkası için ne derdim’ diye sorabilir…
Ama yanıt şu:
“Bilemezdim… Bilseydim de, o başkasıyla ilgili haklı olduğum konusunda bir şey söylemiş olmazdı.”
Kişinin kendi üzerine sığ bir yargıda bulunması; kendisini ucuz bir biçimde şu ya da bu komedinin ya da trajedinin oyuncusu sayması. Bunları bir başkası için yapması kadar iğrenç bir şey…
Düşün ki, başına ne gibi bir mutsuzluk, nasıl bir acı gelirse gelsin; bunu sen kendin hak ettin.

Yeniden başa dönersek; Balyoz davası çeşitli açılardan gündemde oldu, sürekli tartışıldı. Karardan sonra da tartışılıyor;

Bir bölüm kararı siyasi buluyor.

Bir bölüm yargıyı haklı görüyor.

Yine bölündük, asgari müştereklerde buluşamadık. Tartışmaların daha uzun süre devam edeceği de olasıdır;

Evet; kim haklı?

BİR DAMLA:

■ Haksızlıklara baş kaldırmayanlar, onlardan gelecek her türlü kötülüğe katlanmalıdır.

> Yeni Meram >Yazarlar > KİM HAKLI?
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.