YAZARLAR

'Kenar-ı Diclede Bir Kurt Kapsa Koyunu Gelir De Adl-i İlahi Ömer'den Sorar Onu!'-Rıdvan Bülbül-Yeni Meram Gazetesi

■ Söylediğiniz zaman akrabanız da olsa
adalet yapın ve Allah’a verdiğiniz sözü tutun.(Kur’an-ı Kerim 6/152)
■ Adalet güzeldir. Fakat devlet büyüklerinde olsa daha güzeldir. (Hadis-i Şerif)
■ Bir saat adaletle karar vermek, bin saatlik ibadetten hayırlıdır. (Hz. Muhammed)
■ Adaleti bilmeyen, kurt yavrusunu emziren keçiye benzer. (Mesnevi’den)
***
Hukuk bilgesi, Hanefi mezhebinin kurucusu İmam-ı Azam Ebû Hanife, bilimsel etkinlikleri yanında ticaretle de uğraşan zengin bir kişiydi. Gündüz öğleye kadar mescitte öğrenicilerine ders verir, öğleden sonra da ticari işlerine bakardı. (VIII. yüzyıl) Ders verdiği sırada bir adam mescidin kapısından seslendi;
– Ya imam, gemin battı!
(Ticari mal taşıyan gemileri vardı)
İmam-ı Azam, tereddütten sonra dedi ki;
“Elhamdülillah!”
Aynı adam sonra yine gelip haber verdi;
“Ya imam, bir yanlışlık oldu batan gemi senin değilmiş!”.
İmam bu yeni habere de karşılık verdi;
“Elhamdülillah!”
Haber getiren kişi hayrete düştü;
“Ya imam, gemin battı diye haber getirdik “Elhamdülillah” dedin; batan geminin seninki olmadığını söyledim yine “Elhamdülillah” dedin. Bu nasıl hamdetme böyle? “
İmam-ı Azam açıkladı;
“ Sen gemin battı diye haber getirdiğinde iç âlemimi, kalbimi şöyle bir yokladım. Dünya malının yok olmasından, elden çıkmasından dolayı en küçük bir üzüntü yoktu. Bu nedenle Allah’a hamdettim. Batan geminin benim olmadığı haberini üzerine de aynı şeyi yaptım. Dünya malına kavuşmaktan kalbimde bir sevinç yoktu.Bu ilgisizliği bağışladığı için de Allah’a şükrettim.”
***
İslâm dünyasında Kur’an’dan sonra en güvenilir kaynak Sahih-i Buhari adındaki hadis kitabıdır. İsmail el-Buhari’nin
Hz. Peygamberin hadislerini toplamaya kendini adadığı yeni bir hadis duymak ve almak için dere tepe dolaştığı, günlerce, haftalarca yol aldığı sıralardaydı. Kendisine birçok sahabi ile görüştüğü bilinen birinden söz edildi.Daha önce yaptığı gibi uzun bir yol alarak bahsedilen adamı buldu. O, adam bu sırada kazığından boşanmış devesini boş torba ile aldatarak yakalamaya çalışıyordu. İsmail
el-Buhari, adama bir şey sormadan geri döndü. Niçin boş döndüğünü, hadis not etmediğini soranlara şöyle konuştu;
“Devesini aldatarak yakalamaya çalışan adamın rivayet edeceği hadise güvenmem”
***
Dört Hintli mescitte namaza durmuş ibadet ediyorlardı. Bu sıra müezzin içeriye girdi. Hintlilerden biri farkında olmadan konuştu;
“Ey müezzin ezanı okudun mu, yoksa vakit daha var mı?”
İkinci Hintli;
“Sus!… konuştun namazın bozuldu.”
Üçüncü Hintli diğer Hintliyi eleştirdi;
“Sen onu kınayacağına kendine bak, kendi derdine yan!”
Dördüncü Hintli söze karıştı;
“Allah’a hamdolsun, üçünüz gibi kuyuya düşmedim konuşup namazımı bozmadım.”
Böylece farkında olmadan dördünün de namazı bozulmuş oldu.
***
İmam-ı Azam’la herhangi konuda tartışmaya girip de galip çıkan görülmemişti. Hem derya gibi ilmi, hem herkese nasip olmayan zeka ve mantığı sayesinde hepsinden galip çıkıyordu. Abbasi Halifesi Memun, İmam-ı Azam’ı Kufe’ye kadı yapmak istediğinden kendisini çağırdı, niyetini açıkladı. Ancak İmam-ı Azam yönetimin yanlışlıklarına alet olmamak için bu öneriyi kabul etmedi ve dedi ki;
“Ben kadılık yapamam!”
Oysa, O en iyi kadılık yapacak donanım ve yeteneğe sahipti. Bu nedenle Halife sert çıktı;
“Yalan söylüyorsun, kadılık yaparsın! “
İmam-ı Azam yanıt verdi;
“ Eğer ben yalan söylüyorsam, yalan söylediğim için kadılık yapamam, çünkü yalancıdan kadı olmaz. Eğer “yapamam” dediysem ve zaman doğru söylüyorsam, sözümün gereği olarak kadılık yapamam. O halde her iki halde de kadılık yapamam.”

