YAZARLAR

Orucun anlamını hep, karşılıklı paslaşarak yemek daveti olarak gösterirler işlerine öyle gelir.

Sokaklarda sabaha kadar çöp karıştıranlar hiç akıllarına gelmez, ziyafet şeklini alan iftar davetlerinde ister kendi paraları, isterse devletin parası ile utanmadan, sıkılmadan boğazlarından geçen lokmalarla keyiflenir ve o insanların açlığını hiç umursamazlar.

Ramazan davulcusu para için gelince kapısına, yine Tanrı’ dan korkmadan, utanmadan, üç beş kuruşla, on karış suratla yollarlar ramazan emekçisini.

Bir kez bile akıllarına gelmez ‘ bu davulcuların aileleri nerede yaşarlar, nerede yatarlar, kaç kişiler?

Okulları dolaşıp, yırtık ayakkabı, yamalı elbise ile utana sıkıla okumaya gelen çocuklar onlar için önemsizdir. Kendi çocukları özel servislerde, özel okullarda okusun önemli olan kendi canı.

Ramazan boyunca verdiği üç kuruşluk bir hayır fakire bir yıl yeter, kendisi de Tanrıya görevini yapmanın huzuru ile bir yıl boyunca el vermez, yoksula düşküne.

Ona göre sadece kurbanda verdiği bir parça et bir yıl fakire yetiyorsa Ramazan’ın sadakası da bir yıl yeterli.

Ülkesinin yoksulunu, komşusunun yoksulluğunu, sokaktaki hayvanların açlığını göremeyen ve kendini insan zanneden zihniyetler unutmasınlar ki paylaşılmadan yenilen her lokma sadece Ramazan Ayı’nda değil, yılın her ayında kul hakkına girer.

Sıcak havalarda su bulamayan, yemek bulamayan, günlerce aç ve susuz gezen canlılar için; Su İşleri ve Orman Bakanlığı’nca yayınlanan, hazırlanan görsel ilanlar ve filmler, dileriz körelmiş kalpleri, katılaşmış yürekleri, orucu sadece aç kalmak olarak gören, kendine müslümanları uyandırır ve kapı önlerine, iş yerlerinin önüne bir kap su, bir kap yemek bıraktırır.

Yerel yöneticiler de dilerim sabahlara kadar çöpleri karıştıran insanların ailelerini, yaşamlarını, çocuklarının durumunu, inceleterek insan olarak yaratılmanın gereğini yaparlar.

Ama yine en kolay yolu seçerek; şefkat ve merhamette güneş gibi ol, sözünü yayınlayıp, her yere asıp görev bitti derler. Kendileri için yaptırdıkları adını hizmet binası koydukları saraylarına verdikleri, yaptıkları yatırımın kaç kişiye iş ve aş getireceğini bilmem düşündüler mi?

On bir ay aç gezin, on ikinci ayda yardımlaşalım diye bir mantık olamaz!

Yaşadığım sürece hiç yanılmadığım bir gözlemim; ne kadar çok kazanç, o kadar az, merhamet ve yardım.

Hem yoksula hem de hayvanlara ulaşanlar, açlığın, susuzluğun acısını bilenler oluyor.

En çok, hayvan hakları konusun da çok hassas olan Konya Müftülüğü’ne bağlı cami imamlarının, bir türlü cami duvarlarının bitişiğine geceleri

su bulabilmek için dolaşan sessiz canlara suluk koymamaları beni şaşırtıyor!

Öğretmenler ve din görevlileri bu konuda örnek alınmalı ve topluma örnek olmalılar.

Su İşleri ve Orman Bakanlığı dileriz, kendine Müslüman olanları uyandırır. Sadece Ramazan Ayı’nda değil, bütün bir yıl boyunca hem hayvanları hem de yoksul, yardıma muhtaç insanları görmelerini sağlar.

Konya Valiliği’ne ve İl Hayvan Hakları Kurulu Üyelerine de teşekkür ederiz.

Sayın Vali Yardımcımız Erol Özkan Bey ‘in başkanlığında her üç ayda bir yapılan toplantıları önemsemeleri, alınan kararların takip edilmesi ve uygulanması konusunda da Su İşleri ve Orman Bakanlığı 8. Bölge Müdürlüğü’ne de ayrıca sessiz canlar adına şükranlarımızı sunarız.

Konya’nın bu konuda kurumlar olarak düzenli çalışmasını bakanlık tüm illere örnek olarak göstermelidir.

> Yeni Meram >Yazarlar > KENDİNE MÜSLÜMAN OLANLARA,
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.