Bir Aslan tuzağa yakalanır ve yaralanır. Ayağını tuzaktan kurtardıktan sonra kuytuya saklanır; yarası ağırdır, yerde inlemektedir.
Yakınlarından bir kaplumbağa geçer, aslanın inlemelerini duyar, yanına gelir ve der ki;
“Geçmiş olsun arkadaş, nedir bu halin?”
Aslan “Yaralandım” diye yanıt verir.
Kaplumbağa üsteler:
“Az önce arkadaşlar ava çıkmışlardı, sakın yanlışlıkla seni yaralamış olmasın.”
Aslan başını çevirerek konuşur:
“Beni bu yara öldürmez, ama bu halimde senden bu sözü işitmek öldürür!”

Adamın biri ailesini geçindirebilmek için çok zahmetli işi yapıyor, yine de ancak kıt kanaat bir nafaka sağlayabiliyordu. Bir gün sabahın kör karanlığında şehre odun taşırken birden dermanı kesiliverdi.Yükünü büyük kayanın üzerine bıraktı, kendisi de oturdu ve yaşamından,yoksulluğundan sızlanmaya başladı. sonra ağzından şu sözler döküldü:
“Ey ölüm neredesin, gel de beni kurtar!”
O anda karşısında ölüm belirdi;
“İşte buradayım, söyle ne istiyorsun?”
Adam şaşırdı, durakladı sonra şöyle dedi;
“Şey, şu yükü tek başıma sırtıma alamıyorum. Bir el versen de yüklenip yoluma gitsem…”

Hz. Ali anlatıyor:
“Bir gün Ömer’i, binekli olarak ve telaş içinde, giderken gördüm ve sordum;
“Ya emire’l-müminin nereye gidiyorsun?”
Yanıt verdi;
“Devlete ait develerden biri kaçmış, onu aramaya gidiyorum!”
“İnan ki, senden sonra bu milleti idare edecek olanlara ağır bir yük bırakıyorsun! Herkes senin yaptığını yapamaz!”
Bunun üzerine Hz. Ömer şöyle konuştu:
“Hz.Muhammed aleyhissalatü vesselamı, hak Peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, Fırat kenarında bir oğlak kaybolsa (yahut bir kurt bir koyunu kapsa) korkarım ki kıyamet gününde onun bile hesabı Ömer’den sorulur!
Kenar-ı Diclede bir kurt kapsa koyunu,
Gelir de adl-i ilâhi Ömer’den sorar onu!”

> Yeni Meram >Yazarlar > ‘Kenar-ı Diclede Bir Kurt Kapsa Koyunu Gelir De Adl-i İlahi Ömer’den Sorar Onu!’
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.